Gebze'de viyadük çöktü, olayla ilgili yayın yasağı getirildi

Gebze'de viyadük çöktü. 4 işçi enkaz altında kaldı, 3 işçinin cansız bedenine ulaşıldı.

28 Kasım 2018 11:56
Son Düzenlenme Tarihi: 29 Kasım 2018 18:58
Paylaş

Kocaeli'nin Gebze ilçesinde, Kuzey Marmara Otoyolu kapsamında inşaatı devam eden 7 nolu viyadükte, beton blok montajı sırasında çökme meydana geldi. Blokla birlikte 30 metreden düşen 4 işçi enkazın altında kaldı. Enkazdan 3 işçinin cansız bedeni çıkarıldı. 2 işçinin cenazesi düzenlenen törenlerle toprağa verildi.

Olay Kuzey Marmara Otoyolu projesi kapsamında yapılan, Gebze Tavşanlı mevkiindeki 7 nolu viyadük inşaatında meydana geldi. Viyadük başlık ayağı montajının yapıldığı sırada çökme oldu. Yaklaşık 30 metre yükseklikte bulunan viyadükte çalışan 4 işçi, blokla birlikte düşerek enkazın altında kaldı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda sağlık ve arama kurtarma ekibi sevk edildi. Ekipler hemen işçilerin enkazın altından çıkarılması için çalışma başlattı.

KOCAELİ VALİLİĞİ SON DURUMU AÇIKLADI

Enkazdan yaralı olarak kurtarılan Kani Öztürk (40), ambulansla Darıca Farabi Devlet Hastanesi'ne kaldırılmış, çalışmalar kapsamında 2 işçinin ise cenazesine ulaşılmıştı. Kocaeli Valiliği, 23.14 itibarıyla enkaz altında kalan son işçinin cansız bedenine de ulaşıldığı ve verilen bilgiler kapsamında enkaz altında başka bir işçinin kalmadığının değerlendirildiğini açıkladı. AFAD İl Müdürü Salim Tekoğul da "Firma şu anda enkaz altında hayatını kaybetmiş başka bir işçi olmadığı noktasında yüzde 99 oranında bilgi veriyor" diye konuştu

BETON BLOK 30 METRE YÜKSEKLİKTEN YERE ÇAKILDI

İki ayak arasında yapılan beton bloğun montajı sırasında meydana gelen çökmeyle düşüp, tonlarca enkaz altında kalan işçileri kurtarma çalışmalarına diğer işçiler de katıldı. Olay yerindeki bazı işçilerin, sinir krizi geçirdiği görüldü. Bu işçilere de sağlık ekipleri müdahalede bulundu.Bölgeye ayrıca İstanbul ve Kocaeli ilçelerinden itfaiye ekipleri ile AFAD ekipleri de sevk edildi.

Enkaz altında kalan işçilerin kurtarılması için enkazdaki beton bloklardaki demirler kaynak makineleri ile kesilerek betonlar kaldırılmaya başlandı. Enkaz altında kalan 1 işçi ile temas kurulduğu öğrenilirken, kurtarma çalışmaları devam ediyor. Bölgedeki zeminin çok engebeli ve çamur olduğu, ekiplerin bölgeye ulaşmakta güçlük çektiği de bildirildi.

İNCELEME BAŞLATILDI

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Gebze'de yol çalışması sırasında yaşanan kaza ile ilgili iki müfettiş görevlendirdiğini ve olayla ilgili incelemenin başlatıldığını duyurdu.

Karayolları Genel Müdürlüğü de olayla ilgili inceleme başlatıldığını açıkladı. 

BİLİRKİŞİ İNCELEME YAPTI

Alanda, bilirkişi heyeti olayın gerçekleşmesinden bir gün sonra 29 Kasım günü incelemede bulundu. Jandarma, AFAD ve firma yetkililerinin de hazır bulunduğu incelemede, viyadüğün alt kısmından beton numuneleri alındı. Hava koşullarının kötü olması nedeniyle heyet, viyadüğün üst kısmından örnek alamadı. Bilirkişi heyeti, daha sonra şantiyeye geçerek firma yetkililerinden bilgi aldı. Kazayla ilgili görevlendirilen 2 savcı ile bilirkişi heyetinin bölgedeki incelemelerinin devam edeceği öğrenildi. İncelemelerin ardından enkaz kaldırma ve temizlik çalışması yapılacak.

