Nükleer tehlikenin kaygısı dahi yeter

Nükleer tehlikenin kaygısı dahi yeter

Manisa’nın Köprübaşı ilçesi yakınlarındaki eski uranyum madeninde yaşanan nükleer skandalı Evrensel Gazetesine değerlendiren Prof. Dr. Tolga Yarman böyle bir kaygının varlığının dahi yetkilileri harekete geçirmesi gerektiğini ifade etti.

Özer AKDEMİR
İzmir

Manisa’nın Köprübaşı ilçesi yakınlarındaki eski uranyum madeninde yaşanan nükleer skandalla ilgili tartışmalar boyutlanıyor. Geçtiğimiz günlerde, uzmanlar tarafından Manisa’nın Köprübaşı ilçesinde normal değerlerin tam 140 katı radyasyon ölçümü yapılmıştı. Değerler, nükleer çöplük skandalı olarak bilinen İzmir Gaziemir’de eski kurşun fabrikasının atıklarının bulunduğu bölgede yapılan ölçümlerin tam 20 katı çıkmış ve yapılan değer ölçümleri, evrensel tarafından anbean belgelenmişti.  

KAYGISI DAHİ YETKİLİLERİ HAREKETE GEÇİRMELİ

Haberimiz üzerine görüştüğümüz ülkemizdeki nükleer enerji konusundaki uzmanların başında gelen Prof. Dr. Tolga Yarman, böyle bir kaygının varlığının dahi yetkilileri harekete geçirmesi gerektiğini ifade etti.

Manisa Köprübaşında 10 bin ton kadar bir doğal uranyumun bulunduğunu epey zamandır bildiğini belirterek, “Bu yuvarlak iki Keban barajına denk gelecek güçte bir nükleer santralin ömrü boyunca gereksindiği yakıtı sağlayacak bir nükleer yakıt hacmi demek” dedi. Şimdiye kadar söz konusu mevkide herhangi bir şekilde nükleer yakıt üretiminin ilk evrelerini teşkil eden, “sarı pasta” denilen üretimi olduğunu duymadığını aktaran Yarman, “Ben duymadıysam, kim biliyor buna da şaşırırım. Fakat anlatılanlardan, oralarda işaret ettiğim türden gayretlerin sarf edildiğine dair işaretler algılıyorum. İlgili bilgi hem MTA’nın hem TAEK’in kayıtlarında muhakkak olmalı. Yoksa çok şaşırırım. Her halükarda çevrede açık ve yaygın bir radyoaktivite kaynadığı bulunduğunu (yanılmayı çok dileyerek ifade ediyorum) sezinliyorum. Böylesi bir kaygı dahi yetkililer hemen harekete geçirmelidir. Yetkililerin muhakkak bir araştırma yapmaları ve sonuçları hepimize duyurmaları gerekmektedir” dedi.  

ÖLÇÜLEN GAMA IŞINI OLAMAZ

Alanda gama ışını ölçüldüğü ile ilgili bilgiyi şüpheyle karşıladığını söyleyen Yarman, uranyumun gama değil alfa ışıdığını söyledi. Gama ölçülmesi durumunda bunun üzerinde ayrıca durulması gerektiğine işaret eden Yarman, “Gama ışınları nasıl ölçülmüş olabilir?” sorumuza şu yanıtı verdi: “Aklıma gelen, olsa olsa kozmik ışınlardan dünyaya nötronların geldiği, bu nötronların bazılarının maden yatağındaki uranyum atom çekirdekleri ile etkileşmeye girdiği ve fizyona sebebiyet verdiği geliyor. Çok az miktarda olmakla beraber, ölçülen Gama ışını mı, keza beta ışını mı” böyle bir süreçten kaynaklanabilir. Ancak bunun için uranyum madeni yüzeyde olmalı. Öteki türlü sözünü ettiğim nötronların toprağı karışıp, orada işaret ettiğimiz mekanizmayı tetiklemesi olası değil.”

Yarman, kamuoyunu teskin etmek için şu bilgiyi vermenin doğru ocağını belirtti; “Alfaların havadaki  menzili birkaç santimdir. Dolayısıyla sahanın yakınına gidilmedikçe hiçbir sorun yoktur. Ancak madenden rüzgarla savrulabilecek ve uranyum içeren toz zerrecikleri solunursa -ki bu çok muhtemeldir- o taktirde tehlike çanları çalar. Çünkü solunan uranyum vücut içinde bozunur. Bu durumda bilhassa çocuklar ve kadınlar için endişe ederim. Dolayısıyla sahanın yalnız çiftle çevrilerek korunma altına alınması yetmez, aynı zamanda orada uranyum içerebilecek tozun kalkmamasına, etrafa savrulmamasına yönelik önlemler geliştirilmesi gerekir.”  

Bölgedeki kanser olayları ve anomali doğumlarla ilgili araştırmaların mutlaka yapılması gerektiğine vurgu yapan Yarman, “Uranyum madeninden bir şekilde süzülerek gelmiş olabilecek yağmur suları ya da yer altı suları oralarda radyoaktif unsurları taşıyor olabilir. Bu sular içiliyor mu? Bu soruların da muhakkak ele alınması gerekir diye düşünüyorum. Civar köylerde oturanların ölüm yaşlarının ortalamasının, daha uzaktaki köylerde oturanların ölüm yaşlarının ortalaması ile karşılaştırmak da önemli diye düşünüyorum” dedi.

KENDİNE GÜVENEN GELSİN BİRLİKTE ÖLÇELİM

Köprü başındaki uranyum madeninin işletildiği ve burada nükleer yakıt ürünü olan sarı pastanın elde edildiği ile ilgili bilgilerin bilinmemesinin ilginç bulduğunu söyleyen Yard. Doç. Dr. Enver Yaser Küçükgül, gama ışını ölçümü ile ilgili Yarman’ın itirazları ile ilgili, “Açıkça söylüyorum; kendine güvenen cihazını alsın gelsin! Ortada ölçülen net değerler var. İtirazı olan gelir gideriz alana birlikte ölçeriz” dedi. Küçükgül, devlet kurumlarının bir an önce harekete geçmesi gerektiğini belirterek, “30-40 yıldır alınmayan çevresel önlemler derhal alınmalı” dedi.

www.evrensel.net