# İşçiler ne zaman gülecek?

> **Yazar:** Kamil Tekin Sürek
> **Yayın Tarihi:** 2026-08-25 00:10:00
> **Kaynak:** [https://www.evrensel.net/yazi/99877/isciler-ne-zaman-gulecek](https://www.evrensel.net/yazi/99877/isciler-ne-zaman-gulecek)

---

Patronlar işçilerin parasını vermiyor. Eskiden de olurdu ama son günlerde işçinin parasını vermeme daha çok görülüyor. Parasını alamayan işçiler sokaklara çıkıyor. İş yerlerinin önünde eylemler yapıyor. Sonuç alamayınca bakanlıkların önüne gidiyor. Çözümün siyasi olduğunu biliyor. Patronların iktidardan güç alarak paralarını ödemediğinin farkındalar. Kamuoyu oluşturabilirlerse, iktidarın dikkatini çekebilirlerse, iktidar bu gösterileri kendileri için kötü görürse sorunun çözülebileceğini düşünüyorlar.


Eskiden altı, on üç ay ücreti ödenmeyen işçi olmazdı. İşçi ücretini zamanında alamazsa sendikacılar devreye girerdi. Davalar açılır iş bırakma, üretimi durdurma uyarıları yapılır ve işçiler ücretini alırdı. 


Şimdi sendikacı neredeyse yok. Birkaçı dışında sendikacılar sadece yöneticilerin maaşlarını ve giderleri garantiye almak için çalışıyor. İşçinin derdi, sendikanın derdi değil.


Açılan davalar uzun sürelerde sonuçlanıyor, üstelik dava açmak da pahalı.


İşçilerin grev hakkı neredeyse yok gibi. Kullanılamıyor. Yasada grev hakkı çok sınırlanmış. Üretimin durdurulmadığı grevler sonuç almak için yetersiz. İş bırakan, direniş yapan, greve giden işçiler işten atılıyor. Üstelik işçi alacakları da ödenmiyor. Ücretini alamayan işçi bir de işten atıldığı için tazminatlarını almak için uğraşıyor. Onu da alamıyor.


Ülke işçiler için cehennem, patronlar için cennete dönüşmüş.


Patronun biri işçilere neden ücretlerini ödeyemediğini anlatırken sistemi de anlatıyor. İktidar yandaşlarına maden işletme ruhsatları, inşaat ihaleleri veriyor. Yandaş patronun yeterli sermayesi yok ama bu ballı ruhsatları, ihaleleri alıyor. Yirmi yerde maden ruhsatı aldığını aynı zamanda buraları işletmeye başladığını söylüyor patron. Ama işçilerin ücretlerini ödeyecek parası olmadığını söylüyor. Bankalar kredi vermiyor, verenler de çok faiz istiyor diyor. O zaman işçilerin ücretleri faizsiz kredi oluyor. On üç ay işçinin ücretini vermediğinde on üç ay işçinin parasını faizsiz kredi gibi kullanmış oluyor. Alacak davaları iki, üç yıl sonra bitse ve işçilerin parasının ödenmesine karar verse mahkeme; o zaman da ya şirketin içini boşaltır ya konkordato ilan eder ya da iflas bayrağını çeker işçilerin hakkını vermemek için. 


Sarıyer Eski Belediye Başkanı Şükrü Genç, Kazova işçilerinden destek amacıyla tişört aldığı için “Terör örgütüne yardım etmek”ten hapishanede. Kazova işçilerine de patron benzerini yapmıştı. İşçilerin ücretlerini vermedi. İşçiler dava açtı. Dava devam ederken patron tekstil atölyesindeki işe yarar makineleri başka bir şirketine transfer etti. Alacaklarını da o şirkete temlik etti, borçlarını da içi boşaltılmış şirkete bıraktı. İşçiler mahkeme kararına rağmen alacaklarını alamayınca, içi boşaltılmış şirketteki birkaç eski, işe yaramaz tekstil makinesini haczetti ve alacaklarının küçük bir kısmı karşılığında bu makinelerin sahibi oldular.  Bu makinelerle kazaklar, tişörtler ürettiler ve kendi olanakları ile satmaya çalıştılar. İşçilerin bir kısmı bu işi sürdüremedi başka işlere girdi ya da bir yerlerden küçük sermayeler bulup bir iki makineli iş yerleri kurdu. Bir grup işçi ise haczettikleri makinelerle üretim yapmaya devam etti. Onların ürettiklerini işçilere destek olmak isteyen binlerce kişi satın aldı. Bazı siyasi gruplar ise bu üretimi işçilerin öz yönetimi, kendi fabrikalarında kollektif üretim yapmaları olarak tarif etti. Bir yol olarak önerdi.


Şimdi altmış yaşının altındakiler, özel olarak merak edip araştırmıyorsa, 12 Eylül darbesinden on beş yıl öncesinden başlayan güçlü işçi sendikalarının örgütlediği grevleri ve kitlesel eylemleri hatırlamaz. İşçiler bu grev ve eylemlerle o dönem şimdikine göre daha iyi ücret, sendikal haklar, sosyal haklar, emeklilik hakları elde etmişti. Patronlar 12 Eylül’ü “Şimdiye kadar işçiler güldü bundan sonra biz güleceğiz” diye alkışlamışlardı. Hâlâ gülüyorlar.

---

*Evrensel Gazetesi — Emeğin sesi, gerçeğin habercisi*