Fotoğraf: AA

ÖZTÜRK YILMAZ SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

Kuzey Marmara Otoyolu'nun Kocaeli-Gebze kesiminde viyadük çalışmaları sırasında düşen beton blokun altında kalan işçilerden Öztürk Yılmaz, toprağa verildi.

Yılmaz için Ümraniye Ihlamurkuyu Camisi'de cenaze töreni düzenlendi.

Törene, Yılmaz'ın eşi Nurcan, oğlu Batuhan, kızı İrem ile aile yakınları ve vatandaşlar katıldı. Yılmaz'ın ailesi, namaz öncesi cami avlusunda taziyeleri kabul etti.

Öztürk Yılmaz'ın naaşı, ikinci vakti kılınan cenaze namazının andından Ihlamurkuyu Mezarlığı'na defnedildi.

Fotoğraf: AA

SIDDIK CANPOLAT'IN CENAZESİ TOPRAĞA VERİLDİ

Kuzey Marmara Otoyolu'nun Kocaeli-Gebze kesiminde viyadük çalışmaları sırasında düşen beton blokun altında kalan Sıddık Canpolat'ın cenazesi, Kocaeli'nin Darıca ilçesinde defnedildi.

Dün meydana gelen iş cinayeti sonucu hayatını kaybeden evli ve 3 çocuk babası Sıddık Canpolat (45) için, Darıca ilçesi Nene Hatun Mahallesi'ndeki Kars Digor Bostankaraköy Derneği önünde taziye çadırı kuruldu.

Burada taziyeleri kabul eden baba Hüseyin Canpolat ile kardeşlerinin güçlükle ayakta durduğu görüldü.

İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan alınan Canpolat'ın cenazesi, daha sonra Nene Hatun Mahallesi Merkez Camisi'ne getirildi. Burada Canpolat'ın yakınları taziyeleri kabul ederken, gözyaşlarına hakim olamayan anne Fatma Canpolat ve eşi Fatma Canpolat ile kardeşlerinin ayakta durmakta güçlük çektiği görüldü.

Canpolat'ın cenazesi, ikindi vakti kılınan namazın ardından, Pelitli Mezarlığı'nda toprağa verildi.

İKİ KARDEŞ DEMİRLERE TUTUNARAK DÜŞMEKTEN KURTULDU

Öte yandan, Sıddık Canpolat'ın 6 aydır kardeşleri Ali ve Mustafa Canpolat ile beraber aynı yerde çalıştığı, dünkü olay sırasında Mustafa Canpolat'ın, platformun diğer tarafında demirlere tutunarak düşmekten kurtulduğu öğrenildi.

Kars Digor Bostankaraköy Derneği Başkanı Şehmuz Canpolat, AA muhabirine yaptığı açıklamada, amcaoğlu olan Sıddık Canpolat'ın viyadükte çalıştığını belirterek, “Yanında Mustafa ve Ali kardeşi vardı. Mustafa son anda demire tutunarak kurtulmuş. Maalesef ağabeyini kurtaramadı. Arkasında bir eş, 3 çocuk bıraktı. 3 yaşında bir kızı var. Bir gün önce babasını arıyor, 'Baba ben senin ayaklarını kanlar içinde gördüm, eve gel' diyor. Mesaiye kaldığı zamanlar şantiyede kaldığı oluyordu” dedi. Canpolat, iş cinayetlerine karşı daha fazla önlemler alınması gerektiğini de sözlerine ekledi.

'KAZA DEĞİL RESMEN CİNAYET'

Yaşamını yitiren Mehmet Sıddık Canpolat'ın kayınpederi Mehmet Canpolat ise "Bu kaza değil. 30 saat geçti firmadan kimse gelmedi. Bu insanlık dışı. En azından bir gelir başsağlığı dilerler, bir telefon açarlar. 300 tonluk beton üzerine düşmüş ve 12 saatte cenaze tanınmaz hale gelmiş. 3 çocuğu vardı. 20 gün önce de bir akrabamız 3. havalimanında düşerek ölmüştü" dedi.

