06 Ağustos 2020 04:38

Halklar virüse değilse de virüse karşı mücadele yalanlarına ‘bağışıklık’ kazanıyor

Rize'de sokaktan genel görünüm

Fotoğraf: DHA

Paylaş

1 Haziran’da “Yeni normale geçiyoruz” diyerek, AVM’leri açmakla başlayıp tüm önlemleri hızla kaldırarak “eski normal”e dönülmesinin önünü açan Erdoğan-AKP iktidarı, virüsün yayılmasının yeni bir dalgaya dönüşmesinin güçlü belirtilerinin ortaya çıkması karşısında, olup bitenden halkı sorumlu tutmaya yönelmiş bulunuyor.

Uzunca bir zamandır zaten azaltılamayan günlük resmi vaka sayısının, “Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi”, “Kurban Bayramı”, “Turizm hareketliliği”, fabrikalarda önlemsiz çalışmaların yaygınlaşması gibi etkenlerin faturası henüz ortaya çıkmamışken bile, yeniden 1000’in üstüne çıkması, yetkililer arasında çelişkili açıklamalara yol açmış görünüyor.

TTB ve SES ile sahadaki sağlık personelinin verdiği bilgileri hep “kötü niyetli”, “yalan propaganda” olarak suçlayan yetkililer, son günlerde birbiriyle çelişen açıklamalar yapıyor. Valilikler, sağlık müdürlükleri, belediyelerden yapılan açıklamalar, “ek önlem” girişimleri, Sağlık Bakanlığının verdiği rakamlar pek uyuşmuyor.

Diyarbakır, Urfa, Ankara, Gaziantep gibi illerde yoğun bakımların dolduğu haberleri gelirken, bilim insanları “Afetin felakete dönüşebileceği”ne dair ciddi uyarılarda bulunuyor.

HALK ÖNLEMLERE UYMUYORSA SORUMLUSU KİM?

En yukarıdaki yetkililere sorarsanız size, “Sağlık Bakanı her gün sosyal medya hesabından uyarıyor, ‘maske-mesafe-temizlik’ çağrısı yapıyor,  maske takmayana, mesafeyi korumayana 900 TL ceza da yazıyoruz. Daha ne yapalım” diyeceklerdir. Nitekim, Cumhurbaşkanından başlayarak her yetkili, kameralar karşısına çıktığında, “Aman maske, mesafe, temizlik kuralına uyun” diyor.

Fikir güzel. Üstelik bunun Hükümete beş kuruşluk bir maliyeti yok. Bilim insanları da bu üç önleme önem veriyor.

Ama eğer bir fikir yığınlara mal olmuyorsa, o fikir ne kadar güzel olursa olsun “boş laf”tan ibaret kalıyor.

“Maske Mesafe Temizlik” (MMT) sloganıyla öne çıkarılan ve virüse karşı mücadelenin sihirli formülü olarak öne sürülen önlemlere, 900 TL ağır para cezasına karşın pek uyan yok. En azından kolektif (Toplumun çoğunluğunun ortak tutumu) olarak bu önlemlere uyulduğuna dair bir şey söylemek pek olanaklı değil. Nitekim son günlerde sahiller, parklar, kitle taşıma araçları, bayram gezmeleri, düğünler gibi pek çok alanda ortaya çıkan görüntüler, bu kuralların pek umursanmadığını gösteriyor.

Peki, bunun sorumlusu bu virüse “Gel keyfince bulaş” diyen görüntüyü oluşturanlar mı, yoksa “Bu virüsü de alt ettik” propagandasının altını doldurmak için aldıkları “Yeni normale dönüş” önlemleriyle eski normale dönüşün önünü açan ülkeyi yönetenler mi? Bu sorunun yanıtı, elbette ki “Ülkeyi yönetenler”dir!

SİZ OLSANIZ SİZE İNANIR MISINIZ?

Çünkü AKP iktidarının;

-     Virüsün, DSÖ tarafından pandemiye dönüştüğünü ilan etmesinden hemen sonra, “Bu virüs diğer ülke ekonomilerini çökertecek ama Türkiye için bir fırsat olacak. Bu virüs krizinden lider ülkeler arasına girerek çıkacağız” propagandasını başlattığını,

-     65 yaş üstü ve 20 yaş altına sokağa çıkmak yasak ortadaki yaşlara serbest, haftanın 2 günü sokağa çıkmak yasak 5 günü serbest, gibi pandemiye karşı mücadelenin mantığı ile açıklanamayacak yasaklar koyduğunu,

-     Bir buçuk ayda vatandaşa maske dağıtmayı bile başaramayıp, fabrikaları göstermelik kimi önlemlerle çalıştırıp, “yeni normal”e dönerken de ilk AVM’leri açtığını,

-     Ekonominin çarklarını durduramayız, turizmi teşvik etmeliyiz diyerek virüse karşı önlemleri bizzat ihlal ettiğini,

-     Belediyelerin bağış toplayıp vatandaşa yardım etmesini engelleyip, virüse karşı mücadeleyi muhalif belediyelerin boğazını sıkmak için kullandığını,

-     Gerçek “vaka” ve “ölüm” rakamlarını sakladığını,

-     Hak talep edenlerin eylemlerini virüse karşı mücadele önlemleri adına yasaklarken, Ayasofya’nın camiye dönüşmesi gösterisine binlerce insanın katılmasına, bayram namazlarında virüs önlemlerinin umursanmamasına çanak tuttuğunu gören yurttaşların “maske-mesafe-temizlik” gibi önlemlere uyması beklenebilir mi?

Peki, sayın yöneticiler, siz olsanız, bu marifetleriniz ortadayken size inanır mıydınız?

KAPİTALİST HÜKÜMETLER ‘SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI’NA OYNUYOR AMA...

Kısacası Erdoğan-AKP iktidarının virüse karşı mücadele adına aldığı kararların, tabloya yansıyan “vaka sayısı”, “ölüm sayısı” “iyileşen hasta sayısı” gibi verilerle uyumsuzluğu ve sahadan gelen verilerle giderek artan biçimde çelişmesi elbette ki bakanlığın ve hükümetin virüsle mücadele politikasına inancı zayıflatmaktadır.

Tıpkı çarşı pazara çıkan ya da etrafındaki işsizlerin hergün arttığını gören emekçinin, TÜİK’in enflasyon oranına, İŞKUR’un işsizliğin düştüğünü gösteren verilerine inanmaması gibi!

Hele de MMT önlemlerinin pratikte uygulanamazlığını yaşayarak gören emekçi için buna inanmak çok daha zordur.

Bu yüzdendir ki; çarkların dönmesini, ticareti, turizm gelirlerini insan hayatının önüne koyan kapitalist hükümetlerin, MMT türü önlemleri, virüsle mücadeleyi “sürü bağışıklığı”na bağladıklarının üstünü örtmek için kullandıklarını söylemek yanlış olmaz. Ki, bugün ABD’de, Avrupa’da ya da Türkiye’de sermaye ve hükümetlerin stratejisi budur.

Halklar virüse karşı ne zaman bağışıklık kazanır ya da aşı bulunarak virüs ne zaman alt edilir, en iyisi de halklar virüse karşı canlarını koruyamayan hükümetleri ne zaman başlarından atarak kendilerini kurtarırlar, bunları bilmek zor. Ama halkların, kapitalist hükümetlerin virüse karşı mücadele ettikleri iddiasıyla açıkladıkları yalan yanlış önlemlere karşı “kitle bağışıklığı” kazanmaya başladıklarını söyleyebiliriz.

Bu, Türkiye’de son haftalarda daha açıkça görülmeye başlandı. 

 

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...