18 Temmuz 2025 00:05

Trump gerçekten Ukrayna savaşını bitirmek istiyor mu?

ABD Başkanı Donald Trump’ın diplomasi kurallarını da aşarak ülkeleri ve liderleri tehdit ederek, aşağılayarak istediği sonuca varmaya çalışması artık sıradan bir davranış haline geldi. Bu nedenle, gerçekten de önceden kestirilmesi zor olan hamleler yapıyor. İstediğini elde edemeyince kısa sürede yaptığı 180 derecelik dönüşlerin listesi bir hayli uzun.

Bu pragmatist emperyalist tüccar yaklaşımın elbette nedenleri ve sonuçları var. Bunun en somut sahalarının başında üç buçuk yıldır kanlı bir savaşın sürdüğü Ukrayna geliyor. Göreve geldikten bir süre sonra Rusya Lideri Putin ile doğrudan telefon görüşmesi yapan, sonra da Rus, ABD ve Ukrayna heyetlerinin doğrundan bir araya gelmesini sağlayan Trump, estirdiği “barış havası” sayesinde Ukrayna yönetimini köşeye sıkıştırıp nadir elementlerin yüzde 50’sine el koymayı başardı.

“Barış tehdidi”yle Zelenskiy’i hizaya getirmeyi başaran Trump, şimdi “savaş tehdidi”yle Putin’e geri adım attırmanın çabası içinde. Kısa sürede bir “U dönüşü” yaparak Ukrayna’ya askeri desteğini yenileyen Trump’ın, geçen hafta Zelenskiy’e Moskova’yı vurmasını söylediği de ortaya atılan iddialar arasında. ABD’li Gazeteci David Ignatius’un Washington Post’ta ileri sürdüğü bu iddiayı Trump yalanlasa da pratik tutumu Ukrayna yönetimini savaş konusunda cesaretlendirme yönünde. Üstelik yalanlamaya rağmen Ignatios, emin kaynaklardan aldığı bilgilere dayanarak ayrıntıları yazmaya devam etti. Görüşme sırasında Trump “Neden Moskova’yı vurmuyorsunuz?​” sorusuna Zelenskiy, “Silah verirseniz buna yapabiliriz” diye cevaplıyor. Bunun üzerine Trump, “Sadece Moskova değil St. Petersburg da vurulabilir” diyor. Muhtemelen bu sızdırma bilinçli olarak Putin’e mesaj olsun diye yapıldı.

Trump’ın savaş haline geçmesi en çok da Rusya ile müzakere masasının dışında tutulan Avrupa ülkelerini sevindirdi. Birkaç gündür “Trump’ın Ukrayna politikası değişti” (Süddeutsche Zeitung, 15.07.2025) diyerek, fırsat varken savaşı kızıştırma peşindeler.

Trump’ın tam bir tüccar mantığıyla yaptığı bu “politika değişikliği” Avrupalıların ABD’den silah satın alarak Ukrayna’ya hediye etmesini sağladı. Almanya iki, Norveç bir Patriot sistemi alarak Ukrayna’ya vereceğini açıklandı. Her biri 2-3 milyar dolar değerinde olan Patriotların faturası elbette Almanya ve Norveç’te halka kesilecek.

Savaşa girmeye çok istekli Almanya bununla kalmayarak ABD’den 2 bin km menzili olan Typhon füzelerini satın alacağını duyurdu. Pazartesi günü Washington’a giden Savunma Bakanı Boris Pistorius, ABD’li mevkidaşı Pete Hegseth ile yaptığı görüşmeden sonra füzeleri satın alma başvurusunda bulunduklarını Alman basınına açıkladı.

“Tesadüf”e bakın ki aynı gün Trump, ABD’nin Ukrayna’ya Rusya’yı vuracak uzun menzilli füzeler vermeyeceklerini söyledi. Bu durum doğal olarak, tıpkı Patriotların verilişine benzer bir yöntemi izleyebileceğini akla getiriyor. Almanya, satın aldığı Typhon füzelerini Ukrayna’ya vererek Rusya’yı vurmasını sağlayabilir. Başbakan Friedrich Merz de Ukrayna’ya verilecek silahlarda “menzil sınırlandırmasının” olmadığını ifade ederek, bunun olabileceğinin net mesajını verdi.

Üstelik, aynı füzeler Almanya’dan Rusya’yı vurabilecek menzile de sahip.

Görüldüğü gibi Trump yine bir taşla iki kuşu vuruyor. Son hamleyle hem Ukrayna ve Avrupa’yı Rusya’da saldırma konusunda cesaretlendirerek silah satıyor hem de Putin’e savaşı bitirmesi için gözdağı veriyor. Müzakere söyleminde de aynı yöntemi kullanmıştı.

Her koşulda ABD emperyalizminin kazandığı bu durumda Trump’ın gerçekten savaşı bitirmek isteyip istemediği kuşkulu. Adım adım Avrupa’ya havale edilen Ukrayna savaşının kaymağını ABD, külfetini Avrupa halkları ödüyor ve daha da ödeyecek. Bu nedenle savaşın bitmesi ABD ve Trump için acil bir durum değil.

Trump’ın her an farklı bir tutum izleyebileceğini düşünen Avrupa’nın emperyalist devletleri, aralarındaki “stratejik ilişkileri” derinleştiriyorlar. Geçen hafta Fransa ile İngiltere arasında askeri ve ekonomik açıdan stratejik bir anlaşma imzalandı. Dün de benzer bir anlaşma Almanya ve İngiltere arasında imzalandı.

Aralarındaki çelişkiler, Trump’ın tek başına hareket etme niyeti, zorunlu olarak Avrupalı emperyalistleri bir araya getiriyor. Ama bu tamamen ABD’den ayrı hareket etmeye başladıkları ya da başlayacakları anlamına gelmiyor. Zira küresel rekabette birbirlerine ihtiyaçları var.

Ukrayna ve Avrupa’ya verilen ve verilecek silahlarla Putin’e baskı kurmaya çalışan Trump’ın verdiği 50 günlük ültimatom da bir sonuç getirmeyebilir. Eylül başında, belki de 1 Eylül’de, dolacak bu süreye kadar pek çok gelişme yaşanabilir.

ABONE OL

Yücel Özdemir

Trump gerçekten Ukrayna savaşını bitirmek istiyor mu?
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et