29 Haziran 2014 07:28

Boktan bir yazı

Dünya üzerinde 2.5 milyar insanın insani düzeyde bir tuvalete erişimi yok. Peki bu tablonun sorumlusu kim?

Boktan bir yazı
Paylaş

Elif GÖRGÜ

Mayıs sonunda Hindistan’ta iki kız çocuğu- biri 14 diğeri 16 yaşındaydı- gece sokakta tecavüz edilerek öldürüldü. Evlerinde tuvalet yoktu ve milyonlarca Hint kadının, kız çocuğunun yaptığı gibi gecenin en karanlık, ayıpların en görünmez olduğu anda tuvaletlerini yapabilmek için dışarı çıkmak zorundalardı.
Bugün 7 milyarlık dünyada 6 milyar insanın cep telefonu var ama 2.5 milyar insanın, insani düzeyde bir tuvalete erişimi yok, 1 milyar 100 milyonu da tuvaletini ‘dışarıya’ yapıyor. Geri kalanlara “vicdanınıza sıçayım” deme hakkı olan tam 1 milyar 1 milyon insan... Bunların 700 milyonu Hindistan’da ve Hint kadınları gündüz utandıkları için gece ölümü göze alırken biz bu bilgiyle utanmadan yaşayıp gidiyoruz işte... Bu arada dünyanın en zengin azınlığı ortalama 12 tuvaletli malikanelerde yaşıyor...

EMPERYALİZMİN SIÇTIĞI...

Nüfusun 10 milyon olduğu eski Fransız/Belçika sömürgesi Kongo’nun başkenti Kinsaşa’da atıkların suyla taşındığı tek bir kanalizasyon sistemi bile bulunmuyor. Kenya’nın Nairobi’sindeki gecekondu mahallelerinde 40 bin kişiye 10 tuvalet çukuru düşüyor. “Uçan tuvaletler”le aynı yüzyılı paylaşıyoruz. Kenya yoksulları tuvalet bulamayınca bir poşete dışkılıyor, ağzını kapatıyor ve gücü yettiğince uzağa atıyor. Kapitalizmin megakentlerinde yoksulların kanalizasyon sistemi kol kaslarından oluşuyor, artık nereye kadar giderse... Kenya’nın bir başka kenti Mathare’de 28 bin kişi başına iki tuvaletin düştüğü gecekondu mahalleleri var. Aynı bölgede özelleştirilen umumi tuvaletleri kullanmanın bedeli ise 6 ABD senti.
Tuvalet ve kanalizasyon sorunu yaşayan ülkelerin Asya ve Afrika’nın, batı yarıkürenin emperyalist devletlerinin eski kolonileri olduğuna dikkat çekmek lazım, emperyalizmin tüm zenginliğini yiyip bitirdikten sonra içine edip bıraktığı ülkeler onlar. Kimi bağımsızlığını savaşarak almış, kahramanlık destanları yazmış olsa da Mahatma Gandhi’ye bile “Hıfzıssıhha bağımsızlıktan daha önemlidir” dedirtecek sorunlar, yoksulluk ve el değiştiren ama sınıf değiştirmeyen sömürü ile birlikte hayatta kalmış durumda.  
Devam edelim.. Savaşlardan başını kaldıramayan ülkelerden Uganda’nın Kampala kentinin 3 milyon nüfusunun yarısından fazlası hıfzıssıhha hizmetlerine ulaşamıyor. Eve hijyenik bir tuvalet yaptırmanın bedeli 500 dolar, ancak bir Kampalalı emekçinin evine bir yılda girebilen para da ancak bu kadar.
Çok eskiye gitmeye de gerek yok, ABD ordusunun1991’den bu yana Irak’a yönelik saldırılarında ilk bombaları attığı yerler arasında kanalizasyonlar ve içme suyu kanalları da vardı ve sadece yok edilmediler, kimyasal silahlarla kirlendiler de. O yüzden bugün Irak’ın yaşadığı önemli sorunlardan biri IŞİD ise diğeri alt yapı hizmetleri. Irak nüfusunun ancak yarısının içilebilir suya erişimi var. Başkent Bağdat’ta bile hanelerin ancak yüzde 10’u bir kanalizasyon sistemine bağlı.  

