Senetlerin manevi baskı ile imzalandığına dair menfi tespit davası açabilirsiniz


12 Temmuz 2011 09:53

SORU: Bir işveren, yanında çalışan 15 işçiye fabrikanın zor durumda olduğunu ve kurtarmak için teminat senetlerine ihtiyaç olduğunu söyleyerek senetler imzalatıyor. Ancak, aradan üç yıl geçtikten sonra bu senetler işçilere yönelik olarak icraya konulmuştur. Hepsi de yüksek miktarlarda ve ciro edilmiş bu senetlere karşı baskı altında imzalatıldığı için geçerli olarak kabul edilir mi? Bu konuda ne gibi haklar bulunmaktadır?

CEVAP: Böyle bir soruya senedi görmeden ve buradaki hukuki ilişkinin niteliğini yani icra dosyasının aşamasını tam olarak bilemeden cevap vermek oldukça zor. Çünkü konu son derece çetrefilli bir konu. Öncelikle, sizin açınızdan yapılması gereken hususların başında, senetlerin size manevi baskı yani işten çıkarılma, bunun karşılığında hiçbir hakkınızın size verilmeyeceği çünkü dava açmanız durumunda da fabrikanın zaten işlerinin kötü olması sebebi alacağınız bir bedel de bulamayacağınızı işverenin size karşı bir baskı unsuru olarak kullandığını açacağınız bir menfi tespit yani böyle bir borcunuzun bulunmadığının tespiti davasında dile getirmeniz gerekmektedir. Bu durum senedi iradenizi fesada uğratan nedenlerin bulunması sonucu imzaladığınızın da ispatlanması anlamına gelmektedir. Burada ispat yükü sizin üzerinizde olduğunu da belirtelim. Ancak, belirtmekte fayda var ki, böyle bir davada mahkemeler genellikle aradaki hukuki ilişkiyi teknik olarak ele almakta ve senede karşı bazı durumlarda senetle ispat, tanık beyanlarının tali delil olması, yazılı delil araması gibi koşulları aradığı da yargılama açısından önemlidir.
Genel kural olarak da, borçlu tarafından; bir bononun, alacaklı görülen kişiye bir borcun teminatı olarak verildiği yazılı bir belgeyle ispat edilebiliyor ise, söz konusu kambiyo senedine dayalı takip borçlunun şikayeti üzerine takip konusu bononun kayıtsız şartsız bir borç ikrarını içermemesi nedeniyle iptal edilir. Borçlu şikayet süresini kaçırmış ise bu hususu açacağı menfi tespit davasında da ileri sürebilecektir.
Ayrıca açığa imzadan söz edebilmek için de ortada bir bononun bulunması ve bu bononun bazı eksikliklerinin sonradan doldurulması gerekir. Eğer başta keşideci tarafından bono vasfını kazanacak kadar unsuru yazılmamış ise eldeki belgeyi bir bono saymamak gerekir. Bono sayılmayan belgenin de açık poliçe hükümlerine göre doldurulması söz konusu olmayacaktır. Varlık nedeni ortadan kalkan ve borçluya iade edilmesi gereken bononun alacaklı tarafından, borçluya teslim edilmek üzere başka bir şahsa verilmesi ve bonoyu, iade etmek üzere teslim alan kötüniyetli şahsın, bu senedi sahibi zararına kullanması hukuki bir fiili ifade etmektedir ki, bu hususun tanıkla ispatı da mümkün olabilir. Ancak, tüm bu tartışmalar Mahkemeler tarafından yapılacaktır.  
Ayrıca, eski Ceza Kanununun 509. maddesinde ve yeni Ceza Kanununun da 209. maddesinde yer alan düzenlemeye göre, suç duyurusunda da bulunabilirsiniz. Buna göre, “Belirli bir tarzda doldurulup kullanılmak üzere kendisine teslim olunan imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı, verilme nedeninden farklı bir şekilde dolduran kişi, şikayet üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
İmzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı hukuka aykırı olarak ele geçirip veya elde bulundurup da hukuki sonuç doğuracak biçimde dolduran kişi, belgede sahtecilik hükümlerine göre cezalandırılır.”

evrensel.net
www.evrensel.net