Cumhuriyet davası: Tahliye çıkmadı

Cumhuriyet davası: Tahliye çıkmadı

Cumhuriyet davasının 4. duruşmasında mahkeme tutuklu gazetecilerin tutukluluk hallerinin devamına hükmetti.

Cansu PİŞKİN
İstanbul

 

Cumhuriyet gazetesinin yayın politikasının suçlama konusu edildiği Cumhuriyet Davası’nın dördüncü duruşması görüldü. Kararını açıklayan mahkeme, tutuklu yargılanan Cumhuriyet Gazetesi çalışanlarının tutukluluk hallerinin devamına karar vererek bir sonraki duruşmayı 25-26 Aralık’a erteledi. Mahkeme, tanıklar Mehmet Faraç, Leyla Tavşanoğlu ve Doğan Satmış’ın zorla getirilmelerine, bilirkişi Ünal Aldemir’in huzurda dinlenmesi talebinin reddine, Ankara’dan gelecek mali bilirkişi raporları ve Emre İper’in bilirkişi raporlarının beklenmesine, beklenen raporlar geldiğinde taraflara tebliğ edilmesine, tanık beyanlarının ve beklenen raporların ara celsede tamamlanmasına karar verdi. Heyet sonraki celse savcının mütalaa vereceğini de söyledi. Akın Atalay, Murat Sabuncu ve Ahmet Şık hakkındaki tutukluluğun devamı kararına üye hakim şerh koydu, karar oy çokluğuyla alındı. Emre İper hakkındaki tutukluluğuna devam kararı ise oy birliğiyle alındı. Karar açıklandıktan sonra mahkeme salonunda "Hak, hukuk, adalet" sloganı atıldı.

 

'SADECE GAZETECİLİK YAPTIKLARI İÇİN YARGILANIYORLAR'

 

Duruşma öncesi yargılanan Cumhuriyet çalışanlarına destek vermek için aralarında CHP Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Barış Yarkadaş, Muharrem Erkek, Hilmi Yarayıcı ile Uluslararası Basın Enstitüsü Başkanı John Yearwood, Alman gazeteci ve yazar Günter Wallraff, Uluslararası PEN'den Sarah Clarke'nin de olduğu çok sayıda yabancı basın mensubu adliye önünde toplandı. 

 

 

"Susma haykır gazetecilik haktır", "Hemen şimdi özgürlük" sloganları atıldıktan sonra "Dışarıdaki Gazeteciler" adına Canan Yıldız basın açıklaması yaptı. Yıldız, bugün Çağlayan adliyesinde gazetecilerin yargılandığı Cumhuriyet Gazetesi ile Özgür Gündem Gazetesi davalarının görüleceğini hatırlatarak, "Biz her iki davadaki tutsak arkadaşlarımız Ahmet Şık'ın, Murat Sabuncu'nun, Akın Atalay'ın, Emre İper'in, İnan Kızılkaya'nın ve Kemal Sancılı'nın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz. Çünkü defalarca söylediğimiz gibi Cumhuriyet ve Özgür Gündem gazetelerine açılan davalardan tutuklanan arkadaşlarımız sadece ve sadece gazetecilik yaptıkları için yargılanmaktadırlar" dedi.

Uluslararası Basın Enstitüsü Başkanı John Yearwood, bu davayı başından beri takip ettiğini belirterek, "Umarım bu izleyeceğim son duruşma olur" ifadesinde bulundu. Alman gazeteci ve yazar Günter Wallraff da, tutuklu bulunan gazetecilerle dayanışma için defalarca buraya geldiğini belirterek, "Dostum Aziz Nesin bir keresinde demişti ki, 'bir gazetecinin böyle zamanlarda, bulunabileceği en doğru yer hapishanedir...' diye konuştu. Uluslararası PEN'den Sarah Clarke de, Uluslararası Pen'in bu davayı başından beri takip ettiğini belirterek, "Pen, Cumhuriyet davasını Türkiye'de ifade özgürlüğü üzerindeki en büyük kırılma olarak görüyor" dedi. 

