Siyasete mesafe ve müdahale


29 Haziran 2011 09:39

Türkiye’de geniş halk kesimleri yıllardır, siyaseti sadece bu işi meslek edinen “siyasetçilerin” yaptığı bir iş olarak görüyor. Bunu sağlayan en temel neden, Türkiye gibi ülkelerde halkın büyük bir bölümünün siyasete katılımının sadece seçim dönemlerinde oy vermek ve sonrasında kenara çekilerek meydanı siyasetçilere bırakması ile sınırlı tutulmuş olması.  
12 Haziran genel seçimleri, seçim öncesi ve sonrasında yaşananlar açısından bakıldığında, bugüne kadar yapılmış bütün seçimlerden farklı özellikler gösterdi. Özellikle Emek Demokrasi ve Özgürlük Blokunun oluşmasından itibaren yaşanan gelişmeler, yargısız infaz niteliğindeki yargı kararları ve bunların yarattığı sonuçlar, alışılmış ezberleri şimdiden bozmuş durumda.
Türkiye’de seçimler öncesinden bugüne kadar sistemin ve onun çeşitli türden baskı ve zor aygıtlarının nasıl organize bir şekilde çalıştığını, faşizan saldırı ve sindirme operasyonlarını kimlere karşı nasıl vahşice gerçekleştirdiklerini gördük.
Blokun temsil ettiği birikim ve bu birikimin gelecekte Türkiye siyasetinde oynayacağı belirleyici rolden duyulan tedirginlik, bütün emek ve demokrasi düşmanlarını basını, yargısı ve kurumlarıyla tek bir cephede birleştirdi.
Burjuva demokrasinin en asgari kurallarının bile hiçe sayıldığı böylesi bir atmosferde, yıllardır emek ve demokrasi mücadelesinin birliğinden bahseden, iş ve ekmek taleplerinin yanı sıra demokrasi ve özgürlük taleplerini dillendiren sendika ve emek örgütlerinin seçim öncesinden başlayan ve halen devam eden sessizliklerini anlamak mümkün değil. Üç aydır memlekette neredeyse taş üstünde taş bırakılmazken, emek örgütlerinin yaşananlara seyirci kalması ya da en fazla yazılı açıklama yaparak yaşananları “kınamak” ile yetinmesini nasıl yorumlamak gerekir?
Geçtiğimiz yıllar içinde, işçi sınıfının büyük ölçüde sendikaları aracılığıyla sürdürdüğü ekonomik mücadelesi ile bununla temelden ilişkili olan siyasal mücadele arasında oluşturulan mesafenin, siyasal alanda yaşanan gelişmelere müdahaleyi nasıl engellediğini sendikaların son üç aylık pratiğine bakarak gözlemlemek mümkün.
Siyasete mesafe, başta Kürt sorunu olmak üzere, bugün ülkenin en temel sorunlarına emek alanından müdahaleyi zorlaştıran en büyük engel haline gelmiş durumda.
İşçi sınıfının siyaseti ve siyasal mücadelesi ile ilişki kurulmasını “bağımsızlık” ya da “partiler üstü olma” gibi gerekçelerle açıklamaya çalışanlar, temsil ettikleri ve sayıları yüz binleri bulan kitlelerin çıkarları doğrultusunda kendi cephelerinden siyasal alana müdahale etmekten geri durdukça, bulundukları yerden bir adım ileri gidemedikleri gibi, etki alanları da gün geçtikçe azalıyor.
Sendikal hareket içinde yıllardır var olan siyasete mesafe sorunu, elbette bugünden yarına hemen çözülebilecek kadar basit bir konu değil.
Ancak toplumun genelinde yaşanan siyaset dışında kalma durumunun, geçmişte siyaset yapma hakkını savunan sendikalarda bile etkisini giderek artırmaya başladı. Mücadeleci bir çizgide, sınıf örgütü olma yolunda ilerlemek yerine, bu yoldan giderek uzaklaştıkça, kaçınılmaz bir şekilde sistemin de işine gelen “sivil toplumcu” çizgiye yakınlaşmaya başladılar.  
AKP iktidarı döneminde sendikalar, kendilerini nasıl bir geleceğin bekledikleri konusunda yeterince deneyim kazandılar.
Bugüne kadar yaşanan özelleştirme uygulamaları, sendikal örgütlenmeye yönelik baskılar, çeşitli alanlarda yaşanan yasal değişiklikler ve daha birçok alanda yaşanan sorunlara rağmen, sendikaların neden hâlâ siyasete mesafeli durdukları ve temsil ettikleri sınıfın çıkarları doğrultusunda sürece müdahale etmek için neden harekete geçmediklerini önce kendilerinin sorgulamaları gerekiyor.
Sermaye örgütleri kendi çıkarları doğrultusunda her fırsatta siyasal alana müdahale edip, Kürt sorunundan yeni anayasaya kadar geniş bir alanda peş peşe girişimlerde bulunuyorlar.
Sendikalar ise temsil ettikleri sınıfın çıkarları doğrultusunda siyasete müdahale etmek ve siyasal mücadeleyle arasındaki mesafeyi azaltmak bir yana, var olan mesafeyi daha da açmaya çalışıyor. Bu durum bir an önce tersine çevrilemezse, sendikaların her gün bir şeyleri protesto eden ve basın açıklaması yapmaktan başka bir işe yaramayan kurumlar haline gelmesi kaçınılmaz görünüyor.

evrensel.net
www.evrensel.net