28 Mayıs 2019 00:34

AKP, "Oylarımız çalındı" yalanıyla bu seçimi kazanabilir mi?

Paylaş

1 Nisan’dan beri, hele de İstanbul seçiminin iptal edildiği 6 Mayıs 2019’dan beri, Erdoğan ve Yıldırım, “31 Mart’ta seçimi biz kazanmıştık ama oylarımız çalındı” diyerek yanıp yakınıyorlar. Ama bu yalana, bırakalım AKP’ye oy vermeyen vatandaşları, AKP’ye oy veren vicdan sahibi kişiler de inanmıyor. Hatta medya ve siyasette AKP sözcülüğü yapan pek çok kişi  de bunu belirli ortamlarda, eleştirilerini yumuşatarak da olsa (havuz medyasındaki köşelerinde) yansıtıyorlar.

Ancak, gerek Erdoğan ve Yıldırım, gerekse AKP sözcüleri ile medyadaki “münadileri”, eskisinden bile fazla “Oylarımız çalındı”, “Oylarımız iç edildi” gürültüsünü sürdürüyorlar.

Elbette ki, “Oylar çalındıysa kim çaldı, nasıl çaldı?”, “İktidarı 17 yıldır elinde tutan bir partinin adayının oyları nasıl çalınabilir?” sorularına verdikleri yanıt da; “Sandık kurullarındaki görevliler, tipine bakıp bu AKP’ye oy verir diye düşündükleri seçmenlere büyükşehir pusulası vermediler” şeklindeki trajikomik iddianın ötesine geçmiş değil.

AKP GÖRMEZDEN GELSE DE GERÇEKLER VAR

“Hiçbir şey olmasa bile kesin bir şeyler oldu” gibi, siyaset tarihindeki en saçma sözler sıralamasında üst sırarda yer alacak bir tezle seçim iptal ettirmeyi başaran AKP, öyle anlaşılıyor ki, 23 Haziran’daki seçimi de onun kadar inanılmaz olan, “Oylarımız çalındı” mağduriyet örtüsü arkasına saklanarak kazanacağını ummaktadır.

Ama burada Erdoğan başta olmak üzere AKP propagandası üç önemli şeyi gözden kaçırmaktadır:

  1. Seçimin “YSK 7’lisinin oyları”yla değil halkın oylarıyla kazanılacağını...
  2. Seçim sonucunun; İmamoğlu’nun kazandığı seçimin iptal edilmesiyle iradesine sahip çıkma kararlılığı artmış, dahası 31 Mart’ta Yıldırım’a oy vermiş ama geçen süre içinde bir vicdan muhasebesi yapma imkanı bulmuş olan, ülkesi ve kendi geleceği için sorumluluk hisseden vatandaşların oylarıyla belirleneceğini...
  3. En büyük kozu olan “inandırıcılığı”nı da yitirmiş AKP için yalan ve demagojiyle, “Atı alanın Üsküdar’ı geçtiği” katakullilerine dayanan bir kampanyayla, seçimi kendi lehlerine çevirme döneminin sona erdiğini.

AKP bu üç önemli gerçeği görmezden gelerek, elindeki medya ve devlet gücünü kullanarak bu gerçekleri aşabileceğini düşünüyor görünüyor.

"KUYRUKLU YALAN"I VE AKP BELEDİYECİLİĞİNİ TEŞHİRE DEVAM

Peki, onca birikime sahip AKP propagandası, “gözden kaçırıyor” dediğimiz bu gerçekleri, gerçekten görmüyor mu, yoksa görmezlikten gelmek zorunda mı kalıyor?

Olup bitene bakarsak, bu sorunun yanıtı, “gözden kaçırmak zorunda kalıyor” biçimindedir.

Başka bir söyleyişle AKP, “çaresiz” olduğu için böyle bir yalana sarılmak zorunda kalıyor.

