Giriş sayfası yap | Favorilere ekle
Anasayfa
Güncel
Ekonomi
Görüş
İşçi-Sendika
Politika
Bölge
Dünya
Kültür
Toplum-Yaşam
Medya
Kırkyama
Mizah
Mektup
Spor
Dosya
Köşe Yazıları
Evrensel Hayat
Genç Hayat
İletişim
Bağlantılar
Arşiv
Metin Göktepe
Evrensel Avrupa
Eylül 2010
Pts
Sa
Ça
Pe
Cu
Cts
Pa
03
04
05
06
07
08
09
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
18/01/2008
Öğrenci Kültür Merkezi kapatılamaz!
Mehmet Öner - Cahit Çeçen
İstanbul Üniversitesi öğrencileri rektörlüğün gerekçe göstermeden kapattığı kültür merkezleri için bugün saat 15:00’te eylemde olacak
İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kültür Merkezi (ÖKM) geçtiğimiz hafta hiçbir gerekçe gösterilmeden İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü tarafından kapatıldı. Bünyesinde, tiyatrodan müziğe, ebrudan sinemaya, felsefeden fotoğrafa kadar birçok sanat ve bilim dalında ürünler ortaya koyup öğrencilerle ve halkla buluşturan kulüpleri barındıran Öğrenci Kültür Merkezi’nin kapatılmasına karşı üniversitede hummalı bir çalışma sürüyor. ÖKM’li öğrenciler sanatçı ve aydınlarla görüşüyorlar, diğer üniversitelerden arkadaşlarına konuyla ilgili bilgi veriyorlar, basın kurumlarıyla irtibat kurup bugün saat 15:00’te İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin bahçesinde yapacakları renkli basın açıklamasına çağrılar yapıyorlar. ÖKM Sahnesi oyuncularına ÖKM’nin neden kapatılmak istendiğini ve Rektör Mesut Parlak’ın ne yapmak istediğini sorduk...

İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kültür Merkezi (ÖKM) niçin kapatıldı?
Yavuz Akyıldız: Bize göre bunun iki nedeni olabilir. Birincisi Öğrenci Kültür Merkezi’nin (ÖKM) bir ticarethaneye dönüştürülmek istenmesi. Çünkü orada belirli bir öğrenci toplamı var. Vezneciler’de bulunan ÖKM, üniversitenin birçok fakültesinin orta noktasında yer alıyor. Bunun için, buranın, kariyer günlerinin yapıldığı paralı bir ticari merkeze dönüştürülme olasılığı var. Bu süreç yemekhanenin özelleştirilmesiyle başlamıştı. İkincisi, öğrencilerin sanatla uğraşmasının engellenmek istenmesi. Öğrencilerin bir araya gelip kolektif olarak ürettikleri ve üretimlerini sergiledikleri; her insanın içinde bulunması gereken toplumsallığı üniversitede yaşayabildiği sayılı alanlardan birini kapatmış olacak rektörlük. Rektör bu sayede öğrencilerin birleşmesini, bir araya gelmesini, düşünmesini engelleyecek aklınca. Zaten ilk demecinde de vardı. “Bu okulda siyaseti bitireceğim” demişti. Siyasal Bilimler Fakültesinin bulunduğu bir okulda siyaseti bitireceğim, demek ne kadar akıl kârıdır bilemiyoruz. Üniversitede siyaset yapılmayacaksa nerede yapılacak, bunu çok kestiremiyoruz açıkçası. Siyaset sadece belirli kalıpların içinde, TBMM televizyonunda mı yapılır? Onlar üniversite öğrencilerinin siyasetten uzak, rahatça yönlendirilen, her şeye “he” diyen tipler olmalarını istiyorlar. Fakat üniversitenin ana bileşeni öğrencidir. Bunu göstereceğiz...
Işıl Özkan: Geçen seneyi de göz önüne alarak, bir çatışma çıkarsa ÖKM elimizden gidecekti, yine kapatacaklardı. Biz bunu için sustuk, yapılmak istenen saldırılara hiçbir cevap vermedik ama ona rağmen kapatıldı. Şimdi aklımıza bir sürü soru geliyor. ÖKM’ye 200 milyarlık yatırım yapıldı. 15 yıl sonra tadilata girdi. Neden yapıldı peki bu? Bu, bizde ÖKM’nin kariyer merkezi yapılacağı fikrini güçlendirdi. Çeşitli söylentiler dolaşmaya başladı ÖKM’nin çok uzun süre açılamayacağına dair. Kimse kalkıp, bizi muhatap alıp bir açıklama yapmıyor. Burada bütün kulüpler mağdur durumdayız. Bir toplumsallık yaratmaya çalışıyoruz, günlerdir çabalıyoruz. İnsanlara ulaşmaya çalışıyoruz. Cuma günü (bugün) büyük bir etkinlik yapacağız.
Mehmet Bezgin: Olanların çoğu egemen ideolojiye inanılmaz uyuyor. İstanbul Üniversitesi Türkiye’nin en köklü üniversitesi. Ve çok köklü bir geleneğe sahip. Bu gelenek daha çok muhalif olmasından, muhalif olarak üretmekten kaynaklanıyor. Rektörün gelip “Ben kendimi komutan olarak görüyorum” demesi ya da “Bu okulda siyaseti bitiriyorum” demesi zaten bu geleneği yok etmeye çalışmasından kaynaklanıyor. ÖKM, öğrencilerin yaptıkları işi satmadan, toplumla paylaşarak, halkla bütünleşmeye çalışarak, bütün öğrencileri kapsayarak üretmeye çalıştığı bir yer. Siz egemen ideolojiyi hissettirmek istiyorsanız bir yerin toplumsallığını bitirerek yaparsınız bunu. Ve ÖKM’nin kapatılmak istenmesi de öğrencilerin toplumsallaşmasının önündeki en büyük engeldir.

Öğrenci Kültür Merkezi bünyesinde hangi kulüpler var? Siz hangi çalışmaları yapıyordunuz? Ve merkezin kapanmasıyla çalışmalarınız nasıl etkilendi?
Birsen Serinkoz: Biz Tiyatro Kulübü olarak faaliyet gösteriyoruz ve ÖKM bünyesinde toplam 15 tane kulüp var. Sinema Kulübü, Halkbilim Kulübü, Fotoğraf Kulübü, Edebiyat Kulübü, Sosyal Araştırmalar Kulübü ve böyle devam eden büyük bir toplam aslında. Bizim çalışmalarımız ciddi anlamda sekteye uğruyor, çünkü sahnesiz çalışamıyoruz. Bir mekana ihtiyacımız olduğu için bütün çalışmalar direkt değişiyor ve çalışma takvimimizi de değiştirmek durumunda kalıyoruz. Bu anlamda kapatmadan en çok etkilenen kulüplerden biri biziz.
Mehmet Bezgin: Fakat binanın kapatılması tabii ki bizim çalışmalarımıza engel olmayacak. Geçen yıl da kapandığında biz Dario Fo’nun Japon Kuklası oyununu oynadık ve sokakta oynadık. Aslında bizim en büyük tepkimiz, kendi salonumuz varken başka yerde tiyatro yapmaya itilmemiz. Orası bizim salonumuzdur ve oranın kapanmaması için tepki gösteriyoruz biz.

Yönetim tarafından bir karar alındığından kulüpler bundan nasıl etkileniyor?
Birsen Serinkoz: ÖKM’nin bir tüzüğü yok. Olmadığı için kulüp temsilcileri olarak yapılan toplantılarda aslında birçok şey müdürün iki dudağının arasından çıkacaklara bakıyor. ÖKM doğrudan rektörlüğe bağlı olduğu için de bizim orada öğrenciler olarak aldığımız kararlar belli bir noktaya kadar etkin olabiliyor.

Sistemli bir saldırı mı bu?
Mehmet Bezgin: Sanat bir ülkenin aydınlanmasına ve ilerlemesine yardımcı olur ve o ülkede kötü olanı gösterir. AKP hükümeti kendi ideolojisine uygun olmayan merkezleri bir bir kapatıyor. Zaten YÖK’ün iktidarla olan ilişkisinin çok iyi olması da sistemli ilerledikleri izlenimi veriyor.
Yavuz Akyıldız: Rektörlüğün bir başka amacı da bir kulüpleri pasifize edip, sponsorlu hale getirmek. Bunu en yakın zamanda İstanbul Teknik Üniversitesi’nde gördük. İTÜ’deki tiyatro toplulukları ve birkaç kulüp sponsor almadığı için, buna karşı oldukları için sahnelerinde çalışmalarına izin verilmedi.
İbrahim Yakut: Tiyatro genel olarak, düşündüren, sorgulatan, insanları uyandıran bir sanat ve yıllardan beri engellenmek isteniyor. Tıpkı 1950’lerde olduğu gibi, Demokrat Parti dönemindeki o siyasi zihniyet 2008 Türkiye’sinde de aynı manteliteyle hareket ediyor. AKP iktidara geldiğinden beri bilhassa düşünmeyen, sorgulamayan ve edilgen insanlar ve özellikle öğrenciler yaratmaya çalışıyor. Bunun da yollarından biri tiyatroları kapatmaktan geçiyor. Biz ÖKM’de deneyim aktarımıyla ilerleyen bir sanat yapıyoruz. Bir öğrenci-öğretmen ilişkisinden çok paylaşabildiğimiz, emek üzerinden giden bir tiyatro yapıyoruz. Ve ÖKM’nin kapatılmaması için mücadele ediyoruz.
Işıl Özkan: ÖKM açılana kadar biz buradayız, çalışmalarımıza dışarıda da olsa devam edeceğiz. Diğer arkadaşlarımız da etkinliklerine devam edecek. Biz o kapıyı açtıracağız. Biz bunun mücadelesini veriyoruz şimdi. Ve herkesi mücadelemize destek vermeye çağırıyoruz. Çünkü bu bugün bizim başımıza geldi ama dün Atatürk Kültür Merkezi’nin başına gelmişti. Yarın başka bir sahnenin başına gelecek. Başka sanat kurumlarının başına gelecek. Çünkü bugün istenen, hükümetin de istediği bu... (İstanbul/EVRENSEL)
Anasayfa | Güncel | Ekonomi | İşçi-Sendika | Politika | Bölge | Dünya | Kültür | Toplum-Yaşam | Medya | Mizah | Mektup | Spor | Dosya | Köşe Yazıları
Evrensel Hayat | Genç Hayat