# Suriye sosyal patlamanın eşiğinde!

> **Yazar:** Hediye Levent
> **Yayın Tarihi:** 2026-09-17 00:08:00
> **Kaynak:** [https://www.evrensel.net/yazi/99998/suriye-sosyal-patlamanin-esiginde](https://www.evrensel.net/yazi/99998/suriye-sosyal-patlamanin-esiginde)

---

Suriye’de eski yönetim devrildiğinden beri küçüklü büyüklü ve farklı sebeplerden gösteriler hep vardı. Özellikle azınlıkların gösterileri ölümlerle sonuçlandı ancak ülkenin tamamına yayılan gösteriler hiç olmamıştı. Hele de İdlip, Hama ve Halep kırsalları, Deir Ez Zor gibi yerlerde yaşayanlar bu gösterilere pek katılmamış, Ahmed Eş Şara yönetimine olan bağlılıkları sebebiyle ülkedeki huzursuzluklara sabır göstermişlerdi.


Peki ne oldu da bizzat Eş Şara’ya yıllardır destek veren insanlar, aşiretler sokaklara döküldü ve lastik yakıp ana yolları kapatacak kadar öfkelendi?


Öncelikle şunu belirtmek gerekiyor; bu gösterilerin siyasi bir yönü yok, mesele tamamen her geçen gün daha da ağırlaşan ekonomik şartlar ve bu şartlar Eş Şara yanlısı ya da karşıtı herkesi ayrım yapmadan etkiliyor.


Olayların fitilini ateşleyen sebep akaryakıta 9 gün içinde iki kez zam yapılması oldu. Mazota, benzine yüzde 40’a varan oranlarda zam yapıldı. Bu arada Tartus-Banyas’taki rafineri tamirat ve kapasite artırma için kapatıldı. Zamma paralel olarak piyasaya sürülen akaryakıt miktarı düştü. Günlük ortalama 300 bin varil ihtiyaca karşılık 100 bin varile bile ulaşmayan akaryakıt arzı zammın etkilerini daha da katladı. 


Bu duruma ilk tepki ülkenin kuzey doğusundaki Haseke ve Deir Ez Zor çevresinden geldi. Ülkenin buğday ve tahıl ambarı olarak bilinen bu bölgelerde çiftçiler için hasat dönemi olan eylül ve ekim aylarında böylesi bir yakıt zammı ve krizi, öfkeyi alevlendirdi. Çiftçiler yine bu bölgelerden çıkarılan petrolü taşıyan akaryakıt tankerlerinin yollarını kesip bazılarına el koymaya çalıştı. Kısa sürede yine tarımla uğraşan Hama, Halep ve İdlip’teki çiftçiler de gösterilere katıldı. Aslında bir süredir çiftçiler zaten oldukça öfkeliydi. Buğday ve tahıl alım fiyatları istedikleri seviyede değildi ve Şam’daki yönetim satın aldığı bu tahılın ödemesini de sürekli geciktiriyordu.


Akaryakıt krizi şehir içi ve şehirler arası taşımacılık yapanların kontak kapatmasına, kritik kuruluşların bile jeneratörlerine yakıt bulamamasına uzanıyor, velhasıl ülkedeki herkesi mağdur ediyor. Suriye’de mutfaktan taşımacılığa ve günlük hayatın vazgeçilmezi olan jeneratörlerden fırınlara ve ısınmaya kadar her alanda mazot kullanılıyor. Ancak sorun sadece akaryakıt zammı ile de sınırlı değil. Haliyle kimilerinin dediği gibi zam oranının düşürülmesi ya da tamamen geri alınması sorunu çözmeyecek.


Suriye’de sokağa dökülenler bu protestolara Açlık Devrimi diyorlar. Zaten 14 yıllık savaş sebebiyle 14 yıl boyunca çok ağır bedel ödeyen halk hâlâ harap bir ülkede yaşıyor. Savaş artığı mühimmat sebebiyle ekilemeyen tarlalar, girilemeyen bahçeler çok. Ülkenin her yerinde savaş sebebiyle yanan tarım arazilerinin pahalı kimyasallarla temizlenmesi gerekiyor. Bu yetmezmiş gibi neredeyse her yıl çıkan büyük yangınlar, bütün bölgeyi ve Suriye’yi kavuran kuraklık gibi felaketler de cabası.


Ancak en önemlisi de iki yıl önce Suriye’de yönetimin devrilmesinin ardından liderlik koltuğuna oturan Ahmed Eş Şara ve ekibinin hâlâ bir devlet kuramamış olması. Milyonlarca insan işsiz ve Suriye’de herkesin ekip biçeceği toprağı da yok. İnsanlar 2 ve bazen 1 öğün makarna-bulgur ile günü geçirmeye çalışırken ülkedeki gidişata dair belirsizlik de uzadıkça uzuyor. 


Mesela, Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırıldığına dair resmi açıklamalar var ancak somut olarak Suriye içinde yaprak kımıldamıyor. Çünkü yatırım istikrar ve en önemlisi de güvenlik ister ancak ülkede hala kontrol altına alınamayan çok sayıda radikal ya da yağmacı silahlı adam dolaşıyor. IŞİD’in her geçen gün güçlenmesi de başka bir sorun. Kaldı ki yaptırımların kaldırılması konusunda Amerikan senatosu hâlâ net değil. Haliyle her an yaptırım uygulanabilecek bir ülkeye kim, niye yatırım yapsın? Bütün unsurları, kurumları ve hukuki alt yapısı ile devletin olmaması da ekonominin canlanmasının önündeki bir başka engel. 


Peki Ahmed Eş Şara ve ekibinin bir devlet kurma, ekonomi politikası hazırlama yeterliliği var mı? Yok. Zaten savaşın darmadağın ettiği ülkede koltuğa oturduklarından beri şartlar ağırlaştıkça sorunu çözmek için buldukları tek çözüm vergileri artırmak. Zaten parası, işi ve hatta ümidi olmayan insanlardan daha fazla ne alabileceklerini umdukları da meçhul. 


Bir de hayal pazarlama meselesi var. Ülke içindeki azınlıklardan ve Sünnilerin önemli bir kısmından destek alamayan Eş Şara yönetimi, bölge ülkelerinden milyar dolarlara varan nakit akışının olacağını, imzalanan her anlaşmadan sonra nakit para gelecekmiş gibi kısa sürede insanların hayatının düzeleceğini anlatıyor her fırsatta. Gösterilerden de anlaşıldığı üzere bu söylemler kendi destekçileri arasında da karşılık bulmuyor artık ki, sınırlı iç desteğinin de giderek azaldığı da bir başka gerçek.


Peki son gösteriler Suriye’de bir değişime, sorunların çözülmesine sebep olur mu?


Ahmed Eş Şara bugünlerde, Arap Zirvesi sebebiyle bölge ülkelerinin liderlerinin katıldığı bir toplantıda. Bölge ülkelerinden birinin, muhtemelen Suudi Arabistan’ın, Suriye’ye bir miktar destek verip kısa süreli bir nefes almasını sağlaması mümkün. Diğer taraftan devletin kurulması için Türkiye’nin girişimlerini yoğunlaştırması da beklenebilir. Ancak bütün bunlar Suriye’nin bir sosyal patlamanın eşiğinde olduğu gerçeğini radikal ölçüde değiştirebilecek girişimler değil. Suriye’de insanlar tam anlamıyla aç ve ümitsiz!

---

*Evrensel Gazetesi — Emeğin sesi, gerçeğin habercisi*
