26 Eylül 2018 20:23

Bir rüyanın ya da kabusun adı: formasyon

Bizler, tek adamın ağzından çıkan her şeyin uygulandığı bir sistem değil, ihtiyaçlarımıza ve taleplerimize uygun bir eğitim istiyoruz.

Görsel: Pxhere

Paylaş

Seçil UÇER
Kocaeli Üniversitesi

Ülkeyi yönetenlerin can sıkıntılarına çare olarak buldukları en sevimli oyuncak ne yazık ki eğitim sistemi. Her yıl milyonlarca öğrencinin hayatıyla oynayarak kararlar alınıyor, deneye yanıla yeni sistemler dayatılıyor. Üstelik her yeni “deney” binlerce öğrencinin hayallerini ellerinden alıyor.

Tüm bu “aman canıım, beğenmezsek yenisini buluruz”cu eğitim sistemi içerisinde çok büyük tartışmalar yaratan bir konu var, o da formasyon. Öğretmen olma hayaliyle Fen-Edebiyat Fakültesi’ne gelen öğrenciler, “Biz daha yüksek puan aldık, bize haksızlık olmuyor mu?” diyenler… Liste uzun. Kimilerine göre formasyon öğretmen olmak için yeterli bir eğitim değilken kimilerine göre de devlet kapısına sırtını dayamanın ilk adımı.

BİTMEYEN MARATON

Tüm bu kargaşa bir kenara, öğretmen olma hayali kuran binlerce öğrencinin beklentileri ve emekleri göz ardı edilemeyecek bir konu, çünkü Fen-Edebiyat Fakültesi öğrencileri, öğretmen olabilme maratonu da diyebileceğimiz bir süreçten geçiyor. Daha formasyon derslerinin başlamasına bir dönem kala parası bir kenara ayrılıyor, zira kendisi binlerce lira değerinde. Bu parayı denkleştiremeyeceğini düşünen çoğu öğrenci tüm yazı çalışıp bir köşeye para ayırarak geçiriyor. Parası tamam olunca her şey bitmiş sayılıyor mu, elbette ki hayır. Başvuru için bizzat teşrif etmemiz isteniyor, derslerin başlamasına haftalar varken şehir dışında okuyan binlerce öğrenci yollara düşüyor. Fakat bu daha maratonun başı… Hemen ardından kağıtlar, biyometrik fotoğraflar havada uçuşuyor. İstenilen belgeler tamamlandı, kayıtlar yapıldı, haydi gözümüz aydın! Diyoruz, bir sene içerisinde hem alan derslerimizi, hem formasyon derslerimizi, hem stajımızı hem de bitirme tezimizi tamamlamamız gerektiği aklımıza geliyor. Dört nala koşmak zorundayız çünkü, sabah 9’da başlayan dersimiz akşam 10’da bitecek.

Dört sene önce üniversiteyi bir kazansam çimlerde gitar çalıp, o kulüp senin bu sertifika benim, istediğimi yaparım diye hayal kuran öğrenciler, ne olduğunu anlamadan şu üniversiteyi bir bitirseydim derken buluyor kendini.

BİZİM GELECEĞİMİZ KAYGI DOLU

Eğitimin tüm yükü ailelere ve öğrencilere yıkılırken, parası olanların istedikleri üniversitelerde ve bölümlerde okuduğu, işçi ve emekçi çocukları olan bizlerinse gelecek kaygısıyla boğuştuğu böylesi bir eğitim sisteminde bizim yararımıza bir adım atılmayacağının farkındayız. Tam da bu sebeple okullarımızın ticarethaneye dönüştürülmesine, taleplerimiz yok sayılmasına karşı yan yana gelmeliyiz. Bizler, tek adamın ağzından çıkan her şeyin uygulandığı bir sistem değil, ihtiyaçlarımıza ve taleplerimize uygun bir eğitim istiyoruz. Parasız, bilimsel, demokratik ve laik bir üniversite ve geleceğimiz için omuz omuza!

 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Eğitim ücretsiz mi?

SONRAKİ HABER

Öğrenip, güçleneceğiz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa