# OVP üretici köylüye sözleşmeli kölelik dayatıyor

> **Yazar:** Sedat Başkavak
> **Yayın Tarihi:** 2026-09-14 00:04:00
> **Kaynak:** [https://www.evrensel.net/yazi/99987/ovp-uretici-koyluye-sozlesmeli-kolelik-dayatiyor](https://www.evrensel.net/yazi/99987/ovp-uretici-koyluye-sozlesmeli-kolelik-dayatiyor)

---

Saray iktidarının yeni Orta Vadeli Programı (OVP), tarım politikalarında üretim planlaması ve verimlilik hedeflerini korurken, tarımsal üretimin dış şoklara, iklim değişikliğine ve girdi tedarikindeki risklere karşı dayanıklılığını artıracakmış. Tarım Bakanlığının 2026 yılı bütçesi 542 milyar liraydı. OVP, 2027 yılında Tarım Bakanlığı bütçesini yaklaşık yüzde 30 azaltarak 383 milyar liraya düşürüyor. Tarım desteklerinin içinde olduğu cari transferler kaleminin değişmeden 242 milyar lirada kalması da tarım desteklerinin artmayacağının ilanı. Bu durumda hedef koruma, dış şok, iklim değişikliği ve girdi tedarikinde risklere dayanıklılık hoş bir seda olarak kalacaktır.


OVP’de gıda arz güvenliği deniliyor ama sarayın, bunu üretimi artırarak sağlamaktan ziyade, ithalatla karşılamak üzerine bir politika izlediği görülüyor. “Ne ucuzsa alıp getiriyoruz” diyerek yapılan ithalat da ülke içi üretimi baskıladığı için gerçek anlamda arz güvenliği sağlanmıyor. Aksine gıda bağımlılığı artırıyor.


OVP’de gübre, bitki koruma ürünleri, aşı ve benzeri stratejik tarımsal girdilerde yerli üretim kapasitesinin artırılmasının hedeflendiği belirtiliyor. Evet gübrenin azot, fosfat, potasyum gibi hammaddelerinde neredeyse tamamen dışa bağımlıyız. Azotlu gübrelerin üretim maliyetinin yüzde 85’ini doğalgaz oluşturuyor fakat bolca doğalgaz bulundu haberlerine rağmen gübre ucuzlamıyor. Gübretaş bir Tarım Kredi Kooperatifi kuruluşu ama ürettiği gübreyi piyasa ile aynı fiyata Tarım Krediye satıyor. Bir tarafta köylü ucuz gübreye ulaşamıyor diğer tarafta artan fiyatlar nedeniyle kaçak, kayıt dışı tarım ilacı kol geziyor. Hem sağlığımız hem toprağımız zehirleniyor.


Üreticilerin girdi maliyetleri artışı baskısından kurtulması hedeflendiği söyleniyor. Fakat başta mazot olmak üzere tarımsal girdilerdeki ÖTV-KDV kaldırılmadıkça ve girdiler gerçek anlamda sübvanse edilerek ucuzlatılmadıkça, maliyet artışı baskısı devam edecektir. Sulama yatırımları öncelikli olarak ele alınacaktır deniliyor ama sulama suyu ve sulama suyunda kullanılan elektriğin pahalı olması nedeniyle maliyete etkisinin azaltılması için bir şey yapılmıyor.


OVP'de yalnızca üretimin artırılması değil, gıda fiyatlarının oluşum sürecinin daha yakından izleneceği belirtiliyor. Zaten sorun da burada başlıyor. AKP iktidarı, enflasyon hedefini tutturma ve fiyat istikrarı sağlama gerekçeleriyle tarım ürünlerinin fiyatlarını baskılıyor. Bunu kimi zaman alım fiyatını düşük açıklayarak yapıyor. Böylece aracısı, tüccarı, ihracatçısı daha düşük fiyat dayatarak ürün alıyor. Örneğin buğday, çay, fındık, süt vb pek çok üründe fiyatlar böyle düşürüldü. Kimi zaman da özellikle hasat zamanı yapılan ithalatla tarım ürünleri fiyatı baskılanarak fiyatlar düşürülüyor. Köylü dayatılan düşük ücret karşısında artan girdi maliyetleri ve çoğalan borçları karşısında ezilirken başta Tarım Bakanlığı olmak üzere AKP yöneticileri de “Biz bir şey yapamayız serbest piyasa var” diyerek köylünün çırpınışlarını izliyor.


