Çin platformlarına gümrük duvarı: Aynı verginin iki ucunda Türkiye
Avrupa Birliği 1 Temmuz’da, değeri 150 avronun altındaki paketlere ürün başına gümrük vergisi getirdi. Hedef Temu, Shein, AliExpress gibi Çin merkezli platformların doğrudan tüketiciye gönderdiği ucuz paketler. Yıllarca bu paketler tek tek, gümrüksüz, denetimsiz Avrupa pazarına girdi. Artık girmeyecek.
Türkiye aynı adımı Brüksel’den önce attı. Ağustos 2024’te gümrüksüz alışveriş sınırı 150 avrodan 30 avroya düşürüldü, AB dışından gelen paketlerdeki vergi yüzde 60’a çıkarıldı. Öncü olmak Türkiye’yi korumadı. Daha önce bu köşede Gümrük Birliğinin Türkiye’yi Çin karşısında nasıl bir kıskaca soktuğunu yazmıştım. Ayrıca, Türkiye, AB’nin ortak dış tarifesine uymak ve AB’nin serbest ticaret anlaşması imzaladığı her ülkeye tarifesiz giriş tanımak zorunda; bu anlaşmaların masasında ise sandalyesi yok. Kuralı Brüksel yazıyor, Türkiye uyguluyor. E-ticaret paketlerindeki vergi de bu tablonun içine oturuyor.
Verginin asıl işlevini görmek için kimi vurduğuna bakmak gerekiyor. Düzenleme Çin malını değil, malın giriş biçimini hedefliyor. Yurt dışından tek tek gelen bireysel paket yüksek vergiye tabi; aynı malı Türkiye’de şirket kurup, depolayıp, ithalat beyanıyla getiren çok daha az ödüyor. Bireysel pakete yüzde 60 vergi gelince, Temu, WhaleCo adıyla Türkiye’de şirket kurdu, malı toplu ithalatçı olarak getirmeye başladı ve ödediği vergi ürün grubuna göre yüzde 5 ile 20 arasında düştü. Çinli e-ticaret platformları arasında en ağır darbeyi, paketleri yurt dışından yollayan yedi; yerel şirkete dönüşen, eskisinden az ödedi. Alibaba’nın sahibi olduğu Trendyol zaten verginin hedefi hiç değildi. Depolama sektöründe yabancı sermayenin yerelleştirilmesi teşvik edildi.
Faturayı ödeyen küçük üretici oldu. Yeni düzenleme muafiyeti yalnızca “gerçek kişi” alışverişlerine tanıdı, kurumsal alımları dışarıda bıraktı. Oysa KOBİ’ler, girişimciler, ARGE ekipleri yurt içinde bulamadıkları parçaları, malzemeleri bu platformlardan azar azar ve ucuza alıyordu. Bu kanal kapanınca girdileri pahalılaştı, yavaşladı. Hükümetin akademik ARGE’ye ayrı muafiyet tanımak zorunda kalması, önlemin tam da korumak istediği üretimi vurduğunun itirafıydı.
Aynı manzara Avrupa’da da var. AB’nin getirdiği ürün başına 3 avroluk sabit vergi ve beraberindeki gümrük prosedürü, en çok küçük satıcıyı vuruyor. Büyük platform bu maliyeti karşılar, küçük firma her paket için evrak, beyan ve bekleme yükünü tek başına taşımak zorunda. Yani hem Türkiye’de hem AB’de önlemler, büyük Çin platformlarını hedef aldı, ama asıl yükü küçük firmalar çekiyor. Türkiye’de küçük üreticinin ucuz girdiye erişimi kısıtlandı, Avrupa’da küçük satıcı bürokratik yükün altında ezilmekten korkuyor. Büyük sermaye ise Avrupa’da yerel depoya geçerek, Türkiye’de şirket kurarak yani sadece biçim değiştirip mali yükünü azalttı.
Evrensel'i Takip Et