YAYIN YASAĞI GETİRİLDİ

Bu arada Kocaeli Valiliği tarafından yapılan açıklamada konuyla ilgili yayın yasağı getirildiği açıklandı.  

“…İş kazası ile ilgili Gebze 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan 28.11.2018 tarih ve 2018/3514 D.iş sayılı kararında; Kuzey Anadolu Otoyolu inşaatı Gebze İlçesi Tavşanlı Mahallesi kısmında yer alan Osmangazi Köprüsü bağlantı yolundaki Viyadük inşaatı çalışmaları sırasında meydana gelen iş kazasında göçük altında bulunan yaralıların çıkarılmaları çalışmaları devam etmekte olduğundan, toplum sağlığının ve ahlakının zedelenmemesi, kamuoyunun yanlış bilgilendirilmemesi ve çalışmaların sekteye uğramaması için, kamunun menfaati olduğundan olayla ilgili olarak yazılı ve internet üzerinden yapılacak yayınların 5187 sayılı Basın Kanununun 3/2 Maddesi gereğince yayın yasağı kararı verilmiştir.” Açıklaması yapıldı. 

TGS'DEN YAYIN YASAĞINA TEPKİ

Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş tarafından yapılan açıklamada, “Böylesi üzücü bir olayın hemen arkasından daha işçiler enkazın altından çıkarılmamışken yayın yasağı getirilmesi, hele de bunun gazetecilik mesleğinin aşağılanarak yapılmasını reddediyoruz. Hakimlerin, savcıların görevi gazeteciye nasıl haber yapacağını öğretmek değil bu iş cinayetini aydınlatmaktır. Bu iş cinayetinde araştırılmasının istenmediği konular çalışanların kaç saat çalıştığı mıdır? İş güvenliği tedbirlerinin alınıp alınmadığı mıdır? Sendikalarının olup olmadığı mıdır? Ölen işçiler ile isimleri dahi gizlenen şirket sahipleri arasında kaç tane taşeron şirket olduğu mudur? Gazeteciler söz konusu insan hayatı ve kamu çıkarı olduğu sürece yayın yasaklarına uymayacak gerçekleri halk ile buluşturacaktır” ifadeleri kullanıldı.

BASIN-İŞ: GAZETECİLİK BETONA GÖMÜLMEYECEK

DİSK Basın-İş de yayın yasağına tepki göstrerek “Gazetecilik betona gömülmeyecek” dedi. Açıklamada, “Her gün işçi cinayeti işleniyor. İstatistik olmaktan öteye gitmeyen bu gerçeklik karşısında gazetecilerin basın kuruluşlarının görevi açıktır. İş güvenliği koşullarını sorgulamak, taşeron ya da ana yüklenici firmanın sorumluluğunu araştırmak gazeteciliğin esasıdır. Yoksa nasıl çıkar gerçekler aydınlığa... AKP döneminde palazlandırılan, borçları silinen, halka hakaret eden bir işverene ait olan Kuzey Marmara Otoyolu inşaatında işçiler hayatını kaybetti. Aslında bir cinayet işlendi. İnşaatı devam eden viyadükteki beton bloğun düşmesi sonucu işçiler enkaz altında kaldı. 3 işçi öldü, biri de ağır yaralandı. Çorlu tren faciasında olduğu gibi sorular sorulmasın, kamuoyu aydınlatılmasın diye ilk refleks yayın yasağının getirilmesi oldu. Gerekçe ise ‘toplum ahlakının zedelenmemesi’ imiş! Ahlak gerçeklerle yüzleşebilmekle korunur. Gazeteciler ve basın kuruluşları bu görevden birinci derecede sorumludur. İşçilerin, yakınlarının çığlıklarının duyulmasını istemediler bir kez daha... Gerçekleri çok taptıkları inşaatların betonuna gömmek istediler. Biz haber yapmakta, halkın haber alma hakkına sahip çıkmakta ısrarımızı sürdüreceğiz. Bu yasakları tanımıyoruz. Gazetecilik betona gömülmeyecek” denildi. 