OVP, tarıma dayalı sanayinin hammadde ihtiyacının karşılanması için sözleşmeli üretim ve tedarik zincirinin dirençli hale getirilmesi vurgusu yapıyor. Tarım ürünleri fiyatlarının baskılandığı, desteklerin azaltıldığı, ithalatla üretimin baltalandığı koşullarda, tarıma dayalı hammadde ihtiyacı karşılanamaz. En önemlisi de sözleşmeli üretim köylüyü kendi tarlasında tarım ve gıda tekellerinin kölesi haline getiren, köylünün ürününün fiyatının şirketler tarafından belirlendiği ve imza hariç diğer kısımlarının şirketler tarafından yazıldığı bir düzendir.


Sözleşmeli üretim, tarıma dayalı hammadde ihtiyacı için şirketlere pek çok olanak sağlıyor. Raflarında reyonlarında sattığı paketli gıdalardan kasalarda sattıkları tarım ürünlerine kadar, zincir marketlere tarım ürünlerini ucuza düşürecek olanak sağlıyor. Ülkenin en ücra köşelerine kadar yayılmış, on binlerce şubesiyle zincir marketlere etiket belirleyiciliği sağlıyor. Tedarik zincirinin dirençli hale getirilmesi diyerek tekellerin ihtiyacı tarım ve gıda ürünlerinin istedikleri standartlarda, istedikleri kadar ve ucuz düşürecekleri şekilde tedarik edilmesini planlıyor. Böylece üretici köylüye sefalet dayatırken, düşük ücret dayatması sonucu ya başka bir ürüne yönelmeyi ya da üretimden vazgeçmeyi beraberinde getiriyor. Halk ise tekellerin hakimiyetindeki gıdaya ulaşmak için, daha çok çalışıp daha çok para harcıyor. İşte bu tüccar düzeni nedeniyle sürekli üretimde dalgalanma, tarımsal istihdamda azalma ve ithalat için yeni kararların önünü açıyor.


Arz güvenliği ve tarıma dayalı hammadde ihtiyacı destekle, teşvik edilen bir üretimle mümkündür. Birkaç gün önce 2026 tarım desteklerinde yapılan artış 2027’de, OVP ile açıklanan 2027 tarım bütçesi içinde yer alan desteklerin ise 2028’de verileceği düşünüldüğünde mazot, ilaç, gübre ve yem fiyatları kaç olur, ürün maliyeti ve enflasyon ne kadar artar bilinmediği için açıklanan ve açıklanacak desteklerinde kuşa döneceği açıktır.


Sonuç olarak OVP’nin verdiği mesaj şudur; gıda şirketleri ve ihracatçıların tedarik sağlayabilmeleri için ucuz arz güvenliği oluşturulacak, destekler yerinde sayacak. Üretici köylü, tarım ve gıda tekellerinin hammadde temini için “alıcı belli fiyat belli” denilerek sözleşmeli üretim üzerinden tedarik zincirine bağlanacak. Köylü ucuza satacak halk pahalı yiyecek diyor.


Not: Çifteler ilçe tarım müdürüyken makamındaki masada dizdiği mermilerle TC yazmaya çalışan eski ilçe tarım müdürü (ziraat mühendisi Ali İhsan Söker) gibilerin, göstermelik incir fidanı dikimini saksıyla yapan bakanların dalga konusu olduğu bir ülkede tarımın kimin için planlandığı açıktır. Masasına, görev yaptığı bölgede yetişen tarım ürünleri yerine kutu kutu mermi dizen ilçe tarım müdürü ve onu, o göreve getirenler üretici köylü ve halkı düşünmedikleri açık seçik ortadadır. Böyle olmasa, bu OVP ülke köylüsü ve halka dayatılamaz. Müdürü ve bakanı değiştirmek sorunlarımızı çözmez, ülke tarımını tekellerin ihtiyaçlarına göre planlayan bu düzen de değişmeli.

---

*Evrensel Gazetesi — Emeğin sesi, gerçeğin habercisi*
