01 Ekim 2020 08:55

TBMM bugün açılıyor: O ‘Yeni yasama dönemi’, işte bu ‘Yasama dönemi’dir!

İşçi eyleminde kıdem tazminatına ve mezarda emekliliğe ilişkin dövizler taşıyan işçiler.

Fotoğraf: Hasret Gültekin Kozan/Evrensel

Paylaş

TBMM Genel Kurulu, 27. Dönem 4. Yasama Yılı için, bugün saat 14.00’te toplanacak.

2 aylık tatilin ardından Meclis, yasama çalışmalarına yeniden başlayacak. Rutin açılış töreni ve yapılacak konuşmalardan sonra Meclis salı gününe kadar çalışmalarına ara verecek.

Halkın sesine az çok duyarlı temsilcilerin çoğunlukta olduğu bir meclisin açılışında halkın da olumlu anlamda beklentileri olur. Ancak, AKP-MHP çoğunluğunun olduğu ve Erdoğan ve Bahçeli ne istiyorsa onu yerine getirmekten öte geçmeyen mevcut Meclisten halkın olumlu bir beklentisi yok. Tabii ki kendi öz gücüyle siyasete müdahale edemezse!

Hele de temmuz sonunda kapanan 3. yasama yılının son aylarında gündeme getirilen ve bazı maddeleri yasalaştırılan, halkın temel kazanımlarını ortadan kaldırmak için hazırlanan “Topyekün saldırı paketi”nin yasalaştırılamayan maddeleri için “yeni yasama yılı”na randevu verildiği dikkate alındığında!

YENİ YASAMA DÖNEMİNDE ASIL GÜNDEM BU!

“Topyekün saldırı paketi”nde neler vardı, anımsayalım!

Paketin içinde;

* Kıdem tazminatının fona bağlanması,

* Baroların, odaların kuruluş yasasının değiştirilerek, AKP-MHP ortaklığının bu kurumları ele geçirmesini sağlayacak ve “İktidarın arka bahçesi” haline getirilmesi için yapılacak düzenleme,

* “İstanbul Sözleşmesi”nden çıkılması,

* Siyasi partiler ve seçim yasalarının iktidara avantaj sağlayacak biçimde değiştirilmesi,

* Yerel yönetimler yasasında yapılacak değişikliklerle büyükşehir belediyelerinin yetkilerinin bir bölümünün daha, merkezi iktidara devredilmesi,

* TBMM İç Tüzüğü’nün muhalefeti daha da etkisizleştirmek için değiştirilmesi!

Bu maddeler içinde barolarla ilgili olanı ile ilgili, Avukatlık Kanunu’nda yapılan değişikliklerle, “çoklu baro sitemi” ve az üyeli barolara çok delege verilerek baroların itibarsızlaştırılması için adımlar atılmaya başlandı. TTB ve TMMOB başta olmak üzere meslek odalarının etkisizleştirilmesi ve ele geçirilmesi için girişim ise “yeni yasama dönemine” bırakılmıştı.

Yine “İstanbul Sözleşmesi”nden çıkılması için yapılan girişimin de kadın hareketinden gelen tepkiler üzerine “yeni yasama dönemi”ne bırakıldığını biliyoruz.

“Kıdem tazminatı” konusu da, geniş işçi yığınlarının tepkisinin “genel grev”le de birleşebileceği anlaşılınca o da “yeni yasama dönemi”ne bırakılmıştı. Ancak bu konuda Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre; Hükümet, işçi sendikalarından gelen tepkiler üzerine ertelediği kıdem tazminatı sorununu, “yeni sürüm istihdam paketi” kapsamında getirilen “esnek çalışma modelleri” ile işçinin kıdem tazminatını kazanamayacağı bir uygulama olarak, yeni yasama döneminde yeniden gündeme getirecek.

Yine seçim ve siyasi partiler yasalarıyla ilgili de AKP ve MHP’nin son hazırlıklarını yaptıkları ve “yeni yasama dönemi”nde Meclise getirileceği de artık herkesin bildiği bir gerçek.

HER KESİMDEN HALKIN ASIL GÜNDEMİ DE BU!

“Topyekün saldırı paketi”nin başlıca maddelerinin havale edildiği o “yeni yasama dönemi”, işte bugün başlayan “yasama dönemi”dir.

Meclisin bu gündemi;

* Halkın, işçilerin, emekçilerin sesini duyan partiler ve vekillere,

* İlerici, demokrat, emek mücadelesinden yana bütün siyasi parti ve çevrelere,

* Sendikalar ile emek ve meslek örgütlerinin yöneticilerine,

* İşçilerin emekçilerin ileri kesimleri ve mücadeleci sendikacılara,

* Her türden emek platformlarına, emekten yana çevrelere, çeşitli adlar altındaki halk örgütlenmelerine,

* Kadın ve gençlik hareketine... Meclisin gündemini kendi gündemleri yaparak, kazanılmış haklarını savunmak ve tek adam yönetimi ve arkasındaki sermaye güçlerinin topyekün saldırısına topyekün bir karşı duruşu örgütlemek için harekete geçme yükümlülüğünü hatırlatmaktadır.

Çünkü AKP-MHP çoğunluğundaki TBMM’de çanlar tüm halk kesimleri için çalmaktadır!

ÖNCEKİ YASAMA DÖNEMİNDEN DERS ALINIRSA...

Geçtiğimiz yasama döneminde, “topyekün saldırı”ya karşı mücadelede yaşananlar göstermektedir ki; Millet İttifakı partileri, yığınların kendi güçleriyle siyasete müdahale etmesinden korkarak, “Sokağa çıkmak iktidarın tuzağına düşmektir” diyen bir çizgide kalmışlardır. Yani onlar, mücadeleyi Meclis çatısı altında iktidarla polemik düzeyinde, “Bize oy verin sizi kurtaralım” diyen bir çizgide tutmak istemektedir.

Bugün de bunun değiştiğini gösteren bir belirti yoktur.

Cumhur İttifakı muhalefetin bu zaafından sonuna kadar yararlanmaktadır.

Ama öte yandan, geçtiğimiz yazın başında açıkça görüldü ki, “tek adam yönetimi” atılıp tutulduğu kadar güçlü değildir. Nitekim “kıdem tazminatı” konusunda işçilerin boyun eğmeyecekleri, gerekirse genel greve kadar varan eylemlere başvuracakları anlaşılınca, Hükümet sorunu yeniden görüşmek için “yeni yasama dönemi”ne ertelemek zorunda kaldı. Yine kadınların “İstanbul Sözleşmesi”ni sahiplenmesi karşısında girişimin “yeni yasama dönemi”ne atıldığını duyurmak zorunda kaldı.

Bu iki örnek de açıkça gösteriyor ki, eğer işçiler, emekçiler haklarını savunmakta kararlı olursa, hele de ortak mücadele için küçük de olsa adımlar atabilirlerse hiçbir mücadeleyi kaybetmezler; tersine her adımda öz güvenleri artar.

Bu yüzdendir ki, gelinen yerde işçiler, emekçiler, halk için; tek gerçekçi seçenek kendi gücüne güvenen, bunun için dağınık güçlerini birleştiren bir mücadele çizgisine girmektir.

Bunun mümkün olduğunu, birkaç ay önce, “kıdem tazminatı” konusunda da “İstanbul Sözleşmesi” mücadelesinde de gördük; bundan sonra da bunu “topyekün saldırı”nın diğer alanlarında da görmememiz için bir neden yoktur!

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...