'BETON BLOĞUN YERLEŞTİRİLMESİ AŞAMASINDA KAZA MEYDANA GELDİ'

Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoy, "Bu 10.55 sıralarında meydana gelen kaza. Arama kurtarma ekipleri, AFAD, 112 ve itfaiyemiz olay yerinde. AKUT ekiplerimiz olay yerinde kurtarma çalışmalarına devam ediyor. Henüz kesin olmamakla birlikte enkaz altında 4 işçimizin olabileceği yönünde bilgiler var. Şu anda kurtarma çalışmaları büyük bir titizlikle sürdürülüyor. Umarım enkaz altından sağ olarak bu işçilerimizi kurtarırız. İlk bilgilere göre viyadük çalışması sırasında, beton bloğun yerleştirilmesi aşamasında kaza meydana geliyor. Nedenleri konusu tabii teknik incelemeden sonra netleşir. Şu aşamada söyleyeceğimiz bilgiler çok doğru olmaz. İnceleme yapıldıktan sonra daha sağlıklı bilgilere ulaşmış olacağız. İşçilerden bir kişiyle bilinci açık olduğu ve konuşulduğuna dair bilgimiz var ama bunlar ön bilgiler. Henüz daha somut bilgi ve sayı konusu arama kurtarma çalışmaları tamamlandıktan sonra ortaya çıkacak. İnşallah arama kurtarma çalışmalarımız olumlu bir neticeyle sonuçlanır. Bütün imkanlar kullanılarak arama kurtarma çalışmaları devam ediyor.  En kısa zamanda onların kurtarılması yönünde çalışmalar devam edecek. Aldığımız bilgilere göre beton bloğun çok ağır olması nedeniyle onun doğrudan kaldırılması biraz zor olması bakımından, beton blok parçalanarak kaldırılma yöntemi tercih edildi arama kurtarma ekiplerimiz tarafından. Ve şu anda o çalışma devam ediyor."

'EN BÜYÜK VİYADÜKLERDEN BİRİ'

Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker, "Elim bir kaza oldu. Türkiye'nin en büyük viyadüklerinden bir tanesi. Kalıplardan biri çökmesiyle işçiler de düşüp, beton blok altında kaldı. Kurtarma çalışmaları devam ediyor. Beton bloklar kırılıyor, kırılması biraz zaman alacak. İnşallah can kaybı olmadan kurtarmayı diliyoruz. Köprülerde, viyadüklerde uzun bloklar vardır ancak bu öyle değil. Bu sistem farklı bir sistem. İki kolon arasında, beton dökülüyor, kuruyor, 1-2 metre daha yürüyor. Ortada buluşup iki blok arasındaki bağlantıyı sağlıyorlar. Kalıpta bir bağlantı hatası olabilir, teknik hatadan kaynaklanan bir şey. Yoksa viyadükün normalde çökmemesi lazım. Artık son noktaya gelmişlerdi, son aşamaya yaklaşmıştı, bitmiş olacaktı. Çok hızlı giden bir inşaat, çokta can güvenliği alınan bir inşaat" diye konuştu.

CNN Türk yayınında konuşan İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna "Kalıp bağlantısında imalat hatası olabilir. İş güvenliği ihmal ediliyor. İşi hızlı yapabilmek için iş güvenliği ihmal ediliyor. Bu işi alan taşeron firmalar, bir çok alt taşerona veriyor bu işleri. Acaba bu alt taşeronlar yeterli verimliliğe sahip mi bunu sorgulamak lazım" dedi.

Tablo, www.marmaraotoyolu.com sitesinden alınmıştır. 

Kuzey Marmara Otoyolu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın ‘Yap-İşlet-Devret’ modeliyle gerçekleştirdiği bir proje. Proje, İstanbul Havalimanı gibi hükümetin ‘mega projelerinden’ biri. Projenin ana yüklenicileri Cengiz-Limak-Kolin konsorsiyumu. Projenin toplam maliyeti 4 milyar 487 milyon TL.

