Türkiye’de casus, Hollanda’da hâlâ gazeteci


03 Ekim 2018 04:57

Geçtiğimiz Cuma günü, sevgili dostum, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ile ‘Röportaj’ isimli gazetecilik dayanışma kuruluşunun davetlisi olarak Türkiye’de basın özgürlüğünün durumuna ilişkin bir söyleşi için Amsterdam’daydık. Röportaj, Evrensel Muhabiri Metin Göktepe’nin 1996 yılında görevi başındayken polislerce gözaltına alınarak dövülerek öldürülmesinin ardından, Türkiye’de baskı altında olan gazetecilerle dayanışmak ve basın özgürlüğünü desteklemek amacıyla kurulmuş olan bir vakıf.

Hollanda Gazeteciler Sendikası Genel Sekreteri Thomas Bruning ve Hollanda Sosyalist Parti Milletvekili Saadet Karabulut’un da katıldığı konferansta, Türkiye’de tutuklu meslektaşlarımızın durumunu ve basın özgürlüğü bakımından hali ahvalimizi konuştuk.

Bu vesileyle Metin’e ve onun çalışma arkadaşı, aynı zamanda ‘Röportaj’ vakfında büyük emeği bulunan isimlerden, geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz dostumuz Mehmet Ülger’e de bir selam göndermiş olalım.

Hollanda’da bulunduğumuz süre içinde, ‘Hollanda kamuoyu neleri tartışıyor?’ sorusuna da yanıt aradık.

Aldığımız yanıtlar içinde Türkiye ile de kesişen, aslında dünyanın birçok başka ülkesi ile de kesişen bir gündem öne çıkıyordu. Hollanda hükümetinin, Suriye’deki cihadist örgütlere verdiği destek. Hollandalı gazeteciler Milena Holdert ve Ghassan Dahhan’ın yaptıkları araştırmalar, Hollanda hükümetinin 2015 ile 2018’in ilk çeyreğine kadar toplamda 22 gruba ‘öldürücü olmayan’ lojistik malzeme gönderdiğini ortaya çıkarmış. Sonra başkaları da işlemiş.

Haber 10 Eylül 2018 günü Ghassan Dahhan tarafından Trouw gazetesinde, Milena Holdert tarafından da haber programı Nieuwsuur’da yayımlanmış.

İki gazeteci, araştırma sonuçlarını, görüş almak için Hollanda Dışişleri Bakanlığına da vermiş ve bakanlık parlamentoya bir mektup göndererek Suriye’deki gruplara yapılan yardımların durdurulduğunu açıklamış.

Hollanda Dışişleri Bakanlığı, Suriye’deki “ılımlı grupları” desteklediklerini iddia ederken, bu grupların insancıl savaş hukukunu gözettiğini ve aşırı gruplarla birlikte hareket etmediğini öne sürüyor. Yardım gerekçelerini de tüm bunlara ek olarak, Suriye’de politik bir çözümü hedefledikleri biçiminde açıklıyor.

Hollanda parlamentosunun, bu yardımlar hakkında bilgi sahibi olma çabası ise şu ana kadar sonuçsuz kaldı. Hükümet, ‘devlet sırrı’ gerekçesini öne sürüyor.

Hollanda hükümetinin desteklediği Suriye’deki gruplardan bilinenlerden bazılar şunlar: Sultan Murad, Süleyman Şah, Özgür İdlip Ordusu, Tugay 51, Jabhat al Shamiya.

Hollanda hükümetinin Suriye’deki gruplara gönderdiği malzemeler ise şunlar: Toyota Hilux ve Isuzu D-max pickup arabaları, üniformalar, uydu telefonları, laptoplar, matraslar, sırt çantaları, gıda ve kameralar. Gazetecilere konuşan grup sözcüleri Hollanda’nın yardımlarından memnun kaldıklarını ve bu yardımları silahlı mücadelede kullandıklarını belirtiyorlar.

Hükümet aksini iddia etse de, bu gruplardan bir tanesi olan Jabhat al-Shamiya Hollanda’da iddia makamı tarafından terörist olarak nitelendiriliyor.

Hollandalı gazeteciler, Hollandalı yetkililerin, yardım edilen bu gruplardan birinin temsilcileri ile Antep’te görüştüklerini de yazdılar.

Ortaya çıkan fotoğrafın gösterdiği gerçek şöyle özetlenebilir. Birçok batılı ülkenin dahil olduğu, çok büyük bir yıkıma ve insani drama yol açan Suriye savaşına Hollanda da, Ortadoğu haritası yeniden çizilirken kendisinin de masada bir biçimde pozisyonu olabilmesi için ‘lojistik’ diye nitelediği araçlarla da olsa dahil olmuş. Ve Hollandalı gazeteciler bunu ifşa edince de, hükümet ‘devlet sırrı’ diyerek ayrıntılara girmeden de olsa kabul etmiş. Ama bunu yazan gazeteciler yargılanmadıkları gibi, hükümet tarafından şu ana kadar ‘casuslukla’ ya da ‘hainlikle’ suçlanmış değil. Hiçbiri ne yargılandı, ne kurşunlandı, ne de kendisini ülkesini terk etmek zorunda hissetti.

Bunda kuşkusuz Hollanda Basın Sendikasının da bir parçası olduğu demokratik birikimin de bir rolü var.

Darısı başımıza!

www.evrensel.net
ETİKETLER Hollanda, Suriye, gazeteci