Hekimler yargılanıyor


28 Haziran 2011 09:36

Özellikle doksanlı yılların sonu ve ikibinli yılların başlarında aşina bir manşetti: “Hekimler Yargılanıyor”
Yine, yeniden aynı manşetler hız aldı hayatımızda. Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu yargılandı geçen aylarda. Kocaeli Belediyesi halk arasında paniğe yol açmakla itham etmişti Sevgili Onur’u. Muktedirlere göre annelerin ilk sütü ve bebeklerin ilk kakasında dahi son derece zararlı ağır metallerin bulunmasını halkla paylaşmak ‘suç’ olmalıydı.
Kocaeli’nde yaşanan ‘akla ziyan’ yargı süreci devam ederken Adana’dan geldi bir diğer haber. İki hekim plastik kelepçe ile gözaltına alınmıştı. Tutuksuz yargılandılar; ilk mahkemede beraat ettiler. 19-20 Nisan tarihinde TTB ve SES tarafından birlikte hayata geçirilen G(ö)REV etkinliğinde halkı bilgilendirme toplantısı yapmak suç addedilmişti. Oysa tüm ülkede iki günlük grev geniş katılımla hayata geçirilmişti. Peki neden salt Adana’da ve sadece iki hekim yargılanıyordu? Prof. Dr. Küçükosmanoğlu ve Dr. Ekşi g(ö)revi Kürtlere anlatma ‘suçu’ işlemişlerdi. Demokratik Çözüm Çadırı’nda “g(ö)rev etkinliğini halka duyurmak ve destek istemek, sağlık çalışanlarının taleplerini aktarmak ve sağlıkta dönüşüm programının olumsuzlukları hakkında bilgi vermek” bir anda terör suçuna dönüştürülmüştü. Oysa aynı faaliyeti birçok alanda daha göstermişlerdi. Zaten ne anlattıklarından dolayı değil nerede anlattıklarından dolayı yargı baskısına alındılar. Kamuoyunun bilgisi dahilinde açılan, gitmenin yasak olmadığı aleni bir mekanda hekim kimliği ile konuşulması suça dönüştürüldü bir anda. Bu aynı zamanda halklar arasında ayrımcılığın yerleşik dışa vurumuydu.
Bilinmelidir ki onlar hekimliğin yüz aklarıdır. Aynen doksanlı yıllarda Aydın İncirliova’da yargılanan Dr. Eda Güven gibi. Dr. Eda adli rapor için getirilen “Hırsızlık yapmakla suçlanan” hastalarında işkence izleri saptayınca raporunu yazmış ama mağdurlara da şikayetçi olmalarını önermişti. Sen misin işkence görenlere yol gösteren deyip dava edilmişti Jandarma tarafından meslektaşımız. Aydın’da görülen davada bir hekim daha beraat etmişti ama hangi koşullarda? Mahkeme salonu dışında organize edilmiş bir gruba “Türkiye sizinle gurur duyuyor” sloganı attıran bir Türkiye fotoğrafı idi o. Türkiye “İşkence ile gurur duyacak” bir nesli sokakta inşa etmişti nihayetinde. Sonraki yıllarda Rakel Dink’e “Bir çocuktan katil yaratmak” sözünü söyletecek bir ülke gerçekliği idi yaşanan.
Ama Dr. Eda Güven yalnız değildi o mahkemede. Kurumlar ve yüreği insan sıcağı kim varsa oradaydı. Aynen Kocaeli ve Adana mahkemelerinde olduğu gibi.
Sağlıcakla kalın!


Hastane sahibi bakanlığın muayenehane algısı

Yolunuz bir devlet hastanesine düştüğünde şunlara dikkat etmenizi öneririm:
-Koca binada kaç asansör var?
-Çöp asansörleri ayrı mı?
-Yemekler hastalarla iç içe mi taşınıyor yoksa ayrı asansör mevcut mu?
-Özürlüler için gerekli düzenlemeler yapılmış mı?
Bir tekerli sandalyeli veya koltuk değnekli hasta en yakın otobüs durağından hastane muayene odalarına araç tehdidi olmadan sağ salim ulaşabiliyor mu?
-Kapı genişlikleri ne kadar?
-Asansörlerine sedye rahat sığıyor mu?
-Yataklı kliniklerde ola ki hastanın kalbi durdu; yanında yatan diğer hastaları rahatsız etmeden ilk yardım ekibi tüm donanımı ile sığabiliyor mu?
-Haftalar boyu refakatçi kalmak zorunda olanlara bırakın sediri küçük bir sandalye için bile yer var mı?
-Bırakın olağan hastaları özürlüler için otopark ayrılmış mı?
-Yüzlerce hastanın muayene olduğu polikliniklerde kaç hasta için oturma yeri var?
Bu soruları sizler gözlemlerinizle çoğaltabilirsiniz elbet. Ama sanırım cevabımız benzeşiyor. Tablo pek parlak değil. İşte bu hastanelerden sorumlu olması gereken Sağlık Bakanlığı şimdilerde kendi dev hastanelerinde aramadığı mekan koşullarını özel hekimlere dayatıyor. Günümüzde büyük çoğunluğu kamu hastanelerinden bağımsız tam gün muayenehanelerinde çalışan hekimler için bakanlık baskı yapmakta. Onlar için öngörülen koşulları bırakın devlet hastanelerinde hayata geçirememeyi; muayenehaneler için tanımlanan binaları bulmak bile çoğu kentte imkansız.
Aslında sorun bambaşka. Bakanlık hekimleri hızla özelleşen sağlık ortamı için “ucuz iş gücü” kılmak istiyor. Gerisi çenemizi yorar. Hekimler bu nedenle durumu “emek hırsızlığı” olarak görüyorlar. Geçmişin sıkıntılı “muayenehanecilik” algısı ne yazık ki bu sorunu görmezden gelenlerin sayısını artırmakta.

evrensel.net
www.evrensel.net