İMO: İŞİN KENDİSİ İŞÇİLERİN HAYATLARININ ÖNÜNE GEÇİYOR

Viyadükte yaşanan çökmenin nasıl ve neden olduğunun incelenmesi gerektiğini söyleyen İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Genel Başkanı Cemal Gökçe, “Ülkemize baktığımızda genel olarak işçi sağlığı, iş güvenliği konularında önlem almayan ülkeler arasında dünyada ön sıralarda yer aldığımızı biliyoruz. Yani çok da yüzümüz ak değil bu ülkede. Örneğin geçtiğimiz 2017 yılı içerisinde 2 binden fazla insanımızı iş cinayetlerine kurban verdik. Bunların yaklaşık üçte biri de inşaat sektöründe ortaya çıkan cinayetler, yani ölümlü iş kazaları. Dolayısıyla olaya böyle baktığımızda işçi sağlığı ve iş güvenliği konusuna önem vermediğimiz, inşaat sektöründe çalışanların gelecekleri, yaşamları, sağlıkları, işin ne yazık ki arkasında kalıyor. İşin kendisi orada çalışan insanların hayatlarının önüne geçiyor” diye konuştu.

CHP MİLLETVEKİLLERİ OLAY YERİNDE İNCELEME YAPTI

CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet ve İstanbul Milletvekili Ali Şeker olay yerine gelerek incelemelerde bulundu. Fatma Kaplan Hürriyet sürecin takipçisi olacaklarını belirterek, “Kocaman bir beton blok düşmüş. İlk katı atılmış ikinci katı atılırken bu düşme olayı meydana geliyor. Belli ki taşımamış ve hava koşulları da belli ki hesaba katılmamış. Valilikten de olay yerinden de aldığımız bilgilerde normalde 2 günde bir beton blok atılması gerekiyormuş. Ama havaların soğuması nedeniyle 3-3,5 güne çıkarılmış. Ama belli ki bu da yetmemiş, hava koşulları hesaba katılmadan böyle bir elim kaza meydana geliyor. Bir işçimizin cansız bedenine ulaşılmış ve diğer işçilerimizi de çıkarılmaya çalışılıyor. Vücut bütünlüğü bozulmadan çıkarılmaya çalışılıyor. Çok ince çalışılıyor anladığımız kadarıyla çok ince demirler kesilerek çalışılıyor. 1-2 saat sürecektir. Teknik incelemelerden sonra daha detaylı açıklama yapacağız ama biz bütün iş kazalarında öngörülemeyen şeyler nedeniyle ya da öngörülmesi gereken, hesaplanması gereken şeyler varken hesaplanmaması ne yazık ki insanlarımızın hayatına mal oluyor. Bu tür kazaları biz çok kaza diye nitelendirmiyoruz. Aslında bu tür şeyler cinayettir. Böylesi ballandıra ballandıra mega projeler diye anlatılan şeylerde böylesi kazaların öngörülememesi gerçekten yazık ve insanların hayatına mal oluyor. Biz bir insanımız bile hayatını yitirdiğinde bu hepimizi ciddi anlamda yürekten yaralayan şeyler. İncelemelerimize devam edeceğiz. Tabi ki buradaki teknik heyetin gönderdiği raporlara da bakacağız. Ne kadar şaibe var ya da yok bunları da inceleyeceğiz. Bizler teknik insanlar değiliz. Çok net şeyler söylemeye de yetkin değiliz. Ama biz de bu olayın takipçisi olacağız. Ciddi ihmaller olduğunu görüyoruz açıkçası. En azından ilk tablo bize onu gösterdi. Böylesi bir projede böylesi bir kazanın öngörülememiş olması bize bir ihmal olduğunu gösteriyor. Sürecin takipçisi olacağız” dedi.

'YAYIN YASAĞI OLDUKÇA MANİDAR'

Yayın yasağını eleştiren Fatma Kaplan Hürriyet, “Bu tür kazalar sonucunda getirilen yayın yasağı da oldukça manidar. Kimden ne saklıyoruz? Türkiye'de ne yazık ki getirilen yayın yasakları nedir ne değildir anlamış değiliz. Bir şey mi gizlenmeye çalışılıyor? Düşündürtüyor tüm Türkiye'yi. Bu yayın yasağının manidar olduğunu düşünüyoruz. Biz de bir şeylerden şüphelenerek hızlıca geldik bakalım diye. Yayın yasağı neden getirilir? Vatandaştan ne saklanır? Bunu da bize zaman gösterecek biz de takip edeceğiz” diye konuştu.

