01 Mayıs 2020 00:09

Emeksiz, yaşantısız, öz yönetimsiz eğitim ve ahlak olmaz

Paylaş

Korona günleri, Türkiye ve dünya bir virüs ve bunun insanı hasta eden salgınına karşı neyi nasıl yapacağını tartışıyor, sokağa çıkma yasaklarına varan karantinalar yapmaya çalışıyor.

Bu korona günlerini nasıl oluşturulduğu, yetki ve sorumlulukları açık olmayan bir bilim kurulu üzerinden, AKP ve başkan üzerinden yönetmeye çalışıyoruz.

Başkanın korona salgınına karşı hazırlıklarının en önemli ayaklarından birini ise CHP belediyelerini zayıflatmak, CHP ve cumhuriyeti zayıflatmak, bunu kamplaştırma stratejileri üzerinden sürdürmek gibi bir politika mı diyelim, strateji mi diyelim, yoksa taktik mi diyelim, ne dersek diyelim, böyle bir tercih oluşturuyor. AKP Başkanı Cumhurbaşkanı kamplaştırmaya devam ediyor.

İkincisi tüm seküler kutlama ve bayramları askıya alıyor. 23 Nisan’ı, 1 Mayıs Emek kutlamalarını  koronavirüsü mazeret gösterip askıya alıyor, sokağa çıkma yasağı ilan ediyor.

Mesai gününe yasak yok, patrona çalışırken yasak yok, ama egemenlik günü ve emekçilerin günü sokağa çıkma yasağı var. Çalışanların hafta sonları için sokağa çıkma yasağı var.

Korona salgınındaki yasaklar bile sınıfsal olarak eğilip bükülüyor, en büyük bedel yine halka ve emekçiye çıkarılmaya çalışılıyor.

Bunları not etmek gerekiyor.

Benim daha önemli sorum, e, sanal, online, uzaktan eğitim… veya kamplaştırma, dincileştirme… tüm bunlar eğitsel ve ahlaki olarak ne anlama geliyor?

Ben E-diktasyon diyorum bu yaşananlara. Ancak konuyu daha geniş olarak tartışmak gerekiyor elbette. Aristoteles, Locke, Roussesau, Kant, Dewey,  Horkheimer, Arendt, Piaget, Foucalut, Freire, Bourdieu… gibi düşünürlerin görüşleri önemli.

Ana soru şu ki, örneğin AKP ve Erdoğan’ın izlediği kamplaştırma ahlak anlayışında, insanın gelişim düzeyinde nereye denk düşüyor; online dersler, EBA, Perculus, Teams… neye denk düşüyor, bunları sormamız gerekiyor.

PİAGET: YARIŞMA DEĞİL ETKİLEŞİM VE YAŞANTI, KAMPLAŞTIRMA DEĞİL GRUP ÇALIŞMASI VE ÖZ YÖNETİM

Bugün Piaget’den “Çocuğun Ahlaki Yargısı” adlı kitabından genel çıkarımda bulunduğu bir pasajını aktarmakla yetineceğim.

“(…) Vardığımız sonuçların, otorite yöntemi ve tamamen bireyci yöntemlerin aleyhine olduğu çok açık. Durkheim’la ilişkili olarak söylediğimiz gibi, çocuğa tamamen üzerinde çalışılmış bir disiplin sistemini dayatmayı istemek saçma ve hatta ahlak dışıdır, çünkü çocuklar arasındaki sosyal yaşam, yetişkin ahlakının özelliği olan içsel teslimiyete son derece yakın bir disiplini ortaya çıkartmak için yeterince gelişmiştir. Çocuğun zihnini dışardan dönüştürmeye çalışmak boşunadır, onun soruşturma keyfi ve iş birliği arzusu normal bir entelektüel gelişim göstermek için yeterlidir. (…)

O halde, mevcut eğitim sistemlerinin toplamı arasından elde ettiğimiz psikolojik sonuçlara en iyi karşılık geleni seçmemiz gerekiyorsa, yöntemlerimizi “Grup Çalışması” ve “Öz yönetim” adı verilen yöne çeviririz. 1 Dewey, Sanderson,  Cousinet ve “Etkinlik Okulu”na önayak olanların çoğu tarafından desteklenen grup halinde çalışma yöntemi, çocuğun ilgi alanlarını ya düzenlenmiş “ekipler”de ya da spontane gruplaşmalara uygun şekilde, ortak olarak gerçekleştirmesine izin vermekten oluşur. İdeali çocukları hayatın kendisine değil aşamalı olarak rekabetçi sınavlara hazırlamak olan geleneksel okullar, kendilerini çocukları katı bir şekilde bireysel çalışma yöntemiyle kısıtlamak zorunda buldu: Sınıfta birlikte ders dinlenir ama çocuklar ödevlerini evde, tek başlarına yapar. Çocuğun spontane benmerkezciliğini güçlendirmeye bütün aile durumlarının toplamından daha fazla yardımcı olan bu işlem, entelektüel ve ahlaki gelişimin en belirgin gerekliliklerine karşıt görünüyor. Gruplar halinde çalışma yöntemi bu durumu düzeltme niyetindedir, iş birliği, entelektüel gelişim için temel önemde bir faktör seviyesine yükseltilir. Bu yeniliğin sadece çalışma eylemi süresince inisiyatif çocuğa bırakıldığı ölçüde değer taşıdığını söylemeye gerek bile yok. Burada sosyal yaşam bireyin “etkinliğinin” bir tamamlayıcısıdır (Kitaplarla öğretme yöntemini karakterize eden pasif tekrarlamaya zıt bir şekilde) ve okulda ancak eğitimin yenilenmesi söz konusu olduğunda bir anlam taşır. F. W. Foerster (a.g.e.) ve Adolphe Ferriere’in başarılı çalışmaları okurlarımıza öz yönetimin ilkelerini hatırlatmamıza gerek bırakmıyor. (…) çocukların kendi kendisini yönetme yöntemlerini tanımladı. (…) ahlaki yaşamın psiko-sosyolojik incelemesi sayesinde zaten bildiğimiz şeyi çocuk cumhuriyetlerini karakterize eden ilkelerde de bulmanın memnuniyetini hissetmeden onun kitaplarını okumak imkansızdır.”

Online, yarışma, kamplaştırma vb. çocukların hem entelektüel-zeka gelişiminde hem de insani ahlaki gelişimde sancılı gözükmektedir.

Grup çalışması ve öz yönetim etkin emek, etkin düşünme, etkin yaşantıdır.

Çocukları, bilgiyi, değeri, yaşamı üreten emektir, sevgidir. Emekçiler gününüz kutlu olsun.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...