Diyarbakır’a yürüyen Tuna Bekleviç: En kapsayıcı parti HDP

Fotoğraf: MA

Diyarbakır’a yürüyen Tuna Bekleviç: En kapsayıcı parti HDP

Ankara’dan Diyarbakır’a 'Kardeşlik Yürüyüşü' başlatan Tuna Bekleviç, seçimlerde en kapsayıcı partinin HDP olduğunu söyledi.

 Lezgin AKDENİZ
Mehmet Şah ORUÇ


Ankara’dan Diyarbakır’a 16 Nisan’da “Kardeşlik Yürüyüşü” başlatan Tuna Bekleviç, 26 gün sonra il sınırına ulaştı. Daha önce AKP’den milletvekili adayı olan ve farklı bakanlıklarda danışmanlık yanan Bekleviç, bağımsız cumhurbaşkanı adaylığı için 100 bin imza engeline takılmıştı. Bekleviç, yürüyüşün amacını, devletin aynılaştırma, asimilasyon politikaları ve anadildeki eğitim sorunları gibi çok geniş problemlerin eşitlik temelli, kardeşlik kapsamında masaya yatırılması olarak özetledi.

‘MİLLİYETÇİ İLLERDE HALK HUZUR VE BARIŞ İSTİYOR’

Yolculuk esnasında izlenimlerini aktaran Bekleviç, ilk başlarda milliyetçiliğin yoğun olduğu şehirlerden geçtiklerini hatırlattı. İnsanlarla iletişimin önemine dikkat çeken Bekleviç, “Tek adam rejiminin getirdiği tek tipçilik, bunun yanı sıra Avrupa yerel yönetimler özerklik şartını izolasyon politikaları gibi her konuyu biz köylere kadar taşıdık. Türklerin taleplerini ve Kürtlerin hayal kırıklıklarını masaya yatırdık. Gerilimin yükseleceği toplantılar olacağını düşünüyordum ancak en ufak bir olumsuzlukla karşı karşıya gelmedik. Demek ki artık insanlar huzur ve barışa hiç olmadıkları kadar açlar. Bir diğer gördüğüm de Türkiye’nin artık idari yapılanmasından kaynaklanan bazı sorunların tartışılması gerektiğini ortaya koydu bence. Bunlardan biri federatif yapının tartışılması, bu uzun süredir tartışılmıyor. Kürt sorunuyla ilgili söylenmedik şey kalmadı. Ancak bu tür yürüyüşlerle dikkat çekilmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.

‘24 HAZİRAN ERKEN DEĞİL'

24 Haziran’da yapılacak baskın seçim için “erken değil geç kalındı” yorumu yapan Bekleviç, “Seçimin erken olduğu kanaatinde değilim. Seçim geç bile oldu. Bu hükümetin Türkiye’yi yönetme şansı kalmadı. İdari yapısından ülkenin yönetimine kadar her alan çöktü. Bugün çürümüş bir iktidardan bahsediyoruz. Hükümeti ciğerine kadar iyi tanıyorum. Kendi taraftarları, seçmenleri bile her 5’inden biri verdiği oydan pişman. OHAL hiçbir fayda sağlamadı bu ülkeye, sadece kötülüğü dokunmuş oldu. Domatesin fiyatını KHK ile belirleyecek bir noktaya getirdiler. Aileleri ile birlikte 1 milyon KHK mağdurunu ortaya çıkartmış oldu. Halk programlara göre değil hayal kırıklığı ve beklentilerine göre oy verecek. Tayyip Erdoğan’a yönelik önemli bir oranda hayal kırıklığı var. Zamanın dar olması muhalefetin işine gelir. Şuan muhalefete dönük büyük bir pozitif hava var. Türkiye hayır dedi, ancak 16 Nisan’da öyle bir karar aldılar ki bu sistemin düzelmesi 4 ya da 5 seçim alacak. Herkes dünyanın sonu olarak bakıyor. Ancak biz 6 ay sonra yine seçime gideceğiz. Hepimiz çoğulcu parlamenter sistemi savunduğumuzu söylüyoruz. Peki parlamenter sistem nasıl geri gelecek. İki seçenek var ya mecliste anayasayı değiştirmek için çoğunluk elde edilecek ya da tekrar referanduma gidilmesi icap edecek. 25 Haziran sabahı uyandık ve tek adam rejimi artık yok ve parlamenter sisteme geri dönüşün nasıl olacağını tartışmaya başlamış olacak Türkiye. Bu sistem referandumla geldiği için tekrar referandumla gitmesi icap eder” diye konuştu.

‘ÇIKAR GRUPLARI PAY KAPMA YARIŞINA GİRMİŞ’

Bekleviç, AKP’nin artık siyaset üretemediğini ve parti etrafında toplanan çıkar gruplarının pay kapma yarışına girdiğini vurgulayarak, Erdoğan’ın siyasi karakterine ilişkin de şunları söyledi: “Tayyip Erdoğan’ın 2002’de söyledikleri ve 2018’de yaptıklarını bir Moğolistanlının önüne koysak, ‘ya bu insan aynı değil ya da çok ciddi bir karakter değişimi geçirmiş’ diyecektir. Açıkladıkları manifestoda ciddiye alınabilecek hiçbir şey yok. Karakalem çalışılmış bir süreç. AKP’de parti diye bir şey kalmadı. Referandum döneminde kendini feshetmişti. Recep Tayyip Erdoğan’ın bir oyun alanına dönmüş ve lazım olduğu için şuan kullanıyor. Oradaki yöneticiler hepsi fikirlerinin bir kıymetinin olmadığını çok iyi biliyorlar. Milletvekilleri başvurularından anladığımız kadarıyla zaten bu iktidar bitti giderayak biz ne koparabilirsek yaklaşımı ile hareket ediliyor. Özellikle bölge milletvekillerinde bu daha fazla yıllardır bu bölgeye gelmemiş olan Kürt burjuvazisi AKP’den aday oldular. Neden aday oldular zaten memleketle bir alakaları yok, yaşanan acıları kalbinde hissetmemiş, Ankara’da ticaretine bakmış. Şimdi bu adam mı daha Kürt yoksa Edirne’den çıkmış, bin 58 kilometre ile bu soruna dikkat çekmek için gelmiş Tuna Bekleviç mi? AKP’den aday olan bu isimlerin son bir şansını denediğini görüyorum. Bu kadar sayının artması, açılışların artması siyasetlerinin tükendiğini gösteriyor.”