'GELİŞMİŞ ÜLKELER PROJELERDE İNSANLARIN ÖLMEMESİYLE ÖVÜNÜYOR'

Gelişmiş ülkelerde mega projelerde insanların ölmemesiyle övünüldüğünü söyleyen Ali Şeker ise şöyle konuştu:

“Burada bir iş kazası var. İş kazası varsa ihmal de var. Bu ihmalin ne olduğu, neden bunların yaşandığı ve bunun kader olmadığı ortada. Bunlar maalesef öngörülmesi mümkün olmayan ama öngörülemeyen ihmaller neticesinde olan olaylar. 3 gün önce atılan betonun üzerine çıkan işçiler o betonun kopması sonucu o betonun altında kalarak maalesef biri ağır yaralı bir diğerinin de cenazesi çıkarıldı. Enkaz altında kalan işçinin de cenazesi çıkartılmaya çalışıyor. Burada bu hava koşulları hesaba katılmadan biran önce bitireceğim kaygısıyla işin bilimsel tarafı ihmal edilerek yapıldığında bunun bedelini işçiler ödüyor. Gelişmiş ülkeler mega projelerinde hiç insanın ölmemesiyle övünüyorlar. Ama biz her bir projede daha çok insan ölümüne seyirci kalarak o projelerin bitmesini izliyoruz.”

'DAHA HIZLI ANLAYIŞI GÜVENLİK ÖNLEMİ ALINMASINI ENGELLİYOR'

İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusunun bir maliyet konusu olduğunu ve bu maliyete katlanılmadığı için sürekli olarak ölümlü iş kazalarıyla karşılaşıldığına dikkat çeken Gökçe şöyle devam etti: “Özellikle devlet işlerinde, devlet inşaatlarında gerek yerel düzeydeki yöneticiler, gerekse merkezi düzeydeki yöneticiler, zamana karşı yarışıyorlar. Anlamsız bir yarış var. Maalesef bizim yöneticilerimiz işten çok anlarmış gibi 3 yılda bitecek inşaatı 2 yılda bitireceksin diyorlar. Dolayısıyla inşaat sektöründe sürekli bir hız var. Daha hızlı, daha hızlı anlayışı var. Dolayısıyla bu daha hızlı anlayışı da inşaatlarda daha fazla güvenlik önlemi alınmasını engelliyor. Gerekli güvenlik önlemleri alınmayınca da iş kazaları oluyor, iş kazalarında da ölümler oluyor, yaralanmalar oluyor, sakat kalmalar yaşanıyor. Dolayısıyla bizim ülkemizde bu anlayışın terk edilmesi lazım. İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusu bir maliyet, zamanlama ve planlama konusudur. Gerekli önlemlerin o inşaatlarda çalışan işçilerin sağlıkları ve yaşam hakları o işin kendisinden daha önemlidir anlayışıyla yapılmazsa üzgünüm ki bu tür cinayetler her zaman yaşamımızın bir parçası olacak.”

'FİRMALAR KORUNUYOR SENDİKACILAR HAPSE ATILIYOR'

Her yıl inşaat sektöründe 600’ün üzerinde inşaat işçisinin iş cinayetlerine kurban gittiğine dikkat çeken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi Genel Koordinatörü Murat Çakır, “3. Havalimanı, 3. Köprü, Kuzey Otoyolu. Bunlar hepsi bir birine bağlı. Toplam bir projenin bir parçası. 3. Havalimanında olduğu gibi burada da inşaatı yapan firmalar Cengiz, Limak, Kolin firmaları ve Türkiye’nin dört bir yanında bu firmaların yaptığı inşaatlarda çok fazla ölen işçi var. Ancak buna rağmen Cengiz, Limak, Kolin firmalarına çok göz yumuluyor. Hatta özel olarak korunup kollanıyor. O çok net. Burada da benzer bir şey olacaktır. Öte yandan 3. havalimanında hakkı için bir şey yapan işçiler, sendika yöneticileri, sendika başkanları, bu alanda işçiler için bir şey yapmak isteyenler hapse atılıyor” diye konuştu.

