# Savaşan Ortadoğu nereye?

> **Yazar:** Mustafa Yalçıner
> **Yayın Tarihi:** 2026-09-15 00:09:00
> **Kaynak:** [https://www.evrensel.net/yazi/99989/savasan-ortadogu-nereye](https://www.evrensel.net/yazi/99989/savasan-ortadogu-nereye)

---

Görünüşte bir barışçıl dönemin ardından dünyanın dizginlerinden boşanmış bir emperyalist saldırganlıkla yüzleşmesinin önünü açan ABD’de İkiz Kulelerle Pentagon’u hedef alan 11 Eylül’ün üzerinden 25 yıl geçti. Amerikan emperyalizminin “başkanları” değişti ama her yenisi bir öncekini arattı. Güler yüzlülükleriyle iyilikseverlikleri propaganda edilen “demokrat” Clinton ve Obama da diğerlerinden aşağı kalmamacasına tümü dönemlerinde dünya halklarına saldırılarla anıldı. Ancak yine de Trump aralarında en sivrileni.


“Savaşları durduracağı” vaadiyle başkan oldu. Tersine, saldırı ve açtığı savaşların yanı sıra kendisini ulusal ve uluslararası hiçbir hukuk normuyla bağlı saymamasıyla ününe ün katıyor!


Yabancı bir devlet başkanını ABD’ye getirip Amerikan mahkemeleri önüne çıkaran ilk başkan Trump değil. Öncekiler bir yana son yıllarda benzer üç adam kaçırmaya daha tanık olundu ve ikisi “demokrat” başkanlar dönemindeydi. 2017’de, Trump’ın ilk başkanlık dönemi seçimini kazandığı ama henüz Obama’nın başkanlığının son günlerini sürdürdüğü bir Ocak günü Haitili yeni seçilen bir senatör kaçırılıp ABD’ye getirilip yargılandı. Guy Philippe yeni seçilen Haiti başkanının yakınıydı ve 2004’te bu ülkede gerçekleştirilen darbeye liderlik yapmıştı. Bush dönemindeki bu CIA darbesi Başkan Aristide’nin Afrika’ya kaçırılmasıyla gelişmişti. Üçüncü isimse 2022’de Biden döneminde ABD’ye götürülen eski Honduras Başkanı Hernandez’di. Ortak yönleri Maduro gibi uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlanmalarıydı. Ancak Trump, biliniyor, tüy dikti! Görevdeki başkanı 400’e yakın kişinin öldürüldüğü düpedüz bir askeri harekatla kaçırttı.


Ülkelerin egemenliği, bağımsızlığı, BM kararları ... hiçbiri önemli değildi! Başkana yabancı bir ülkenin başkanını kaçırma yetkisi vermeyen Amerikan hukuku da önemsizdi! Burjuvazinin sıkıştığında kendi koyduğu yasaları çiğnemesi adettendir.


Kendisini dünyanın tiranı bilen Trump hemen ardından İsrail’le birlikte İran’a saldırdı. Yine ne hukuk normu ne yasa tanıdı. Savaş ilanı da yoktu. Emperyalist saldırı arada duraklamalarla zaman zaman şiddetlenerek sürüyor. Sadece tüm Ortadoğu’yu değil dünyayı savaş batağına çekmekle tehdit ediyor. Sokmadığı zorluk da yok.


Ortadoğu, biliniyor, dünyanın önde gelen petrol ve doğal gaz deposu. Bölge petrol ya da gazını kullanmayan ülke yok gibi. Savaş ya da İran’ın misillemelerle yanıt verdiği Amerikan saldırganlığı bölgede enerji nakil yollarıyla tedarik zincirinin felç olmasına neden oldu. İran bir savunma önlemi olarak Hürmüz Boğazı’nı kapatırken ABD’nin ambargoya eklediği abluka dünyanın başlıca su yollarından birinin ulaşıma kapanmasını getirdi. Bölgenin hemen hiçbir ülkesi enerji ihraç edemiyor. İhracı duranlar arasında petrol yan ürünlerinden plastik ve gübre gibi sanayi ve tarım girdileri de var.


Geçen hafta içinde kullanılamayan su yollarına, dolaysız tehdit altına giren Kızıldeniz’le Süveyş Kanalı’nın eklenmesi yönünde küçümsenemez bir adım atıldı. Husiler tanımıyla bir kabile gücü olarak gösterilerek küçümsenmeye çalışılan genellikle Şii halka dayanan güç, başkent Sana başta olmak üzere Suudi destekli küçük bir bölümü dışında Yemen’e egemen. Kızıldeniz’i öteden beri İsrail gemileriyle bu ülkeden gelen ve giden gemilere kapattığını ilan eden Yemen en son liman kenti Muha’yı ele geçirerek bu su yolu üzerindeki kontrol olanağını ciddi biçimde genişletip güçlendirdi. Anlamı açık: Tehdidin büyümesiyle birlikte en azından nakliye sigortası katlanmakta ve seyrüseferden kaçınanlarla birlikte dünyaya bu yoldan enerji arzı da durmasa bile sınırlanmaktadır. Suudiler uzun yıllar ülkeyi bombalamasına rağmen bir ilerleme sağlayamadığı gibi, desteklediği güçlerle birlikte Yemen’de gerileme halinde. Körfez ülkelerindeki askeri üsleriyle birlikte İran füzelerinin hedefi durumunda olan ve hareket olanağı kısıtlanan savaş filosunu koruma derdine düşen ABD’nin Kızıldeniz su yolunun açık tutulmasına yönelik bir askeri harekata istekli olup olmayacağını ise göreceğiz.


Bu arada Brent petrolün varili 100 doları aştı, dün öğlen 108 dolardı ve ABD’de kasım seçimlerinin eli kulağında. Trump hâlâ atıp tutuyor, ancak tüm dünyayı darboğaza soktuğu gibi kendisi de zorda.

---

*Evrensel Gazetesi — Emeğin sesi, gerçeğin habercisi*
