Müdahale için ortam mı oluşturuluyor?


25 Şubat 2011 23:15

Libya’da halk ayaklanmasının yayılması ve yabancı uzmanların Libya’yı terk etmesini bahane bilen uluslararası petrol tekelleri, petrol fiyatlarını 100 dolardan 120 dolara doğru giden bir yükseliş trendine soktular. Olayların sürmesi karşısında bu fiyatın daha da yükseleceği konuşuluyor.
Oysa Libya dünya petrol üretiminin sadece yüzde 2’sini karşılayan bir ülkedir ve Libya’da üretimin tümüyle dursa bile, dünyada bir petrol sıkıntısı söz konusu olmayacağını herkes bilmektedir. Ancak petrol tekelleri her zaman olduğu gibi fırsattan yararlanmaktadırlar ve giderek petrolün varilinin 200 dolara bile varacağı propagandasıyla bir kaos ortamı yaratmaya çalışmaktadırlar.
Öte yandan AKP Hükümeti, bu sefer de petrol fiyatlarını bahane ederek, benzine litrede 8 kuruş zam yapmıştır ve bu zamların arkasının geleceğini de resmi ağızlardan dillendirmektedir. Gerekçe Libya’daki olanlardan sonra petrol fiyatlarındaki artıştır. Ama iki yıl önce petrolün varili 150 dolara çıktığında Türkiye’de benzinin fiyatı 330 kuruştu. Şimdi ise petrol 110 doları geçti diye benzinin fiyatı 403 kuruşa çıkarılmıştır.
Türkiye basınıyla siyasetçisiyle “Tarihte eşi görülmemiş büyüklükte tahliye operasyonu” yaygarası yaparak AKP Hükümetine bir “iç politika zaferi” sunarken, batılı emperyalist güçler, daha büyük bir oyuna soyunmuş görünmektedirler.  
Uzunca bir zamandan beri Libya konusunda sessiz kalmakla eleştirilen Barack Obama, önceki gün yaptığı açıklamada; Libya’daki şiddet olaylarını “Kabul edilemez” olarak niteledi ve “Protestoculara karşı saldırılara son verilmesi” çağrısında bulundu. Obama, Libya’daki şiddete karşı “Bütün ulusların tek bir ses olup” karşı çıkması gerektiğini söyledi. Öte yandan ABD yönetiminin, Kaddafi yönetimine “uygulanacak yaptırımlar” üzerinde tartıştıkları, “her yaptırımın masada” olduğu belirtilmektedir.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi de ABD ile eş zamanlı olarak, Libya’da sivillere karşı güç kullanılmasını kınadı ve “Sivillere yönelik saldırıların sorumlularının da hesap vermesi. ayrıca, ülkede şiddetin derhal son bulması ve Libya halkının meşru taleplerine yanıt verilmesi”ni istedi.
Öte yandan, Arap Birliği de Libya’da göstericilere karşı suç işlendiğini belirterek yapılan müdahaleyi kınadı.
Sermaye basını ve batılı “etkili” çevrelerin sözcüleri de petrol fiyatlarının artması ile Libya’daki başkaldırı ve Kaddafi’nin bir cani, bir çılgın olduğu; Libya halkının ve batılı firmaların çıkarlarının korunması için Libya’ya “Uluslararası toplumun müdahalesinin” gerektiği propagandası yapmaktadırlar.
Bu çağrılar ve açıklamalar; Libya’da Kaddafi gitse de yerine gelecek olanın anarşi olacağı, bir meşru muhalefet merkezinin, yeni bir yönetimin oluşturulamayacağı, Libya’nın kanlı bir aşiret çatışmasına, bir iç savaşa sürükleneceği  propagandasıyla birleşmektedir. “Petrol oyunu” üstünden “yeni bir kriz dalgasını çıkacağı”na varan “kabus senaryoları” Libya’ya uluslararası görünümlü ama ABD-NATO merkezli bir müdahalenin yapılması olasılığını her geçen gün güçlendiğini göstermektedir. Bu da batı basınının önümüzdeki günlerde hem Kaddafi’nin çılgınlıkları, hem Libya’daki iç çatışmayı daha büyük merceklerde yansıtarak aktarması, hem de petrol fiyatları üstünden yapılacak spekülasyonlarla böyle bir müdahaleye meşruiyet kazandırmaya çalışacağını şimdiden söyleyebiliriz. Bu yönelişi Kaddafi’nin yönetimi terk etmesinin durdurması bile kolay olmayacaktır.
Çünkü böyle bir müdahale sadece Libya’ya değil Libya’nın şahsında Kuveyt, Suudi Arabistan, Irak; Yemen gibi ülkelerdeki muhtemel isyanların önünü kesme, Mısır ve Tunus’u kontrollü bir geçişle, batı kapitalizmine ve emperyalizmin bölge stratejisine bağlamak için hayati önemdedir.
Bu durumda ABD ve öteki bölgede egemenlik peşinde koşan ülkelerin Libya’daki karışıklığı bir fırsat olarak değerlendirmeleri sürpriz olmayacaktır.
Bunu için hem Arap dünyasından hem de “insan hakçısı” batılı çevrelerden, liberal odaklardan “müdahale çağrıları” yapılması şaşırtıcı olmayacaktır.
Hatta şimdiden başlamıştır bile!

evrensel.net
www.evrensel.net