13 Mayıs 2021 00:11

İkizdere yeşili katledilirken

İkizdere'de taş ocağı yapılan alandan bir fotoğraf.

Fotoğraf: İkizdere köylüleri

Paylaş

Rize İkizdere ilçesi sınırları içerisindeki İşkencedere Vadisi’nde taş ocağı kurulmak isteniyor.

Gerekçesi de varmış: Gerekçe, liman inşaatında kullanılacak dolgu malzemesini elde etmekmiş. Yani, dolgu malzemesini elde etmek için, ağaçlar kesilecek;  böceklere yerde yaşam hakkı tanınmayacak;  kuşlara cıvıldayacak ağaç bırakılmayacak, doğaya dozerler ile, balta ile girilecek… Dozerler, iş makineleri, ekosisteme savaş açacak… Kurutacak, yaşama son verecek…

Yerel halkın olana bitene direnç göstermesine tanık oluyoruz.

İki büyük grup, Türk Tabipleri Birliği ve bağlı tabip odaları ile yüzlerce binlerce Türkiye’nin çeşitli barolarına bağlı avukatlar da açıklamalarda bulundular. Bu açıklamalara ve yerel halkın taleplerine katılıyor ve destekliyorum.

Yıllar önce İHD, “Çevre Hakkı Tutum Belgesi” hazırlamış ve yayımlamıştı. İHD web sitesinde bulunuyor. Şöyle:

“ÇEVRE HAKKI TUTUM BELGESİ

  1. Çevre hakkı, temel haklar sisteminin bütünlüğü içinde değerlendirmelidir. Ulusal ve uluslararası çevre hukuku ve politikaları; çevrenin dünyanın her yerinde ve her koşulda korunması anlayışına dayanmalıdır.
  2. Dünya, insanlığın ortak varlığıdır. Bugün, canlıların yaşam alanlarında fiziksel tahribat açısından onarılmaz yaralar açılmıştır. Dünya ülkeleri ve çevre organizasyonları; ülkelerin çevre tahribatında taraftır. Bu müdahale meşrudur, sorumluluk koşulsuz ve mutlaktır.
  3. Çevre, ekolojik toplum gerçeği ve talebi ile bağlantılı bir biçimde ekolojik dengenin; insanların maddi ve manevi yaşamıyla uyumunu ifade eder.
  4. Evrensel olarak kabul gören dayanışma haklarından biri olan çevre hakkının kapsamı; doğal yaşamın, flora ve faunanın korunması, doğanın (toprak, su, hava) temiz olarak muhafazası, düzenli sanayileşme, kimyasal atıkların uygun şekilde imha edilmesi, estetik bir çevre yaratma ve kültürel varlıkları korumadır.
  5. Sanayi tesisleri, nükleer enerji tesisleri, mobil santraller, petrol aramaları, kimyasal atıkların ihracı ve atıkların usulüne uygun olmayan imha ve muhafazası, erozyon, ormanların yakılması, ilaçlama, salgın hastalıklar, tarihi varlıkların tahribi, depreme karşı tedbiri içermeyen yapılaşma ve yoksulluk çevre hakkını ihlal eden temel olgulardır. Ülkeler, çevreyi tehdit eden, çevre hakkının ihlalini ortaya çıkaran olgulara karşı tedbir anlamında,

    a) Evrensel çevre hukuku ile uyarlı olmayan, çelişki, boşluk ve tutarsızlık barındıran metinler; uygun bir biçimde düzenlenmeli,

    b) Siyasi irade göstererek, idari tedbirler almalı,

    c) Yetkilendirilmiş yerel çevre birimlerini oluşturmalı,

    d) Sivil, demokratik çevre örgütleri ile iş birliği yapmalıdır.

  6. Çevrenin getirdiği hakların anlaşılmasında 1972 Rio Deklarasyonu rehber olarak değerlendirilmelidir.
  7. Savaş, ekolojik dengeyi en fazla tahrip eden, çevre hakkı ihlaline kapsam kazandıran bir durumdur. Savaşa karşı duruşun, barış bilinci, mücadelesi ve kültürünün geliştirilmesi ana argümandır.
  8. Atmosferdeki ozon tabakasının incelmesi, ozon tabakasında meydana gelen delik; dünyamızı ve dünya üzerindeki canlı varlıkların geleceğini tehdit etmektedir. Toplum ve ülke yönetimleri bunun için tedbirler almalıdır.
  9. Sivil demokratik toplum örgütleri;

    a) Ulusal ve uluslararası sivil toplum örgütleri ile iş birliği,

    b) Kitlesi ve devamında toplumda; çevre hakkı bilincinin geliştirilmesi için faaliyetlerde bulunmalı,

    c) Birlikte; çevre sosyolojisi, sanayi ve çevre, tarım ve çevre, ekonomi ve çevre, küreselleşme ve çevre, nükleer enerji ve çevre, alternatif enerji kaynakları ve çevre, savaş ve çevre, iklim değişikliği ve çevre, kentleşme ve çevre, kırsal ve çevre, doğal varlıklar ve çevre, hukuk ve çevre ana başlıklarında, seminer, sempozyum ve konferanslar düzenlemeli, politikalar netleştirmeli,

    d) “Bütünleyici çevre yönetimi projeleri” bazında yerel yönetimler ile iş birliği yapmalıdır.

  10. Çevre hakkı ihlali; insanlığa ve doğal yaşama karşı işlenen bir suçtur. Cezai müeyyide de bununla uyarlı olmalıdır. Bunun için ulusal ve uluslararası” Çevre Mahkemeleri” oluşturulmalıdır.”

Sevgili okuyucular, dozerlere, iş makinelerine, baltalara karşı doğayı korumak gerek.

Bu koruma, doğanın bir parçası olarak kendimizi korumak demek. Havanın, denizin, karanın, ekosistemin, tüm canlı ve cansız varlıkların korunması demek.

İkizdere halkının demokratik direnişine destek olmak, dayanışmak  gerek…

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...