Mısır üzerine tefekkür


17 Şubat 2011 02:08

Mısır’da 25 Ocaktan beri nümayiş yapan halkın talepleri, polis baskısına, olağanüstü hâl uygulamasına, yolsuzluklara son vermeyi; ifade hürriyetini; serbest seçimi; işsizliği azaltmayı; gıda fiyat enflasyonunu durdurmayı; asgari ücreti artırmayı kapsamakta idi.
Hüsnü Mübarek’in istifa etmesiyle iktidar Mısır silahlı kuvvetlerinin Yüksek Konseyine geçti. Yüksek Konsey nümayiş yapan halkın taleplerinin meşru olduğunu beyan etti. Bu durumda derhal olağanüstü hâl uygulamasına son vermesi ve genel seçim takvimi ilân etmesi gerekir. Etmezse Mısır’da bir şeyin değişmediği ortaya çıkar.
İktidar neden orduya geçti? Çünkü ortalıkta halkın yukarda sayılan taleplerini bir program hâline getirmiş, çoğunluğun desteklediği bir siyasî örgüt yok. Halk gösterilerle bir hükûmeti, bir diktatörü devirebilir. Ama halk gösterilerle yeni bir hükûmet kuramaz. Halkın talepleri doğrultusunda bir iktidarın teşekkül edebilmesi, iktidara hazır, ülkeyi yönetmeğe hazır bir siyasî örgüt gerektirir. Bu olmadığında da boşalan iktidar alanını silahlı kuvvetler doldurur.
Kanunlara göre davransa Mısır silahlı kuvvetleri rejimi korumak için el Tahrir meydanında kan dökebilirdi. Dökmedi. Mısır kara ordusunda erat askere alınmış sivillerden oluşmaktadır. Üniversite okumamış erkek vatandaşlar iki-üç sene askerlik yapmaktadır. El Tahrir meydanını çeviren askerler sivilden devşirilmiş emekçi çocukları idi. İki hafta boyunca nümayişler sürerken, ihtimal rütbeli subaylar, halk üzerine ateş emrine erlerin itaat etmeyebileceğini hesaplayarak temkinli davrandı. Bu da orduyu profesyonelleştirmemenin yararını göstermektedir.
Mısır’da doğrudan iktidara gelen Mısır silâhlı kuvvetleri, ticarî ve sınaî faaliyetleri olan bir ordu. Yol inşası, konut inşası, tüketim mal imalâtı, turistik tesis işletmeciliği gibi işlere girişmiş bir ordu. Böyle bir orduda yüksek rütbeli subayların mevcut sosyo-ekonomik düzende, emekçilerin çok çalıştırılıp azla geçinmesinde menfaati vardır. Yüksek Konseyin işsizliği azaltmayı, asgari ücreti artırmayı, sosyal adaleti savunan siyasî partilerin seçimlere katılmasına izin verip vermeyeceği göreceğiz. Mısır’da dikta sona erince halkın gündemine asıl mevzu -toplumsal adalet- oturacak. Mısır’da seçim sandığı kurmak, halkın maişetini düzeltmeğe doğru ilk adım mı olacak? Yoksa sandık, başka ülkelerde olduğu gibi, sömürüyü devamlı artıran iktidarlara siyasî meşruiyet kisvesi giydiren bir mekanizma mı olacak? Göreceğiz.

evrensel.net
www.evrensel.net