MENEMEN'DEKİ VİYADÜK İNŞAATINDA 4 İŞÇİ ÖLMÜŞTÜ

Kocaeli'nin Gebze ilçesinde, Kuzey Marmara Otoyolu kapsamında inşaatı devam eden viyadük inşaatındaki çökmenin bir benzeri 3 yıl önce İzmir'in Menemen ilçesinde yaşandı. İzmir- Çanakkale Otoyolu'ndaki viyadük inşaatında, beton dökülmesi sırasında çelik konstrüksiyon iskelenin yıkılmasıyla 4 işçi yaşamını yitirdi. Yapılan bilirkişi incelemesinde, iskelenin payandalarının narin, eksik ve dayanıksız imal edilmesinin etkisiyle ağırlığa dayanamayıp çökmesi sonucu kazanın meydana geldiği tespit edildi.
Olaydan hemen sonra tutuklanan, yaklaşık 1 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen şantiye şefi Aykan K. hakkında 'Birden fazla kişinin taksirle ölümüne neden olmak' suçundan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmıştı. Ayhan K.'nın Karşıyaka 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davada yargılanması sürerken, itirazlar üzerine mahkeme, kazayla ilgili savcılık incelemesinden sonra yeni bilirkişi heyeti oluşturup inceleme yapılmasını istemişti. Bilirkişi heyeti hazırladığı raporda, iskelenin payandalarının eksik ve dayanıksız imal edilmesinden dolayı ağırlığa dayanamayıp çöktüğünü, kazanın bu yüzden meydana geldiğini tespit etmişti. Bilirkişi raporunda, taahhütlere aykırı imalat yaptığı öne sürülen firmanın asli kusurlu, sanık şantiye şefi Aykan K.'nın ise tali kusurlu olduğu belirtilmişti.

2014’TE 3 İŞÇİ CAN VERMİŞTİ

5 Nisan 2014’te Beykoz’da 3. Boğaz Köprüsünün Çavuşbaşı Viyadüğü inşaatında beton dökme çalışmaları sırasında göçük meydana gelmiş, 3 işçi 25 metreden yere düşerek can vermişti. Ölümlerle ilgili hazırlanan bilirkişi raporu işçilerin nasıl göz göre göre ölüme gönderildiğini ortaya koymuştu. Bilirkişi heyeti olay ile ilgili 3. köprüyü inşa eden ICA İçtaş-Astaldi’nin Proje Koordinatörü Mustafa Cılız ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) İş Teftiş Kurulu Başkanı ve taşeron firma sahipleri kusurlu görülen isimler olarak sıralamıştı.

Rapora göre, iskele gerekli şartları taşımıyordu. Çelik iskelenin ayakları yere sabitlenmedi. Montajı da teknik şartlara uygun yapılmadı. İskele gelişigüzel ve denetimsiz bir şekilde duvara sabitlendi. İskele, Ongun Yapı tarafından URTİM İnşaat’tan satın alınmıştı. Kazadan bir gün önce URTİM Çalışanı Ramazan Kurtoğlu’nun, Ongun Yapı’nın İnşaat Şefi Özgür Vatan’a gönderdiği e-posta mesajı da rapora girdi. Mesajda Kurtoğlu, “İskele kurulum kontrolü tarafımdan yapılmıştır. Beton dökümü için bir problem görülmemiştir” diyor. Raporda ölen işçilerde emniyet kemerinin bulunmadığına işaret edilerek “İşçilerde yaşam halatları olsaydı, iskele çökse dahi işçiler askıda kalacakları için zemine düşmezlerdi” denildi.