CHP Milletvekili Barış Yarkadaş da, "Bugün olağan Salı toplantımıza hoş geldiniz. Neden her olağan taoplantı diyorum. Çünkü her Salı adında adalet olan ama içinde adalet olmayan bu bina içinde tutuklu gazeteci meslektaşlarımız için buluşuyoruz. Ne yazık ki AKP iktidarında kaderimiz bir türlü değişmiyor. Şuan 182 gazeteci demir parmaklıklar arkasında, yazdıklarının, çizdiklerinin, söylediklerinin, attıkları tweetlerin, yaptıkları yorumların bedelini ağır bir şekilde ödüyorlar" diye konuştu.

DAVADA NELER YAŞANDI?

 

“FETÖ/PDY ve PKK/KCK örgütlerine üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” ile yargılanan 4’ü tutuklu 18 Cumhuriyet gazetesi çalışanı Cumhuriyet’e yapılan operasyondan tam 1 yıl sonra dördüncü kez hakim karşısına çıktı. Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın duruşmasında, Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, muhabir Ahmet Şık ve muhasebe çalışanı Yunus Emre İper, tutuksuz yargılanan İmtiyaz Sahibi Orhan Erinç, yazarlar Aydın Engin, muhasebe çalışanı Günseli Özaltay, Hakan Kara, Bülen Utku, Musa Kart, Güray Öz, Turhan Günay, Kadri Gürsel ile Mustafa Kemal Güngör hazır bulundu.

 

Duruşmayı izlemek ve yargılanan gazetecilerle dayanışma amaçlı adliyeye gelenler arasında, KHK ile ihraç edilen Yüksel Caddesi Direnişçisi Veli Saçılık, CHP Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Ali Şeker, Adnan Erkek, Gürsel Tekin, ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, Sosyalist Enternasyonel Başkan Yardımcısı Umut Oran, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Genel Başkanı Turgay Olcayto, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, geçtiğimiz günlerde tahliye edilen gazeteci Murat Aksoy, Pen International Hukuk departmanından Sarah Clark, Pen Belgium’dan Rachida Lanrabet, Almanyalı araştırmacı Günter Wallraff, Pen Norway’den Jorgen Lorentzen, IPI Başkanı John Yearwood, Belçika Konsolosluğu’nda görevli Jesper Kamp (duruşmayı AB için raporlayacak), AB Türkiye Delegasyonu’ndan Sema Kılıçer gibi isimler yer aldı.

 

TANIKLAR GELMEDİ

 

Duruşma, mahkemeye gelen belgelerin okunmasıyla başladı. Mali bilirkişiye edilen itirazın henüz gelmediğini belirten Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ, Ahmet Keçeci isimli bilirkişiye ait tutanak olup olmadığı konusunda Emniyet’e gönderdikleri yazıya cevap olarak Keçeci’nin  bilirkişi yemini ve evraklarının dosyaya geldiğini söyledi. Bu duruşmada dinlenmesi beklenen tanık Mehmet Faraç iki kez davet edilmesine rağmen bu duruşmaya da gelmedi. Faraç ile birlikte henüz dinlenmemiş tanıklardan olan Cumhuriyet gazetesinin eski yazarlarından Leyla Tavşanoğlu da duruşmaya gelmedi.

 

‘SAVCI SORUŞTURMA YÜRÜTÜYOR GİBİ DELİL EKLİYOR’

 

Aydın Engin’in avukatı Aynur Tuncer Yazgan söz alarak, Cumhuriyet savcısının hala soruşturma yürütüyormuş gibi dosyaya delil eklemesinin ve  delil toplanıyor gibi davranılmasının mahkemenin bağımsızlığını zedelediğini ifade etti. Yazgan, MİT haberinin gazetecilik içinde olup olmaması konusunda gazetenin eski yöneticilerinden Doğan Satmış’ın kendi görüşünü dile getirerek, kamuoyunda algı yaratmaya çalıştığını söyledi.