Çünkü gelinen yerde;

- AKP’nin halka, “Ben şöyle belediyecilik yapacağım ve bugün karşı karşıya olunan sorunları şöyle çözeceğim” diyebileceği hiçbir vaadinin olmadığı,

- Rantçı belediyeciliğin AKP’nin şahsında, “belediyelerin kaynaklarının yandaş sermayeye yağmalatılması”, belediye şirketlerinin “AKP’nin arpalığı” haline getirilmesi olduğu ortaya çıkmıştır.

Bu yüzden AKP, her ne kadar inandırıcı olmasa da, “Oylarımız çalındı” yalanının üstünden bir mağduriyet yaratarak, kapağı 23 Haziran’a atmayı amaçlayan bir seçim kampanyası yürütmektir.

Kuşkusuz ki, burada ilerici demokrat güçler, “Oylarımız çalındı!” yalanına, “Tipine bakılarak Yıldırım’a oy vereceği anlaşılan seçmene oy pusulası verilmedi” kuyruğu takılarak “kuyruklu yalan”a dönüştürülen AKP’nin ana kampanya malzemesini derinlemesine teşhir etmeye devam edeceklerdir.

Ama bununla da yetinmeyecekler, uzunca bir zamandan beri AKP’nin yönetiminde bulunduğu belediyelerin imkanlarının yandaş sermayeye nasıl yağmalatıldığının belgelerini de halkın ilgisine bilgisine sunma yükümlülüğünü yerine getireceklerdir.

AKP belediyeciliği köşeye sıkışmıştır, yalandan başka sarılacağı bir dayanağı kalmamıştır. Bu dayanaklarının çökmesiyle de belediyelerdeki çöküşü tescillenecektir.

Ve sonrası da gelecektir!


BİZ MÜCADELE ETTİKÇE TURHANLAR YAŞAMAYA DEVAM EDECEK

Turhan’ı (Yalçın), benim de Emek Partisi’nin kuruluşundan beri tanığım için çok mutlu ve şanslı olduğum, partisinin her işine koşma enerjisiyle dolu örnek parti işçisini kaybettik!

Emek Partisi’nin ve onu yakından tanıma fırsatı bulan herkesin başı sağolsun!

Ankara’da şöyle ya da böyle emek mücadelesi veren, demokrasi mücadelesi içinde olan emekçiler, ilericiler, demokratlar, devrimciler onu grev, gösteri, miting gibi her eylemden tanırlar. Çünkü Ankara’da onun, elinde bildirisiyle, afişiyle, özellikle de gazetesi Evrensel’le gitmediği bir eylem herhalde olmamıştır.

Emek Partililer onu, partinin kurulduğu günden beri, her eylemlerinde olduğu gibi partinin iç toplantılarında bile kitap standının başında, gazetenin dağıtımında, çay ocağında... Gençlik kampının yemekhanesinde bulaşıkları yıkarken ya da gazete dağıtırken... Üstlendiği her işi aynı büyük bir ciddiyet, disiplin ve özveriyle, bir “parti görevi” bilinciyle yaparken tanıdılar.

Şimdi kamplarda, miting alanlarında, yürüyüşlerde gözlerimiz, kucağında gazetesiyle Turhan’ı arayacak, onun yokluğunu yüreğimizin bir yanında hep hissedeceğiz.

Mücadele sürdükçe Turhan, önden giden öteki dostlarımızın, yoldaşlarımızın yanındaki yerini alacak, yaşamaya devam edecektir.

Yeter ki, bizler mücadeleyi, Turhan’ın azim ve kararlılığını, alçak gönüllülüğünü, parti işçiliğini örnek alarak sürdürelim!

Herhalde Turhan son sözün söyleyebilseydi, “Yokluğunu hissettirmemek için elimizden geleni yapmamızı” isterdi.

Onun bu son isteğini yerine getirmek için, her birimizin elimizden gelenin fazlasını yapmamız gerektiği de çok açık.

Turhan ve Turhanlar böyle yaşamaya devam ederler.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...