01 Şubat 2020 03:28

Çok mu komik!

Paylaş

Her parmağında bir marifet Taika Waititi bu kez tartışmaya açık bir filmle karşımızda. Oyuncu, yönetmen ve aynı zamanda senarist olarak onlarca filmde yer alan Waititi, bu işlere merak salmadan önce de çeşitli sanat disiplinlerinde eser vermiş bir kişi. Bu hafta gösterime giren filmi “Tavşan Jojo” ile film ve uyarlama senaryo dalında Oscar adayı. Ki kendisi sinema kariyerinin henüz başında 2005 yılında “Two Cars, One Night” ile kısa film dalında bu ödüle aday olmuştu.

2007 tarihli ilk uzun metrajı “Kartal Köpek Balığına Karşı”nın (Eagle vs. Shark) ardından 2014’de “Aylak Vampirler” (What We Do in the Shadows) ile karşımıza çıktığında kendine has mizahının temel özellikleri ortaya çıkmıştı Taika Waititi’nin. Komedinin kodlarıyla oynamaktan zevk alıyor adeta. Bir yandan da “Thor: Ragnarok” gibi filmleri yöneterek ana akımda iyi işler çıkarabileceğinin sinyallerini veriyor. Yönetmenin bu hafta itibarıyla salonlarda gösterilmeye başlanan ve çokça tartışılan filmi “Tavşan Jojo” daha çok 2010 tarihli “Boy” ve 2016 tarihli “Vahşiler Firarda”yı getiriyor akla ama. Bu iki film de ergenliğin başlangıcındaki çocukların baba figürleriyle ilişkisini mizah yoluyla anlatıyordu. “Tavşan Jojo”yu tartışmalı yapan şey ise “Hitler”in komedi malzemesi olarak kullanılmasının, meselenin ciddiyetini azaltıp azaltmadığına dair yorumlar.

Öncelikle “Herkes ve her şey mizahın malzemesi olabilir mi” sorusuna, “İlkesel olarak evet, ama bazı kişi ve mevzuların altına girmek oldukça riskli olabiliyor. Altından kalkmanın neredeyse imkansız olduğu, durumun ciddiyetini sulandırma riskinin yer aldığı mevzuları komedi malzemesi yaparken çok dikkatli olunması gerektiğini söylemek gerek” cevabını verelim kendimizce.

“Tavşan Jojo”, İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesine sayılı günler kala kendisini Nazi ülküsüne adamış on yaşındaki Jojo’nun dünyasına götürüyor bizleri. İyi bir Nazi olmak için çalışan, hayali arkadaşı Hitler ile konuşmalar yapan Jojo babasının savaşta olduğunu sanmaktadır. Nazi gençlik kampında kaza geçirince bir süre evde yaşamak zorunda kalır. Annesinin tavan arasında sakladığı Yahudi bir genç kızı keşfetmesi bildiği bütün ezberlerin de sarsılmasına neden olacaktır.

“Tavşan Jojo” akla ister istemez Roberto Benigni’nin 1998 tarihli “Hayat Güzeldir” filmini getiriyor. Toplama kampına götürüldüklerinde oğluna savaşın ve yaşadıklarının bir oyun olduğunu söyleyen babanın hikayesini anlatan bu komedi filmi o dönem çokça tartışılmıştı. Gerçeklerin ağırlığını yumuşattığı, meseleyi sulandırdığı gibi eleştirilere maruz kalmıştı. Her ne kadar Oscar’a uzanmış olsa da bugün bile konuya yaklaşımıyla tartışmalı bir film olarak kabul ediliyor. “Tavşan Jojo” da öyle olacak muhtemelen. Ancak, bu filmin “Hayat Güzeldir”den farkları var. Çünkü bazı şeyleri çok iyi becerirken, bazı meseleler sıkıntı yaratıyor. Örneğin, Jojo’nun Nazi iktidarını eğlenceli bir dünya olarak kurgulaması, dünyanın içine düştüğü durumdan bihaber oluşunu görebiliyoruz. Her ergen çocuk gibi çoğunluk tarafından kabul edilme çabasının bir ürünü olarak Nazi aygıtının bir parçası olmaya çalışıyor. Özünde ise iyi bir çocuk. Bu yüzden yolda yürürken asılmış partizanları gördüğünde yüzünü çeviriyor. Ama annesi zorla bakmasını ve gerçeği kavramasını istiyor. Tavan arasında saklanan Elsa ile karşılaştığında Yahudilere karşı kafasında yer eden düşünceleri sorgulamaya başlıyor. Bu bakımdan bir büyüme hikayesi olduğunu bile söyleyebiliriz. Jojo’nun evde olmayan babası yerine koyduğu Hitler ile hesaplaşması, ön yargılarından kurtulması, gerçekleri ağır ağır kabul etmesine doğru ilerleyen bir büyüme hikayesi…Ama bu yazının bir de “öte yandan” kısmı olacak…

Hitler’in sinemada komik tasvirleri daha yaşarken yapılmaya başlanmıştı. Charlie Chaplin’in “Büyük Diktatör”ü ve Ernst Lubitsch’ın “Olmak ya da Olmamak”ı örneğin. Gerçi Chaplin’in savaş sonrasında, yaşananlardan sonra çekseydi böyle olmayacağını söylediği rivayet edilir. Ya da ağırlıklı olarak Hitler’in son günlerine odaklanan ve onu bir canavar gibi temsil etmek yerine “Hayır o da bizim gibi bir insandı ve biz onu buralara getirdik” demeye çalışan yapımlar da oldu. Örneğin 2005 tarihli “Çöküş” filmi gibi. Kanımca Hitler hakkında çekilmiş en iyi filmlerden birisi buydu. Bir de kıymeti pek bilinmeyen 2004 tarihli “Genç Hitler”i saymak gerek. Hitler’in ve Nazi Almanya’sının komedi yoluyla temsilinin mevzuyu sulandırmak gibi bir riski var. Hitler ve benzerlerinin aptal, düşük zekalı olarak kodlanması, savundukları şeylerin ciddiye alınır bir taraflarının olmadığı gibi yaklaşımların yanlış bir kavrayışa neden olmasından bahsediyorum. Şöyle anlatırsam daha anlaşılır olacak belki. Misal ABD’de Trump’un konuşmalarının ve söylediklerinin mizah malzemesi yapılması. Misal, Brezilya’nın aşırı sağcı Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, Leonardo Di Caprio’nun Amazon bölgesindeki yangınlara maddi teşvik verdiğini söyledi. Komik sanılabilir ama değil çünkü bunun ciddi bir alıcısı var. Ülkedeki milyonlarca insan tarafından doğru kabul ediliyor. Misal Türkiye Cumhurbaşkanı geçen hafta “Basın özgürlüğü konusunda hassasiyetimizi bilen bilir” dedi.

Çok mu komik. Değil işte!

TAVŞAN JOJO

ORİJİNAL ADI: JoJo Rabbit
YÖNETMEN: Taika Waititi   
OYUNCULAR:  Roman Griffin Davis, Thomasin McKenzie, Scarlett Johansson, Taika Waititi, Sam Rockwell, Rebel Wilson  
YAPIM: 2019 ABD
SÜRE: 118 dk.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...