 

‘FARAÇ’IN TANIKLIĞNDAN VAZGEÇİLSİN’

 

Tanık Mehmet Faraç’ın davet edilmesine rağmen duruşmaya gelmemesine değinen Avukat Tora Pekin, mahkemeden Faraç’ın tanık olarak dinlenmesinden vazgeçilmesini talep etti. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Dağ, Faraç’ın gelmemesinin sebebini İstanbul dışında çalışmasından kaynaklandığını belirtti. Pekin ise, “Bu kadar peşinden koşmaya gerek var mı o yüzden dinlenmesinden vazgeçilmesini istiyoruz. Tanık olmaya müsait değildir çünkü tarafsız değildir” diyerek Faraç’ın Cumhuriyet gazetesine ithafen attığı tweetlerden örnekler okudu. Pekin, “Faraç’ın bir kısım müvekkilimize dönük yıllardır ısrarla sürdürdüğü yazıları var. Husumetinin bir boyutu da yazmış olduğu Aydınlık gazetesinin Cumhuriyet ile rekabet içinde olması. Tanık olarak dinlenmesi istenen Faraç’ın Cumhuriyet ile ilgili hiçbir bilgisi olmadığı gibi beyanlarının bir katkısı da olmayacaktır. Dinlenmesinden vazgeçilmesini talep ediyoruz” dedi.

 

Avukat Fikret İlkiz de Faraç’ın soruşturma evresinde verdiği ifadede adresini ve Aydınlık'ta köşe yazarı olduğunu belirttiğini hatırlattı. İlkiz, “28 Temmuz'daki duruşmada siz de önceden çağrıda bulunmuştunuz. Aynı şekilde Leyla Tavşanoğlu için de aynı çağrıda bulunduğunuz görüşündeyim. İki ismin de dinlenmesine gerek olmadığı görüşündeyiz” diyerek talebini dile getirdi.

 

AV. PEKİN BİLİRKİŞİNİN DİNLENMESİNİ TALEP ETTİ

 

Avukat Pekin, gazetenin muhasebe çalışanı Emre İper ile ilgili olarak Adli Bilişim Mühendisi Tuncay Beşikçi'nin tanık olarak dinlenmesini talep etti. Pekin, emniyetin bilirkişi raporunda İper’in telefonunda ByLock olduğuna dair tek bir teknik açıklama olmadığını hatırlatarak, “Emre’nin telefonunda ByLock yüklü değil. Kurulmadı. Bilirkişi de telefonda ByLock var diye bir rapor veremedi. Dosyanıza bu rapor asla ve asla gelmeyecek” dedi.

 

SAVCI TÜM TALEPLERİN REDDİNİ TALEP ETTİ

 

Savcı Hacı Hasan Bölükbaşı, Aydın Engin’in avukatı Aynur Tuncer Yazgan’ın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı basın Bürosu’nun gönderdiği Satmış’ın röportajının delillikten çıkarılması talebini, Faraç’ın tanık olarak dinlenmekten vazgeçilmesi talebini ve adli bilişim uzmanı Tuncay Beşikçi'nin dinlenmesi talebinin reddini talep etti.

 

Savcılık, Emre İper ile ilgili bilirkişi raporunun beklenmesini, Doğan Satmış’ın yaptığı açıklamalardan dolayı tanık olarak dinlemesine Ahmet Şık, Murat Sabuncu, Akın Atalay, Ahmet Kemal Aydoğdu ve Emre İper’in tutukluluk halinin devamını istedi.

 

İPER’İN TELEFONUNDA BYLOCK YOK

 

