Bugünün geçmiş üzerinden inşası: TRT dizileri

Bugünün geçmiş üzerinden inşası: TRT dizileri

Tarihi yazanlar ya da aktardığını iddia edenler tarihi kendi amaç ve çıkarları doğrultusunda sıkça çarpıtmışlar, adeta yeniden şekillendirmişlerdir.

Sinan GÜLER

ODTÜ

“Çarşamba günü Diriliş Ertuğrul, perşembe günü Mehmetçik Kut'ül-Amare, cuma günü Payitaht Abdülhamid, cumartesi günü Afrin Zeytin Dalı Operasyonu”

TRT’nin yeni dizisi Mehmetçik Kut’ül Amare’nin yayımlanmasından sayılı günler sonra Afrin’e yönelik olarak TSK’nin başlattığı Zeytin Dalı Operasyonu’ndan hemen sonra Twitter’da popüler olmuş bir tweet yukarıda alıntıladığım söz. 15 Temmuz Darbe girişimi sonrasında gerek sosyal medyada gerekse de darbe girişimi sonrasında hükümet eliyle organize edilen “Demokrasi Mitingleri”nde sıkça rastlanan ve darbeye karşı gelmeyi Deliyürek-Kurtlar Vadisi-Diriliş dizi üçgeni ile açıklayan pankartları görmüştük. Bu tweet de bu pankartların gene sosyal medya dili ile söylersek “güncellenmiş” halidir. 

ÇARPITILMIŞ TARİHİN DİZİLERLE AKTARILMASI

2000’lerin başından itibaren televizyonlara ve popüler kültüre yerleşen ve 10 yıl boyunca irili ufaklı pek çok örneğe sahip olan mafya dizilerinin son dönemi yaşanıyor. Hem düşen reytingleri geri yükseltmek isteyen dizi yapımcıları ve kanal sahipleri hem de gençliği kendi ideolojisine yedeklemek isteyen siyasal iktidar açısından “tarihi dizi” olarak piyasaya sunulan kurmaca eserler muhteşem bir fırsat çünkü tarih, nesiller boyu insanlığın en büyük meraklarından biri olmuştur, özellikle de bahsedilen kendi tarihi ise. Bu gayet normaldir fakat tarihi yazanlar ya da tarihi aktardığını iddia edenler de bu merakın farkında olduklarından tarihi kendi amaç ve çıkarları doğrultusunda sıkça çarpıtmışlar, bulandırmışlar adeta yeniden şekil vermişlerdir. Bu anlamda ele alacak olursak TRT’nin “tarihi dizi”leri de izleyiciye bu işlevi görmenin ötesinde pek bir şey vadetmemektedir.

TARİHİN İLLÜZYONUNU KÖTÜ EFEKTLERLE SUNMAK

TRT malumunuz devlet televizyonudur. Bu sebeple de her zaman iktidarın siyasi düşünceleri ile paralel yayınlar yapar dersem herhalde TRT’nin yayın politikasını tam anlamıyla anlatabilirim. 90’ların laik-milliyetçi atmosferinde Turgut Özakman’ın, Kurtuluş ve Cumhuriyet mini dizileri ile kurulmaya çalışılan hegemonya yerini şimdi İslamcı ve milliyetçi bir çizgiye bırakmış durumda. Diriliş ile “küffar” Bizans’a akınlar yapan Kayı Boyu’nun hikayesi Payitaht ile “Ulu Hakan” Abdülhamid’e bağlanırken şimdi de Kut’ül Amare’de İngilizlerin esir alınması gerçeği ve Teşkilat-ı Mahsusa efsanesi üzerinden inşa edilmeye çalışılan AKP’nin anti-emperyalist söylemine bir zemin hazırlanmak isteniyor. Kut’ül-Amare’nin Halil Kut yerine Adriyatik’ten Çin Seddi’ne Türk-İslam Sentezinin atalarından biri olan Süleyman Askeri’ye odaklanılması da zaten dizinin tarihi gerçekliğe değil de yeniden inşa edilmek istenen tarihe hizmet ettiğinin bir göstergesidir. Tıpkı Hitler ve Mussolini'nin iktidarları döneminde hem yakın tarihin hem antik tarihin bir illüzyonunu halklarına gösterdikleri gibi AKP de bize tarihin kendisini değil kötü bir illüzyonunu seyrettiriyor, üstelik kötü efektlerle. Bu arada bir parantez açmak gerekirse "Ayla" filmi de tarihin bir illizyonuydu. "Türkiye neden Kore Savaşı’na girdi?" sorusunun cevabını hiçbir sahnede verememişti ama film efektler ve çekim tekniği olarak başarılı idi. TRT dizileri ise hem tarihi hamasi nutuklar ve bugüne hizmet etmeye göre ayarlanmış senaryolar hem de kötü efektli sahneler ile yapıyor.

İZLEDİĞİMİZ DÜN DEĞİL, BUGÜNÜN KENDİSİ

Tarihte sınıf savaşı hariç hiçbir savaş zorunlu değildir. Çıkarlar ve sömürü üzerine kurulu olan bu savaş çarkının nedenlerini görmeden “Vatan-Millet-Sakarya” nidaları ile cepheye sürülen/gönderilen gençlerin neden savaşı sorgulamadıkları sorusunun yanıtıdır TRT dizileri. Bu diziler ile ileriki savaşların fikri altyapısı hazırlanmakta, barış sesini yükseltmeye çalışanlar; tarihin dışında olmakla, milli tarihi özümseyememekle, dolayısıyla bugün gayrimilli bir konumda olmakla suçlanmaktalar. Başlangıçta alıntıladığımız tweet bu nedenle derin bir hakikati de içinde barındırıyor. Gece Payitaht Abdülhamid dizisinde İngiliz tokatlayarak uykuya dalanlar, sabah Afrin’e yapılan operasyonun en sadık savunucuları olarak uyanıyor. Halbuki Osmanlı tarihindeki, yüz ölçümü olarak en büyük toprak kayıpları yaşayan padişahlardan biri 2. Abdülhamid değilmiş, Cumhuriyet’in kuruluşundan beri kutlanan Kut’ül-Amare Zaferi’nin kutlanmasını AKP’nin ideolojik öncüsü Demokrat Parti, İngilizlerin "rencide oluyoruz" ricası üzerine yasaklamamış gibi... Velhasıl televizyon ekranında bizim izlediğimiz dün değil, bugünün kendisi. Bugünün dün için söylenen yalanlarını ancak bugün yarın için söylenecek gerçekler ile temizleyebiliriz. Yarının gerçeği olan savaşsız, sınıfsız ve sömürüsüz bir gelecek için söylemeliyiz tüm sözlerimizi, bize kendi hülyalarını tarih diye sunanlara inat.

 

Son Düzenlenme Tarihi: 11 Şubat 2018 14:26
www.evrensel.net