Rapora göre, ÇSGB müfettişleri asıl işveren ICA-İçtaş-Astaldi’yi 20 Aralık 2013’de denetledi. Müfettişler raporlarında ‘İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili bir sorun yok’ yönünde rapor düzenledi. Oysa raporun hazırlandığı süreçte şirketin sağlık güvenlik planı bulunmuyordu. Yine, aynı sahada çalışan şirketlerden Ertanlar denetlendi. Bu şirketin iskele kurulumunda ciddi eksiklikler bulundu ve idari para cezası uygulandı. Kazanın yaşandığı Ongun Yapı ise denetlenmedi. Raporda bu durumun Anayasa’nın eşitlik ilkesine de aykırı olduğuna işaret edilerek, İş Teftiş Kurulu Başkanlığı da sorumlu görüldü.

Raporda, dikkat çekici bir noktaya da değinildi. 3. köprünün temel atma töreni dönemin başbakan ve cumhurbaşkanları Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül katılımı ile 29 Mayıs 2013 günü yapıldı. Rapora göre, işe başlanmadan önce sağlık güvenlik planının hazırlanması gerekirdi. Ancak bu plan temel atma töreninden yaklaşık 10 ay sonra hazırlandı. Raporda, “Söz konusu plan başlangıçta hazırlansaydı yüksekten düşme riski öngörülebilirdi. İskele devrilmiş olsa bile çalışanlar emniyet kemerleri ile çalıştıkları ve yaşam halatına bağlı oldukları için zemine düşmezlerdi” vurgusu yapıldı. Raporda bu planın hazırlama sorumluluğunun Proje Koordinatörü Mustafa Cılız’da olduğuna işaret edildi.

Soruşturma dosyasına şüpheli ve tanık ifadeleri de girdi. Ongun Yapı çalışanı Jeoloji Mühendisi Anıl Gemici, olaydan 20 dakika kadar önce şantiyeden ayrıldığını ifade ederek, kazadan bir kaç saat önce Şantiye Şefi Özgür Vatan’a gelen telefonu anlattı. Gemici, Kavacık Polis Merkezinde alınan ifadesinde “Saat 18.30 ile 20.30 saatleri arasında Özgür Vatan’ın telefonu çaldı. Telefonda ‘Betonu niye yavaş döküyorsunuz; niye bitmedi. Bir an önce bitirin’ diyorlardı” şeklinde konuştu.

ÖLÜMLER EN ÇOK İNŞAAT VE YAPI İŞ KOLUNDA YAŞANDI

2018 yılının ilk 9 ayında en az 1640 işçi yaşamını yitirdi. Ölümlerde oran olarak ilk sırayı inşaat aldı. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi raporlarına göre 2018’de yaşanan iş cinayetleri ve bu rakamlar içinde inşaat iş kolunun oranı şöyle:

Ocak: En az 141 işçi can verdi. Ölümler en çok inşaat ve yapı iş kolunda yaşandı.
Şubat: En az 123 işçi can verdi. Ölümler en çok inşaat ve yapı iş kolunda yaşandı.
Mart: En az 122 işçi can verdi. Ölümler en çok inşaat ve yapı iş kolunda yaşandı.
Nisan: En az 177 işçi can verdi. Ölümler en çok inşaat ve yapı iş kolunda yaşandı.
Haziran: En az 149 işçi can verdi. Ölümler en çok inşaat ve yapı iş kolunda yaşandı.
Temmuz: En az 195 işçi can verdi. İnşaat ve yapı iş kolunda can verenlerin oranı yüzde 29.
Ağustos: En az 180 işçi can verdi. İnşaat ve yapı iş kolunda can verenlerin oranı yüzde 21.
Eylül: En az 157 işçi can verdi. İnşaat ve yapı iş kolunda can verenlerin oranı yüzde 29.
Ekim: En az 177 işçi can verdi. İnşaat ve yapı iş kolunda can verenlerin oranı yüzde 30. (HABER MERKEZİ)

Fotoğraf: DHA

Fotoğraf: DHA

Fotoğraf: DHA

Fotoğraf: DHA

ÖNCEKİ HABER

Yurtlarda denetim artırılsın, yeni Aladağlar yaşanmasın

SONRAKİ HABER

Mevlüt Çavuşoğlu-Nadia Murad görüşmesinden iki farklı tweet

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa