Suriye, sadece Suriye değildir!


10 Temmuz 2011 10:08

Libya’ya ABD ve Fransa öncülüğünde yapılan ve Türkiye’nin üs olarak kullanıldığı NATO saldırısının nedenlerinin de sonuçlarının da Libya ile sınırlı olmayacağını söylemiştik. Bu saldırı ile emperyalistler hem Kaddafi gibi kendileri için güven vermeyen bir diktatörden kurtulmuş ve Libya’nın başta petrol olmak üzere kaynakları yağmaya sorunsuz bir şekilde açılmış olacaktı. Hem de bu müdahale üzerinden ‘özgürlük’ isteyen Arap halklarının desteklenmesi görüntüsü üzerinden bu halk hareketlerinin yedeklenmesi ve Bölge’ye müdahalenin aracı olarak kullanılmasının yolu açılacaktı. Bugün Libya fiilen ikiye bölünmüş durumda. Ülkenin petrol kaynakları NATO destekli muhaliflerin elinde. Şimdi Türkiye’nin de içinde yer aldığı ‘Libya Temas Grubu’ Kaddafi sonrasını planlıyor ve bu çerçevede geçtiğimiz günlerde Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Libya’da muhaliflerin merkezi olan Bingazi’ye bir ziyaret gerçekleştirdi.
Suriye, ABD’nin Büyük/Genişletilmiş Ortadoğu Projesi’nde Irak’tan sonra öncelikli müdahale alanlarından biri (İran ile birlikte) olarak belirlenmişti. Irak’taki hesapların tutmaması (Irak’ın bu ülkelere müdahale için güvenli bir sıçrama tahtası haline getirilememesi) nedeniyle bu plan rafa kaldırılmıştı. Diğer Arap ülkelerindeki ayaklanmalar Suriye’ye sıçrayınca önceleri örgütsüz olan bu ayaklanma kısa sürede Suriye’de yasaklı olan Müslüman Kardeşlerin denetimine sokuldu. Böylece emperyalist müdahaleye uygun hale getirildi. Suriye ile eşzamanlı ayaklanmaların yaşandığı Yemen, Bahreyn gibi ülkelerde bu ayaklanmaların bastırılması için şiddet kullanılmasına sesini çıkarmayanlar (mesela Bahreyn’deki ayaklanma Suudi Arabistan’ın askeri desteğiyle bastırıldı), Suriye’de insanlık dramı yaşandığını ve buna sessiz kalmayacaklarını söyleyerek işe başladılar (elbette Suriye rejimi de baskıcı bir rejimdir ama burada bizim için tartışma konusu olan emperyalizm ve Bölge gericiliklerinin iki yüzlü politikasıdır). Düne kadar Suriye lideri Beşar Esad’a “kardeşim” diyen Başbakan Erdoğan’ın talimatıyla Suriye sınırından Türkiye’ye geçişlere izin verildi. Ve Angelina Jolie’nin buraya gelişiyle bütün dünyanın gözünün buraya çevrilmesi sağlanmış oldu. Üstelik bu Kızılay Başkanı’nın dünyanın en iyi kampı olmasıyla övündüğü bu kamplarda kalanların önemli bir kısmı kısa bir süre sonra ülkelerine geri döndüğü halde!
Suriye’ye olası müdahalelerin yol açacağı sonuçları görmek için Suriye’deki güç ilişkilerine, nüfus bileşimine bakmak gerekiyor. Suriye rejimi Nusayri (Arap Alevi) azınlığın iktidarına dayanıyor.  Müslüman Kardeşlerin kitle tabanını ise nüfusun 70’ini oluşturan Sünniler oluşturuyor. Bugün Nusayrilerin yanı sıra Dürzîler ve Hıristiyanların önemli bir kısmı Esad rejimini destekliyor. Dolayısıyla Suriye’deki çatışmaların yaygınlaşması bir iç savaşa ve daha da ötesinde Bölgesel çatışmalara yol açabilecek bir nitelik taşıyor. Çünkü Nusayriler, Suriye’nin yanı sıra Lübnan ve Türkiye’de (Hatay’dan Mersin’e kadarki sahil bölgelerinde) yaşıyor. Yine Hıristiyan Araplar ve Dürzîler de Lübnan’da önemli bir nüfusa sahip. Bu tablonun dışında görünen ama aslında önümüzdeki günlerde daha öne çıkacağı kesin olan Kürtlerin de Suriye’nin yanı sıra Türkiye, İran ve Irak’ta yaşadıkları biliniyor.
Haziran başında Suriyeli muhalifler Antalya’da toplanmıştı. Toplantı için muhaliflere Kürtlerin içlerinde yer almaması koşulu koyan AKP Hükümeti, Suriye rejiminin tepkisi karşısında Türkiye’nin “demokratik bir ülke” olduğu açıklamasını yapmıştı. (Acaba PKK’nin öncülüğünde “Türkiye’nin muhalifleri” Şam’da ya da Halep’te toplantı yapsaydı Türkiye’nin tepkisi ne olurdu?) Aynı Günlerde Esad rejimi de Suriye Kürtlerinin temsilcileriyle görüştü. Kürtler ‘özerklik’ taleplerini ileterek beklemeye başladı. Burada özellikle Suriye’de Kürtlerin yeni bir statü kazanma olasılığının ABD tarafından Türkiye egemenlerini Suriye’ye müdahaleye razı etmek için kullanılabileceğini göz ardı etmemek gerekir. Türkiye egemenlerinin Irak’takine benzer bir durum yaşamamak için her şeyi yapmayı göze alabileceği açıktır.
İran, Suriye’ye olası müdahaleye sessiz kalmayacağını açıkladı. İran’ın arka cephesine Rusya (-ki Rusya, 1970’lerden bu güne Suriye’nin de en büyük destekçisi olmayı sürdürüyor) ve Çin’i de eklemek gerekiyor. Özetle, Suriye’ye müdahale, Irak müdahalesinin de ötesinde bütün Bölge’yi bir savaşın içine sürükleyebilir.
İşte böylesi bir süreçte ülke egemenleri ve uzantıları ateşle oynamaktan geri durmuyor. Kendilerine ‘16 Temmuz Gençlik Hareketi’ adını veren ve Özgür-Der ile Saadet Partisi’ne yakınlığıyla bilinen Anadolu Gençlik Derneği’nin başını çektiği bir grup 16 Temmuz’da Hatay’a giderek Suriye’ye karşı bir gösteri yapmayı planlıyor. Madımak’ın yıldönümü üzerinden daha günler geçmişken Türkiye’deki Nusayri (Arap Alevi) nüfusunun büyük çoğunluğunun yaşadığı kente ülkenin dört bir tarafından gelerek gösteri yapmaya çalışmanın yeni bir provokasyona kapı aralamak olduğu açık değil midir?
Emperyalizm ve gericilik Bölge’nin mazlum halklarının ‘özgürlük’ istemlerinin yerine halklar/mezhepler arasında çatışmayı/boğazlaşmayı geçirmek istiyor. Bu gerici kuşatmaya karşı Bölge’nin farklı halkları ve inançları arasında birlik, mücadele ve dayanışmayı örmekten başkaca bir çıkış yolu bulunmamaktadır.

evrensel.net
www.evrensel.net