23 Mayıs 2020 04:02

Ütopik kahraman

Paylaş

Fischer hakkındaki yazı dizisinin bu son bölümü benim için çok can sıkıcı. Çünkü en çok sevdiğim oyuncuyla (Fischer), oyununu en çok sevdiğim oyuncuyu (Karpov) istemeden de olsa kıyaslamak durumunda kalacağım.

1975 yılında öne sürdüğü şartları FIDE tarafından kabul edilmeyen Dünya Şampiyonu Bobby Fischer, maça çıkmayarak unvanı Anatoly Karpov’a adeta hediye etmişti. O sırada Karpov 2705, Fischer 2780! ratinge sahipti. Rusların dışında kalan satranç dünyası Karpov’un şampiyonluğunu bir zafer olarak görmüyordu. Öyle ki Karpov en iyi olduğunu ispat etmek için yıllar boyunca turnuvadan turnuvaya mekik dokudu. ‘‘Fischer’in yokluğunda’’ gerçekten en iyi oyuncuydu. Fischer ona taçtan ziyade bir lanet bırakmış gibiydi.  Şampiyon Karpov’un, Fischer’in 1975’teki ratingi olan 2780’ e ulaşması ise tam 19 yıl (1994) sürdü! Rekoru ise Karpov değil, 1990 yılında Kasparov 2800 Elo ile kırdı

Karpov’un dakik, makine gibi ama aynı zamanda doğal ve adeta boa yılanı gibi rakibini boğan oyun anlayışı bende derin bir etki yaratmıştır. Sıradan bir amatör olarak hep onun oyunlarına öykünürüm. Notasyonu, Karpov & Kasparov maçlarından öğrenmiş olmamın bunda etkisi büyük olabilir.

Açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, 1975 yılında Fischer ve Karpov arasındaki maç gerçekleşseydi oyun anlayışı açısından Karpov’un kazanmasını dilerdim. Diğer yandan yaratıcılık ve oyun psikolojisi konusunda çığır açmış bir dahi olan Fischer’in kazanacağını da bilirdim. Bu ütopik maç için tahminim 6-4 Fischer’in kazanacağı yönünde olurdu.

Bobby Fischer bir satranç dahisi değil, satranç oynayan bir dahiydi. Bugün dünyada (Türkiye ve diğer 3’ncü dünya ülkeleri hariç) satrancın az da olsa ekonomik değeri olan bir spor olmasını sağlayan şey Fischer’in ‘‘egoları ve kaprisleriydi’’. 1969’da Tigran Petrosyan ve Boris Spassky arasında oynanan Dünya Şampiyonluğunun ödülü 1400 dolarken, 1972’deki Fischer & Spassky maçında Fischer’in sayesinde ödül fonu 250 bin dolara çıktı! Bu miktar 1886’dan bu yana toplam 27 şampiyonluk maçındaki ödülün toplamından fazlaydı. Eski şampiyon Boris Spassky’nin Fischer’le olan maça kadar kazandığı en büyük ödül 5 bin dolarken, 72’de ki şampiyonluk maçında payına 93 bin 750 dolar düşmüştü.

Fischer’in satranca katkısının sadece ekonomik olduğunu söylemek haksızlık olur. Bugün neredeyse satrancın vazgeçilmezi haline gelen eklemeli temponun da mucidi Fischer’dir. Fischer bu fikri 1989’da patentledi, ancak analog saatlerde uygulamak neredeyse imkansızdı ve dijital saatler henüz geniş çapta kabul görmemişti. Açılış bilgisinin olmadığı, salt satranç yeteneğinin ortaya konabileceği, piyonların arkasındaki taşların rastgele dizilerek oynandığı ‘‘Fischer Random’’adındaki satranç türevi oyun da Fischer’in parlak zekasının ürünüdür.

Unvanı terk ettikten 17 yıl sonra Spassky ile gayriresmi bir rövanş maçı yaparlar. Fischer bu maçtan 3 milyon 350 bin dolar kazandı (2018 deki Carlsen & Caruana maçında toplam ödül fonu 1 milyon avroydu). Rövanş maçının oynandığı Yugoslavya’nın ABD ambargosu altında olması ve Fischer’in ABD vatandaşı olarak bu ambargoyu delmesiyle başlayan kriz, 11 Eylül saldırılarından sonra Fischer’in bir Japon radyosunda yaptığı ABD ve İsrail karşıtı konuşma nedeniyle FBI’ın hakkında 900 sayfalık bir rapor hazırlamasına ve tutuklama kararına neden oldu.

Kaçak durumuna düşen Fischer, Filipinler, Macaristan ve Japonya’daki satrançsever dostlarının himayesinde yaşadı. İptal edilmiş pasaportu sebebiyle 2004 te Japonya’da tutuklandı. Tutuklu olduğu sırada Japonya kadın satranç şampiyonu ve Japonya Satranç Federasyonu Genel Sekreteri Miyoko Watai ile evlendi. ABD cezalandırmak için Fischer’in iadesini istedi. Ancak Japonlar Fischer’i aylarca tutuklu tutarak iadesini geciktirdiler. Bu süreçte 1972 de şampiyonluk maçının oynadığı İzlanda devreye girdi ve Fischer’e vatandaşlık hakkı verdi. Böylece Fischer’in ABD’ye teslim edilmesi gerekmedi, 2005’te İzlanda’ya yerleşti.

64 karenin efendisi böbrek yetmezliği tedavisini reddettiği için 64 yaşındayken aramızdan ayrıldı. O bir şampiyon olmanın ötesine geçerek gerçek bir efsane olmayı seçti. Bobby Fischer, yaptıkları ve yaşadıklarıyla satranç tarihinin en çok konuşulan, en çok tartışılan fenomeni olmaya devam edecek ve hakkında yazılacak olan her şey daima eksik kalacak…

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa