22 Şubat 2015 05:00

Saltanatınız yalan, kartopu gerçek!

Paylaş

Fotoğraf, bir faşist yobaz tarafından katledilen gazeteci kardeşimiz Nuh’un cenazesinden…
Anne Çiğdem Köklü, elindeki kartopunu canı ciğeri oğlunun tabutuna doğru uzatmaktadır...
Muhtelif kasalarda istifledikleri banknotlar dışında bu hayatı gerçekten zenginleştiren herşeye düşman barbarlık, bu fotoğraftan yansıyan gerçeği hiç okuyamayacak...
Ne yazık onlara!

Karda kartopu da oynanır gibi en sıradan insani hoşluğu bile tahammül edilmez bulan zavallı bir ‘tür’ün mucitleri; dillerinde besmele, boğazlarına kadar battıkları o harami servetleri içinde ne sefil bir yoksulluk içinde olduklarını hiç anlayamayacaklar...

Soluklanabileceğimiz en küçük bir pencereyi bile hayatımızdan söküp (ç)almak için sağımızı solumuzu kuşatmış haşereleriyle üzerimize çullanan gürûhun nasıl bir açmaz içerisinde olduğunu anlamak zor değil aslında. Kızlı erkekli gençlerin kartopu sevincini bile tehdit olarak algılayan, üzerimize boca edilen bu tek sesli-renksizliğin senaristleri nereden bilsinler; bu yaşlı annenin elinden birazdan evladının mezarına bırakılacak o kartopunu da politikleştirdiklerini?

Hayatımızın en ‘sıradan’ güzellikleri bile politiktir artık!
Her biri bir savunma konusudur...
Her biri bir mücadele aracıdır...  
Çimdiğimiz dereler, içtiğimiz kaynaklar, gölgesinde soluklandığımız ağaçlar, sırtımızı dayadığımız taşlar, kayalar, çakıllar, kuşlar, börtü böcek,… ve dahi Özgecan’larımızın yalnız gezmeleri, gençlerimizin bir solukluk kar eğlencesi, ya da Nuh’un annesinin elinden canı oğlunun mezarına konulan o kartopu…
Hepsi de politiktir, faşist yobazın camından sekip bu düzenin çanına vurmakta, asabını bozmaktadır.
***
“Deli raporum var, bana bi’şey olmaz” demiş ya Nuh Köklü’nün katili... Onlar ‘Yeni Türkiye’nin aklıyla ‘durumdan vazife çıkaran’ akıllılardır aslında! Bu karanlık ‘yeni’, sokakta nasıl yeniden üretilecek yoksa, toplumsal derinliği nasıl sağlanacak? Onun ‘ideolojik’ normları günlük yaşamda, semtte, sokakta nasıl yayılacak, nasıl denetlenecek?... Her faşist kurumsallaşmanın gereksindiği bu lanet olası lümpen ‘sivil’ ağ, bugün de resmi ‘Yeni Türkiye’nin kendiliğinden ya da organik parçası, mütemmim cüzü haline gelmektedir.
İşte satırlı, palalı bu düzen bekçilerinin dayanakları öyle ‘deli raporları’ falan değil. “Benim esnafım gerektiğinde alperendir, polistir, hakimdir…” manifestosundan yayılan o pis kokulu nefretçi, kinci hegemonyaya sırtlarını dayayıp, birilerinin bir yerlerinin ‘kılı’ olmanın mest edici rahatlığıyla sallamaktalar kamaları.
‘Yeni Türkiye’nin mucitleri, sesimizi kesmek, hayatımıza ayar vermek, gerektiğinde canımıza kastetmek için ortalığa saldıkları puştları sarıp sarmalayıp koruyabilir, ‘deli raporlarıyla’ da kurtarabilirler.
Ama dönüp tarihin çöplüğüne bakabilir, kendilerinin sayısız kopyasını orada bulabilirler.
Ki, bütün harami saltanatları gibi bunlar da, bilimum puşt zulalarıyla birlikte insanlığın ulu divanında yargılanacak, paçalarını kurtaracak hiçbir ‘deli raporu’ da bulamayacaklar…
Bugün hayatımıza hükmettikleri o kudretli ihtişamın, hikmetinden sual olunmaz iktidarın, dehşetli zorbalığın, aslında ne kadar da ‘yalan’ olduğunu şaşarak görecekler…
“Hey gidi hey, iktidar yalanmış meğer” diyecekler bir gün ve biz onlara Nuh’u yeniden hatırlatacağız:
Evet beyler, iktidarınız yalanmış ama kartopu gerçek işte!

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa