26 Haziran 2011 12:11

Büyük düşünmek…

Paylaş

Bir yandan dünya.. Bir yandan Kuzey Afrika ve Ortadoğu.. Ve kuşkusuz Türkiye. Tümü ve tümünde olup bitmekte olanlar büyük düşünmeyi zorluyor. Dayatıyor.
Artık hiçbir gerekçeye sığınılarak küçük düşünülemez. Havada uçuşturulan laflar, iddialar, kendi kendine gelin-güvey olmaların büyüklüğü yetmeyeceği gibi, küçük düşünmeye delalet ettikleri de tartışmasızdır.
Seçimler ve sonuçları örneğin, öğretici olmuştur. Tabii ki parlamento her şey demek değildir. Siyasetin merkezi organı da değildir. Onlardan biridir sadece. Bu örneğin, halkın iradesinin çiğnenmesi karşısında bağımsızların boykotuyla görülmüştür. Alışılmış olduğu üzere ve ne olursa olsun parlamento denmemiştir. Değiştirici dönüştürücü yaklaşımın olduğu kadar, Türkiye’yi, sokakları, işletmeleri, kentleri, kırlarıyla, sözün özü halkıyla bir bütün olarak algılamanın, sadece algılama değil, tavırları buradan alma ve yeniden kurmanın gereği de budur. “Devrimciyim” denmekle devrimci olunmadığı, ama alınması zorunlu tutumlarla devrimci olunabildiği hatırlara yeniden düşürülmüştür.
“Boykot”un örneğin, tıpkı “taş” gibi, “yerinde ağır” olduğu, yoksa o her şey olmadığı bilinen parlamento ve seçimleri zırt-pırt boykot edildiğinde devrimciliği kanıtlayamayacağı anlaşılmıştır. Boykot, yapıldığında, “sağır sultan bile duymuyorsa”, tabii ki, küçük düşünüldüğünü kanıtlayacak, ancak şimdiki gibi olduğunda anlamlanacaktır. Ülke siyasetinin merkezi tutulduğunda yani.. Boykotun, bir düzen partisi olduğu ve daima düzenin araç ve aygıtları üzerine, en çok da parlamento üzerine titrediği bilinen CHP bile en azından yarım-boykotu, yemin etmemeyi tartışmak zorunda kaldığında işlevsel olabileceği yaşanarak anlaşılmaktadır. MHP bile ses çıkaramadığında.. Karşı tutum  geliştiremediğinde. “Fare dağa küsmüş dağın haberi olmamış” olmadığında.
Sadece boykot mu? “Kendini saymak” da.. “Beş yüz bin boyun eğmeyen” kişi arayışı da. “Boykot” gibi, bu ikisinin de lafı ve iddiası büyük, ama hacmi küçük olduğu görülmüştür. Hangi biçim ve görünüm altında sürüyor olursa olsun sınıf mücadelesi içerikli olduğundan kuşku duyulamayacak politik mücadele akıp gitmektedir. Büyük güçler safa girmiş, çatışmaktadır. Kimisi ise “kenar”dan ettiği büyük laflarla ancak küçük düşünebildiğini kanıtlamaktadır. Ne kadar büyük laf edilirse edilsin, düşünce ve yapılan iş küçükse, çünkü, mücadelenin dışına düşülmektedir, düşülmüştür. Ancak seyirci olunabilmiştir. Anlaşılmıştır ki, “Kürtlerle, BDP’yle birlik olmak kırmızı çizgimizdir” düşünce ve pratiği iflah etmezdir, etmemiştir. Milliyetçiliğe yer yoktur, büyük düşünmede. Kürt halkı, yirmi milyona yakın gerçek büyüklüğü, uyanışı ve hareketliliğiyle, büyük güçlerden biridir çünkü. Ve hiçbir görmezden gelme girişiminin, girişimcisini ve düşüncesiyle pratiğini büyütmeyeceği bellidir.
Şimdi “Erdoğan’la Dicle’nin durumu birbirine benzemiyor” düşüncesi de küçüktür. “Senin” değil “benim” zihniyetiyle S. Batum’un örneğin Balbay ve Haberal’la Dicle’yi birbirinin karşısına koyma ve sadece “kendisinin” olanı sahiplenme tutumu da büyüğe işaret etmemektedir. Dicle ile diğerleri tabii ki birbirlerinin karşısındadırlar; ama düşünce ve pratikleriyle. Yoksa halk iradesinin üstünlüğü, halk egemenliği ilkesi hem Dicle hem de diğerlerinin durumunda çiğnenmiştir. Hele Dicle’nin durumunda üzerinde tepinilmiştir. Bir saat içinde, hiç sıkılmadan, bir başkası vekillik mazbatası alabilmiştir. Küçük düşünmedir. “Kapan da kaçan mı?” diye sorarlar. Seksen bin dolayındaki Dicle seçmeninin ne hakkını ne oyunu helal etmeyeceği helallik isteyenlerce bilinmiyorsa, büyük düşünülmüyor demektir!
Hele hem de yetkili olduğu ileri sürülen kurumlarca halkın iradesi üzerinde tepinildiği ortadayken, somut olanı, seçilmişlerin seçilmemiş sayılmaları sorunu çözme çabası yerine, “kaportası yamulmuş, motoru sürekli tekleyen.. arabaya” benzetilen anayasanın değiştirilmesi genellemesinden medet umarak, belki de “başkanlık” hesabıyla kaçak güreşmek herhalde büyük düşünmek olamaz.
Bir köşeye sığacak gibi değildir. Ancak biz de içinde herkesin büyük düşünmesinde sonsuz fayda vardır.

evrensel.net
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa