Morg’da yeniden doğuş var

Morg’da yeniden doğuş var

Eylem Aydoğdu, Tiyatro Kara Kutu’nun yeni oyunu ‘Morg’un kadrosuyla söyleşti.

Eylem AYDOĞDU
İstanbul

Prömiyerini izleme şansı bulduğum Tiyatro Kara Kutu’nun Fatih Köse tarafından yazılan  oyunu ‘Morg’ sezonun ters köşe oyunlarından biri. Oyun üç karakterin yaşadıkları hayatın son bulmasıyla yeniden yeni bir kimliğe sahip olması üzerinden insanlara yapıştırılan etiketleri eleştiriyor. Sahnede ciddi bir şekilde kendisini hissettiren yönetmen Egemen Sancak, oyunun yazarı Fatih Köse, oyuncular Volkan Bilir, Ceyda Ayça Çetin ve Cihat Aygen ile ‘Morg’ üzerine söyleşi gerçekleştirdik.

Oyun seyircilerin bekleme salonunda başlıyor. Neden böyle bir anlatım biçimini seçtiniz?

Egemen Sancak: Çünkü oyunu adı olan ‘Morg’ bir metafor, oyundaki ‘ölü’ diye bahsedilenler aslında bizleriz.  Bu hayattaki yaşamlar ve bu hayattaki yaşamdan vazgeçip, alternatif hayat kuranlar var.  ‘Morg’ oyunu bizlere bir nevi yeniden doğumu izletiyor.

Fatih Köse: Sahnede bir morg söz konusu ama aslında biz bir doğum izliyoruz. Karakterlerin yeniden doğuşu bu, yeni bir kimlik edinme hikayesi…  ‘Morg’ karakterlerin üzerlerine yapıştırılan etiketlerden arınıp, artık yeni bir kimliği benimsemeyi anlatıyor.  

‘ÜÇ KARAKTERİN SONDAN SONRA BAŞLAYAN HİKAYELERİ VAR’

Metafor olarak kullandığınız ‘Morg’ fazla sert ve keskin bir seçim değil mi?

Fatih Köse: Fikrin çok fazla yüzeysel olmasını sevmiyorum. İlk okumaları yaptığımızda ‘Oyun biraz daha alta gömülü olsun’ gibi bir düşüncem vardı. Burada üç karakterin sondan sonra başlayan hikayeleri  var. ‘Morg’ desek de adına altta yatan bir doğum, yeni bir kimlik edinme veya edinememe mücadelesi…

Egemen Sancak: Günlük hayatımıza çok benziyor morg. Soğuk, rutin ve sıkıcı…

Neden soğuk, rutin ve sıkıcı hayatlarımız? Sizi böyle düşündüren nedir?

Egemen Sancak: Çünkü yapmak istediklerimizi yapamıyoruz. Oyunda bir kapı var ve karakterlerimiz bu kapıyı açmayı deniyorlar, ama kırmıyorlar. Tıpkı günlük hayattaki gibi. Yapmak istediklerimiz var. Ama oyundaki gibi kapıyı kıramama meselesi de var.

‘ETİKETLER KİMLİĞİMİZİN BİR PARÇASI HALİNE GELİYOR’

Tiyatro Kara Kutu sahnesi ‘Morg’ oyunuyla çağın hangi sorununu ele alıyor?

Egemen Sancak: Seçtiğimiz oyunların derdinin olması çok önemli ve o derdin evrensel bir meseleye hitap etmesi de… ‘Morg’ çıkmak istediğimiz hayatlara yönelik bir oyun. Yeni bir  kimlikle karşılaşınca onu kabullenmek için saatlerimizi, günlerimiz, yıllarımızı harcıyoruz.  
 
Nedir bu kimlik meselesi? Oyunun yazarı olarak neden insanların etiketlerinden rahatsız oldunuz?

Fatih Köse: Kimlik meselesini en iyi çocuklar üzerinden anlatabiliriz aslında. Bir çocuk doğduğunda saf egoyla doğar. Aile ve çevre o çocuğa etiketler yapıştırmaya başlar.  Ve o etiketler bir süre sonra  bireyler tarafından çok ciddiye alınmaya başlar. Bir de bu durum bizim kültürümüzde çok daha baskın.  O etiketler kimliğimiz bir parçası haline geliyor.

Oyundaki Selin karakteriniz nasıl morga gelmiş, Selin nasıl biri?

Ceyda Ayça Çetin: Selin aşık olduğu adamın evinde adamın karısı tarafından öldürülen, eğitim hayatını yarıda bırakmış, ailesiyle arası iyi olmayan ve çalışmak zorunda kalan bir genç kız. Selin öldüğünü anladığında ölüme çabuk alışıyor. Çünkü Selin’in zor bir hayatı var. Ölüme hızla uyum sağlıyor.  

Oyunda en net görülen nedir?

Volkan Bilir: Oyunda en net görülen insanların yeni gelen bir kimliği çok çabuk kabul edişi. Örneğin Selin karakteri hemen ölüme alışıyor ve hızla bir değişime giriyor. Benim karakterimin kendini vurarak oraya gelmiş bile isteye ve durumu kabulleniyor.

Oyunun en zor karakteri sanırım sizin sahnelediğiniz Can...  

Cihat Aygen: Can karakteri annelerin parmakla gösterdiği iyi komşu çocuğu bir karakter. Zaman içerisinde aldığı sorumlulukları kaldıramıyor. Fakat bunun farkında bile değil! Can çok mekanik yaşayan biri. Etrafımızda Can’dan çok var.

www.evrensel.net