Tanık olarak dinlenmesine karar verilen bilirkişi Tuncay Beşikçi, daha önce Balyoz ve Oda TV davalarında da bilirkişi mütalaası sunmuştu. 19 yıllık bilirkişi olan Tuncay, İper’in telefonunda ByLock olmadığını kesin bir dille ifade etti. İper’in kullandığı telefonun alındığı tarihten itibaren hiç formatlanmamış, fabrika ayarlarına döndürülmemiş olduğunu anlatan Beşikçi, “Bu önemli çünkü silinen dosyaları geri yükleyebiliyoruz. Telefonunda en çok WhatsApp kullanılmış. BTK ve operatör kanıtlarına göre ByLock’un Litvanya’daki sunucusuna bağlanmış. Doğrudur. Erkan Çelik isimli arkadaşıyla WhatsApp’tan görüşmüş. Fakat telefonunda ByLock olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Daha önce bu konuda pek çok çalışmam oldu. İçerik araması da yaptım. Terör örgütü ile ilgili anahtar kelimeler aradım onlar da yok bir tek Fuat Avni hesabını takip ediyormuş; gerçi onu ben de takip ettim. 'FETÖ’den ‘Fetöş’ diye bahsetmiş. Telefonunda ByLock'a ilişkin hiç iz yok ama kayıtlarda var. Bunu ancak başka bir uygulama yapabilirdi. 3 Haziran 2014’te bir müzik programı yüklüyor telefonuna. Programın kurucusu bir kod yazıyor. O kod sayfaya giren herkesi ByLock sunucusuna yönlendiriyor. Freezy adında müzik programı sanığın telefonunda varmış. Namaz vaktine ilişkin programlar da buna yönlendirilmiş. Bu program kullanan bir anda terör örgütü üyesi oluyor. 

 

Mor Bey’in sahiplerini araştırdım. Kodu yazan kişi 'FETÖ' okullarında okumuş. 17-25 Aralık’tan sonra çalıştığı kurumdan istifa edip yurtdışına kaçmış. Hem müzik hem de namaz programını yazan iki kişi. Ben bu isimleri savcılığa bildirdim. ByLock'a Freezy üzerinden yönlendirilmiş. Bu uygulamayı yapanların 'FETÖ' ile ilişkisi vardır. Sanık gibi aynı durumda olan çok kişi olabilir. Namaz kılmak, müzik dinlemek isteyen insanlar ByLock kullanıcısı sayılabilir. ByLock listesinden bir önceki kayıt Mor Bey’inin IP’si ile aynıysa gerçek ByLock kullanıcısı ve olmayanlar ayırt edilebilir” dedi. 

 

Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ, Beşikçi’ye, “Freezy programının Litvanya’daki sunucuya yüklenmesi teknik olarak mümkün mü?” diye sordu. Beşikçi, “Teknik olarak mümkün. Web sitemde bunu açıkladım. Web siteme giren herkes ByLock’a yönlendirilmiş oldu” yanıtını verdi. Mahkeme Başkanı Dağ Beşikçi’ye, “Söyledikleriniz sadece bizim için değil iddia makamları için de önemli bilgiler olacaktır” diyerek teşekkür etti. 

 

‘DEPO DAVA’

 

Başkan Dağ, ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu'ndan dosyaya duruşma günü 2 tane belge gönderildiğini söyledi. Dağ, bunların birinin Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala'nın yazar Aydın Engin ile birinin de Cumhuriyet'in eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ile WhatsApp üzerinden yaptığı konuşma olduğunu belirtti. Başkan Dağ, duruşmada söz konusu konuşmaları okudu. 

Avukat Fikret İlkiz bunun üzerine, “Beklersek daha çok belge gelir. Kavala'nın bugün sorgusu yapılıyor. Meslektaşımız emniyet ısrarla istediği için gitti. Demek ki tutuklanacak. Biz de depo dava olarak bekleyeceğiz. Ya bu dava olarak bekleyeceğiz ya da bu davanın ekleri gibi mütalaa etmeye devam edeceğiz. Kişisel verilerle ilgili kanunu niye kabul ettik? Hiçbir talebim yok ama durum bu. Demek ki Kavala ile ilgili soruşturmayla bağlantılı olmak üzere bilgi sızdırılıyor ve biz duruşmada tanık oluyoruz” dedi.