‘ERDOĞAN KUTUPLAŞMADAN BESLENEMİYOR’

Tayyip Erdoğan’ın kutuplaşmadan beslenemediğini hatırlatan Bekleviç, şöyle devam etti: “Çünkü insanlar artık huzur ve barış istiyor. Kurtulacağız, 45 gün kaldı. Seçimden sonra yeni bir zemin kurulur. Bu 45 günde sıkıntılı olaylar çıkabilir. Çünkü insanlar huzur ve barış istedikçe karşı taraf kutuplaşma ve gerginlikten beslenemediğini görüyor. Dolayısıyla bazı provokasyonlardan endişem var. Şu ana kadar olmadı umudum seçim gününe kadar olmaz.”

‘KÜRTLERİN LİDERLİK YAPISI HEDEFTE’

Erdoğan’ın Kürt meselesine yaklaşımının bundan sonra değişmeyeceğini vurgulayan Bekleviç, Kürt meselesine bakışının, Türkiye’de Kürt mücadelesinin belini kırmak üzerine kurgulandığını söyledi. Bunun için de ilk yaptığı şeyin Kürt liderliğinin oluşmasını engellemek olduğunu ifade eden Bekleviç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu sadece Sayın Demirtaş özelinde değil. Genç yeni liderlerin de çıkmasını istemiyor. Kafasını kaldıran herkesi bastırmak için özel bir çaba sarf ediyor. İkincisi Kürt mücadelesinin organizasyon el kabiliyetini yok etmeyi amaçlıyor. Buna örnek olarak kayyum uygulamalarını gösterebiliriz. Elindeki tüm belediyelere kayyum atayarak mücadelenin organizasyonel yapısını kırmaya çalışıyor. Bu çok planlı organize bir mücadele, şuana kadar bence kısmen başarılı oldu. Ancak olumlu taraftan baktığımızda bölge halkı bu kadar baskı, zulme rağmen burada baraj sorunu olmayan bir HDP’den bahsediyoruz. Dolayısıyla oyunu yükseltmeye devam ediyor. Bence Kürt halkı burada sabırlı olmalı. Bu süreç geçecektir. Önümüzdeki dönemler için bu bir tahrik olabilir.”

‘DEMİRTAŞ SİYASİ REHİNE’

HDP’ye yönelik baskıların sürdürülemeyeceğini belirten Bekleviç, “HDP’nin maruz kaldığı siyasi baskılar, kayyum uygulamaları, demokrasinin içine düştüğü inanılmaz pozisyon, Selahattin Demirtaş gibi bir Cumhurbaşkanı’nın adeta bir siyasi rehine olarak benim doğduğum bir şehirde tutuluyor olması bir demokrasi ayıbı olarak tarihe geçmiş oldu. Seçilmiş vekillerin kimisi içerde, kimisi sürgünde, kimisini de siyaset yapma yasağı getirilmiş. Bu yapılanlar amacına ulaşmış olabilir. Ancak bu sürdürülemez” diye konuştu. 
 
HDP’nin muhalefet ittifakında olması gerektiğini savunan Bekleviç, muhalefetin artık çoğulculuğa geçmesi gerektiğini dile getirdi. HDP’nin baraj problemi olmadığının altını çizen Bekleviç, “HDP bu seçimde kendini yeniden gösterecektir. Olan oldu umutlu olmamız lazım ve geleceğe bakmamız lazım. Çünkü bu ülke yine seçime gidecektir. Seçeceğimiz cumhurbaşkanını 6 ay için seçiyoruz. Bu ülke zorunlu bir şekilde yine seçime gidecektir” dedi.

‘EN KAPSAYICI PARTİ HDP’

Bir yandan cumhur ittifakı ile millet ittifakı diğer yandan HDP’nin seçim vaatlerini karşılaştıran Bekleviç, şunları ifade etti: “HDP’nin çoğulcu, demokratik yaklaşımı diğer siyasi partilerle karşılaştırılamaz bile. Ancak HDP’nin çeşitli eksiklikleri vardır. Türkiye’de toplumu gerçek anlamda tatmin edecek bir siyasi parti bence yok. Ama mevcutlar içerisinde muhalefetten herkesin hak verebileceği bir siyasi parti var. Her bir puan değerli. HDP’nin biraz daha fazla kucaklayıcı olması lazım.” 
 
Bekleviç son olarak Cumartesi günü Diyarbakır’da tamamlamayı planladığı yürüyüşten sonra, hangi partiyi destekleyeceğini açıklayacağını ve destekleyeceği parti ile birlikte seçim çalışmalarında yer alacağını söyledi. (Diyarbakır/MA)

Son Düzenlenme Tarihi: 11 Mayıs 2018 10:51
www.evrensel.net