24 Eylül 2020 08:19

Salgının seyri

Cerrahi maske fotoğrafı.

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Gelişmişlik düzeyine bakmadan bütün ülkeleri etkisi altına alan Kovid-19 salgınının çıkış kaynağı doğrudan ekonomi olmayan, ancak dünya genelinde hem sağlık sistemlerinde hem de ülke ekonomilerinde yarattığı tahribat, gelişmişlik düzeyine göre yeni ekonomik ve toplumsal krizleri de beraberinde getiriyor.

Türkiye’de Kovid-19 salgını nedeniyle yaşanan gelir ve istihdam kaybı hız kesmeden devam ediyor. Kağıt üstünde işten çıkarmak yasak olsa da, çeşitli istatistik oyunlarıyla olduğundan farklı gösterilmeye çalışılsa da, yaşanan işsizlik ve yoksullaşma süreci geri döndürülmesi giderek zorlaşan bir hal almaya başladı. İşçi ve emekçiler, çalışsınlar ya da çalışmasınlar, salgın süresince hem karşı karşıya kaldıkları sağlık riskleri, hem de yaşadıkları ağır ekonomik sorunlar nedeniyle en zorlu sıkıntılarla boğuşmak zorunda kaldılar.

Kovid-19 salgını ilk ortaya çıktığında salgının zengin fakir ayrımı yapmadan herkesi eşit derece etkileyeceği iddia edilmişti. Ancak zaman içinde, özellikle vaka sayılarının işçilerin yoğun olarak yaşadıkları şehir ve semtlerde çok daha fazla ve yoğun görülmesi, virüsün herkese eşit davrandığı söylemini boşa çıkardı.

Gerek salgın sürecinde yaptığımız gözlemler, gerekse TTB başta olmak üzere, çeşitli emek ve meslek örgütleri tarafından hazırlanan raporlar salgının sınıfsal karakterinin giderek belirginleşmeye başladığını gösteriyor. TTB’nin açıkladığı son rapora göre salgın en çok orta ve orta alt seviyede olan yurttaşların yaşadığı bölgelerde görülürken, ekonomik seviyesi yüksek olan ve düşük olan semtlerde ve mahallelerde vakaların ilerleyiş hızı değişiyor.

Salgının sınıfsal olarak yayılma hızının değişiklik göstermesi ve toplumun yoksul kesimlerini daha çok etkilemeye başlaması ‘Kovid-19 sınıfsal ayrım yapmıyor’ sözünü boşa çıkardı. Türkiye’de ekonomik faaliyetlerin sürmesinin başından itibaren insan sağlığının önüne konulmasının sonuçları hem sağlık hem de ekonomik açıdan giderek ağırlaşmaya başladı.

Bilim insanlarının, emek ve meslek örgütlerinin ekonomiyi değil toplum sağlığını ön planda tutmak ve virüsün daha fazla yayılmasını önlemek adına yaptığı tüm uyarılar göz ardı edilerek atılan adımlar salgının gelişim seyrini etkiledi. Salgın devam ederken anlaşılmaz bir aceleyle ‘normalleşme’ sürecine girilmesi, salgına karşı alınan sınırlı önlemlerin plansız ve aceleci bir şekilde kaldırılmasının olumsuz sonuçları ortaya çıkmaya başladı.

Türkiye’de, Kovid-19 salgını süresince aldığı sınırlı önlemler nedeniyle yüz binlerce emekçi hastalık ve ölüm riskiyle karşı karşıya bırakıldı. Kovid-19’a ilişkin resmi olarak vaka ve can kaybı sayılarında herkesin kafasında soru işaretleri yaratacak şekilde her gün benzer veriler açıklanırken, hastalığın yakın gelecekteki seyri ve bunun ağır ekonomik ve sosyal sonuçları hakkında belirsizlikler devam ediyor.

Salgın süresince yüz binlerce insan virüs kapmamak için çabalarken, ülke genelinde yaşanan iş ve gelir kaybı nedeniyle milyonlarca insanın çalışma ve yaşam koşulları giderek kötüleşti. Ekonomide yaşanan son olumsuz gelişmeler, ekonomik krizin derinleşerek devam etme olasılığının giderek arttığını gösteriyor. Sağlıkta ve ekonomide yaşanan onca olumsuz gelişme ve temel ekonomik göstergelerin alarm verdiği koşullarda Erdoğan’ın 'Ekonomide pik yaptık’ iddiası ve salgından güçlenerek çıkmaktan bahsetmesi, soruna ne kadar ciddi yaklaşıldığını gösteriyor.

Kovid-19 salgınının bugüne kadarki gelişim seyri ve ülke ekonomisinde yaşanan gelişmeler, 2020 yılı sonu itibariyle ücretli emek gelirlerinde tarihin en büyük kayıplarının yaşanmasına neden olacak. İktidarın salgının daha fazla yayılmasını engellemek, yaşanan iş ve gelir kaybının yarattığı ağır ekonomik sorunları hafifletmek için somut adım atmamasının, halkın sağlığı yerine ekonomik ihtiyaçları ön planda tutmasının bedeli çok ağır olacak.

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...