Avukat Ergin Cinmen de söz alarak, “Bu görevi kötüye kullanmaktır. Bununla ilgili mahkemeniz suç duyurusunda bulunmalı. Birileri bu işe 'yeter' demeli. Bu kumpasla ilgili hangi yargı yoluna başvurduysak sonuç alamadık. Birileri buna son versin derken, aslında bu dava tam zamanıdır ve sizin de görevinizdir” dedi. Başkan Dağ da, “Bu husus davanın neresinde, ne şekilde yer alacaktır, alacak mıdır, almayacak mıdır mahkeme bunun değerlendirmesini şu aşamada yapmayacaktır” dedi.

‘ÖRGÜT BU BİNANIN İÇİNDE’

Tutuklu yargılanan Ahmet Şık da konuyla ilgili beyan da bulundu: “Gözden kaçırdınız demeyeceğim, karar almaktan kaçtınız. Haberlerden terör örgütü arıyorsunuz. Duruşma savcısının ağzıyla bir belge dolaşıyor ama bunun kaynağını sormuyorsunuz. Örgütün yerini size söyledim. Örgüt bu binanın içinde hakim savcı kılığında, işbirlikçileri de medya.”

Mahkeme Başkanı Dağ, bilirkişi raporlarındaki eksikliklerin celse arası temin edilebilip tarafalara gönderileceğini, bunun dışında Faraç’ı bir kez daha çağıracaklarını söyledi. Dağ, gelecek celse savcıdan mütalaa alınacağını, sonraki celse duruşma için 1 hafta süre verip esasa yönelik beyanlarla kararı açıklayacaklarını söyledi. Dağ duruşma savcısına duruşma ara kararına ilişkin gelen belgeler yönünden mütalaasını sordu. Savcı, önceki celselerde verdiği mütalaaların benzerini okuyarak tutuklu yargılanan gazetecilerin tutukluluk hallerinin devamını talep etti. 

ARA KARARLAR AYNI, MÜTALAA AYNI

Savcının mütalaası üzerine Murat Sabuncu beyanda bulundu. Savcının bütün ara kararlarda aynı mütalaayı vermesini eleştiren Sabuncu, “Ara kararlar aynı, savcı mütalaası aynı. Ne savcının mütalaası, ne iktidarın propaganda aygıtlarının sizden önce alıp kendi aygıtlarına vermesi hepsi aynı. Büyükada için de iktidarın propaganda aygıtları karalama kampanyaları yapmıştır ama iddianamenin kabulünden 10 gün sonraya verilen duruşma gününde tahliye edildiler” dedi.

KARAR İÇİN ARA VERİLDİ

Mahkeme heyeti karar için saat 19.00'a kadar ara verdi. 

ADALETSİZLİĞİN DEVAMINA...

Kararını açıklayan mahkeme, Can Dündar ve İlhan Tanır'ın yakalamasının ve Emre İper'e ait bilirkişi raporunun beklendiğini belirterek, Mehmet Faraç, Leyla Tavşanoğlu ve Doğan Satmış tanık olarak dinlenmesine, tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. Dava 25-26 Aralık 2017’ye ertelendi. Akın Atalay, Murat Sabuncu ve Ahmet Şık hakkındaki tutukluluğun devamı kararına üye hakim şerh koydu, karar oy çokluğuyla alındı. Emre İper hakkındaki tutukluluğuna devam kararı ise oy birliğiyle alındı. Karar açıklandıktan sonra mahkeme salonunda "Hak, hukuk, adalet" sloganı atıldı.

OYUNCU ŞEVKET ÇORUH 'ŞIK SOKAĞI' TABELASININ YANINA 'AHMET' YAZDI

Tutuklu gazetecilere bir destek de Oyuncu Şevket Çoruh'tan geldi.

Çoruh, İstanbul Beykoz Rüzgarlıbahçe Mahallesi'nde bulunan 'Şık Sokağı' tabelasının yanına 'Ahmet' yazarak sokağın ismini 'Ahmet Şık Sokağı' olarak değiştirdi. Sokağın ismini değiştirdiği anın videosunu Twitter hesabından yayınlayan Çoruh, paylaşımına #AhmetŞıkYalnızDeğildir hashtagini de ekledi.

 

Son Düzenlenme Tarihi: 01 Kasım 2017 15:32
www.evrensel.net