Aleviler ve Blok


04 Temmuz 2011 10:10

Geçtiğimiz hafta içinde ve sonunda, Sivas ve Çorum katliamlarının yıl dönümü nedeniyle yapılan mitingler ve çeşitli türden anma etkinlikleri vardı.
2 Temmuz 1993’te Sivas’ta 33 aydının hunharca yakılmasından beri her 2 Temmuzda yapılan, Sivas merkezli etkinliklerde bu vahşi katliamın sorumlularının açığa çıkarılması istendi. Yine aynı biçimde, Çorum’da ise 29 Haziran-4 Temmuz 1980’deki Çorum katliamının 31. yılında da katliamın lanetlendiği kalabalık bir basın açıklaması, panel ve kimi kültürel etkinlikler yapıldı.
Bu etkinlikleri gazetemiz geniş bir biçimde sayfalarına taşıdı.
Bu eylem ve etkinliklerde yapılan konuşmalarda, atılan sloganlarda en öne çıkan talep, bu olayların arkasındaki gerçek katillerin bulunmasıydı.
Çünkü; Çorum katliamının üstünden 31, Sivas katliamının üstünden 18 yıl geçmesine karşın olayın failleri kamuoyunu tatmin edecek biçimde ortaya çıkarılmamıştı. O yüzden de hem katliamın doğrudan mağdurları hem de duyarlı kamuoyunda yaralar bir türlü kapanmamıştı. Ve elbette devletin, hükümetin katliamın mağdurlarına karşı hoyrat, onları inciten tutumu ve olayı, “kontrgerilla vakasına” indirip ortaya çıkan tetikçileri bile mağdur gösterme çabaları, bu etkinliklerde en çok yakınılan sorunlardan oldu.
Yine AKP’nin geçtiğimiz yıl içinde düzenlediği “Alevi Çalıştayı” da bu etkiliklerde tartışılan ve AKP’nin “Hızır Paşa  Operasyonu”nun bir parçası olarak değerlendirildi. Kılıçdaroğlu rüzgarıyla da birleştirilen CHP’nin Alevileri yeniden yedekleme girişimleri de ne olup bittiğinin farkında olan Alevi çevrelerince benzer biçimde değerlendirildi.
Gerek son yıllarda olup bitenler gerekse Çorum ve Sivas katliamlarının yıldönümü etkinlikleri vesilesiyle basında ve etkinlikler çerçevesinde konuşulanlar göstermektedir ki, Türkiye’de 10 milyon dolayındaki Alevi’yi doğrudan ilgilendiren bu sorun için;
1- Türkiye de bu sorunun inanç özgürlüğü, dolayısıyla laisizmin gerçek temellerine oturtulması, Türkiye’nin demokratikleştirilmesi mücadelesinin sorunu olduğu, Alevilerin mücadelesinin demokrasi mücadelesinin bir bileşeni olmasının gerektiği,
2- AKP ve CHP’nin Alevi yığınlarını yedeklemek için giriştikleri “Hızır Paşa harekatları”yla amaçlarının, Alevi sorununu çözmek değil onu istismar etmek olduğu, bu yüzden de bu partiler üstünden gelen “çözeceğiz” iddialarının sadece Alevi yığınlarını bir kez daha aldatma amaçlı olduğu en azından Alevilerin önde gelen kişilerinin önemli bir kesimi tarafından anlaşılmıştır.
Öte yandan Emek Demokrasi ve Özgürlük Blokunun ortaya çıkmış olması ise sorunun çözümü yönünde atılacak adımları olduğu kadar Alevilerin sisteme karşı bir mücadele için birleşmesi, gerçek laisizm mücadelesi, gerçek bir demokrasi mücadelesi veren güçlerle bir araya gelmesi için son derece önemli bir fırsat yaratmıştır. Çünkü böylece Aleviler, şu ya da bu partiye yedeklenmeden, kendi dernekleri, vakıfları, ya da başka türden örgütlenmeleriyle (kendileri olarak) Bloka katılıp, onun bir bileşeni olarak mücadele etme imkanına kavuşmuşlardır.
Blokun sunduğu imkan sadece Alevi örgütlerinin Bloka katılma, kendi aralarında da yakınlaşma ve dayanışma imkanı da değildir. Blok aynı zamanda Alevilere, Blok içinde kendileri gibi sistemle çatışan diğer güçlerle ortaklaşma ve Türkiye’nin demokratikleşmesi mücadelesinin etkin bir bileşeni olma imkanını da sunmaktadır. Bu yüzden de Emek Demokrasi ve Özgürlük Blokunun tüm ezilen, sömürülen toplumsal kategoriler için olduğu gibi, Aleviler için de birleşme, mücadelelerini ortaklaştırma ve sermaye partilerinin istismarından kurtulma imkanıdır.
AKP’nin Alevi örgütlerine ve Alevilere karşı onları parçalayıcı hamlelerinin artacağı, CHP ve Kılçdaroğlu rüzgarının seçimle birlikte önemli ölçüde kırıldığı dikkate alındığında Aleviler içinde Blok seçeneğini tartışma ve Blokla yakınlaşma, Bloka katılma eğiliminin güçlenmesi bir sürpriz olmamalıdır.
Katliamlarla ilgili etkinlikler, sorunun çözümü için bu “halkçı çözüm” tutumunu geliştirdiği ölçüde anlamlanacaktır. 

evrensel.net
www.evrensel.net