ELİ SUYA DEĞMEYENLER

Emperyalizmin bu pisliği yıkamakla temizlenseydi bile dünya yoksulları o suyu bulamayabilirdi. Her yıl 1.5 milyon çocuk ishalden ölüyor ve bu çocukların yüzde 40’ı ellerini sabunlu suyla yıkayabilseydi ölmeyecekti. İshalin en büyük nedeni temiz suya ulaşılamıyor olması.
Dünya nüfusunun sadece 63’ünün temiz su, kanalizasyon, tuvalet gibi düzgün hıfzıssıhha hizmetlerine ulaşımı var. Gecekondularda yaşayan tam 1 milyar insanın eli temiz, güvenilir suya değmiyor.  Her yıl 1.2 milyon insan da sıtmadan ölüyor ve yüzde 90’ı yine küçük çocuklar.
Bu arada insanın boşaltım sisteminin de kârlı çalıştığını kapitalizm 1980’lerde keşfetmiş. Umumi tuvaletlerin özelleştirilmesiyle tam anlamıyla bok gibi para kazanılmış.
“Paralı tuvalet sanayi” en çok da üçüncü dünyanın gecekondu bölgelerinde büyümüş. Gana’da 1981 yılında askeri yönetim umumi tuvaletler için bir tarifeyi bizzat kendi hazırlamış ve 90’larda tuvaletler özelleştirilmiş. Gana’da bir ailenin günlük özel tuvalet kullanım masrafı asgari ücretin yüzde 10’una kadar yükselmiş.
Tuvalet sorununun ciddi boyutlara ulaştığı ülkelerde, belki iyi niyetle başlayan ‘ucuz ve hijyenik özel tuvaletler’ benzeri kişisel girişimler de neredeyse bir sektör oluşturmuş durumda ve kazancın yoksulda değil şirkette olduğu kesin.

NEOLİBERALİZMİN ‘SÜRDÜRÜLEBİLİR SIÇMA’SI

Bu girişimcilerin en çok giriştiği kentlerden biri Kenya’nın başkenti Nairobi. ABD’de bir üniversite sınıfında geliştirilen “Ferah Yaşam/Fresh Life” adlı ucuz tuvalet projesi kentin gecekondu mahallelerini pilot bölge seçmiş. PeePoople yani “Çiş İnsanlar” gibi muhteşem(!) isimli İsveç merkezli proje ise Nairobi yoksullarına tek kullanımlık ve 3 Kenya şilini karşılığı hijyen poşetleri satma üzerine kurulu. Bir başka şirket ise Türkçe’ye “Tuvalet AVM” olarak çevirebileceğimiz “Toilet Malls” adı verilen özel umumi tuvaletleri geliştirmiş ve günde 30 bin insanın kullandığı 40 hijyenik tuvalet farklı bölgelere yerleştirilmiş.
Böyle daha nicesi var ama hepsi kalıcı çözüm sunmayan, belki bir kesimin ihtiyacını karşılayabilecek ve icat edene para kazandıran projeler. Kimi insan dışkısını gübreye dönüştüren ve oradan da köylülere ucuza satan sistemlere sahip ki tamam, kirliliğin bir bölümünü önlemek için iyi fikir olsa da bu “sürdürülebilir sıçma” durumunun dünyanın yoksullarının sorununu çözmesinin mümkün olmadığını kabul etmek gerekiyor.

TARİHİN KANALİZASYON SİSTEMİ

“Kentin bu mahallesinde ne lağım vardır, ne evlerin özel helaları; o yüzden de en azından elli bin kişinin dışkısı ve öteki çöpler gece boyunca yollardaki yağmur suyu kanallarına atılır ve (çöpçülerin günlük çabalarına karşın) bir yandan bir pislik yığını olarak, bir yandan yaydığı pis kokuyla, hem sağlığa karşı aşırı ölçüde tehdit oluşturur, hem koku ve görünümüyle rahatsızlık vericidir”.
Friedrich Engels, İngiltere’de Emekçi Sınıfın Durumu’nda sarf ettiği bu sözlerle 170 yıl öncesinin işçi mahallelerini anlatıyordu. 170 yıl sonra bugün 1 milyar insan benzer şekilde kent gecekondularında yaşıyor ve 170 yıl boyunca kapitalizm, insani koşullarda, ucuz, hijyenik, alt yapı sorunu olmayan konut sorununu -zaten sorunu yaraten kendisiyken- çözmeyeceğini sayısız defa kanıtladı.
Tarihin kanalizasyonuna atılması gerekenin üzerine çekilecek sifonu elinde tutan milyarlar şu tuvaleti bir temizlese mi artık...

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Daha fazla kalkınamayız, kalkınmamalıyız

SONRAKİ HABER

EMEP: Bolivya’da ABD destekli darbeyi kınıyoruz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa