20 Mart 2020 01:00

Virüse karşı mücadelede bile partizanlık ve sermayeye ‘kalkan’lık!

Paylaş

Cumhurbaşkanı Erdoğan, koronavirüse yakalanan vatandaş sayısının her gün ikiye katlandığı ve ilk ölümlerin yaşandığı önceki gün, virüsün yayılmasına karşı alınacak tıbbi ve ekonomik önlemleri açıkladı.

Çin’de “yeni vaka” sayısını sıfırlandığı, Hong Kong, Güney Kore, Singapur gibi ülkelerde virüsün yayılmasının önlediği; ama İtalya, İspanya başta olmak üzere virüsün yayılmasının merkez üssünün Avrupa’ya taşındığı koşullarda yapılan ve adına da "Ekonomik İstikrar Kalkanı" denen bu “paket”le Hükümet;

Virüse karşı başarılı olan ülkelerin, mücadelede neden başarılı oldukları; başarısız olanların ise neden başarısız olduklarından hiç ders alınmadığını, Virüsün yayılmasına karşı mücadelenin tamamen sermaye yeni kaynaklar aktarmak amaçlı bir pakete indirgenerek, sınıfsal bir tutumda ısrar edildiğini göstermiş oldu.   

HANİ ‘SORUN KÜRESEL, MÜCADELE ULUSAL’DI?

Sağlık Bakanı son günlerde kameralar karşısına her gün birkaç kez çıkan sorumlu bakan olarak, Koronavirüse karşı mücadelede, “Sorun küresel, mücadele ulusal” sloganını öne çıkardı. Böylece bakan, virüse karşı mücadelede din, dil, cinsiyet, sınıf, siyasi düşünce farklılığı gözetmeksizin tüm vatandaşları ortak mücadeleye çağırmaktaydı. Bu çağrı medya ve siyasette, makul bir çağrı alarak karşılanmıştı.

Ancak önceki gün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Ekonomik İstikrar Kalkanı" paketini açıkladığı toplantıya çağırdığı isim tablosu ayırımcılığın işaretidir.

Çünkü Cumhurbaşkanı, TV kameralarından bütün “ulusa” açıkladığı paketi çoğumuzun adını bile bilmediği sermaye örgütlerinin temsilcilerini almış, siyasette de sadece AKP’nin önde gelen yöneticilerine yer vermiştir.

Tabi artık her yerde oluğu gibi MİT Başkanı Diyanetişleri Başkanı da bu toplantının baş konukları arasındaydı. Siyasi partilerden ise sadece AKP’nin temsilcileri vardı!

Sendikalar cephesinde ise, artık herkesin “yandaş konfederasyonlar” olarak bildiği Memur Sen ve Hak-İş, bir de kornavirüsle ilgili bugüne kadar ağzını açamamış olan ve AKP’nin önemli ölçüde “arka bahçesi” haline gelen Türk-İş toplantıya çağrılmıştır. Türk Kamu Sen’in katılımı da benzer mahiyettedir.

Bu her üç konfederasyon da, herkesin bir şeyler söylediği koronavirüs ve ona karşı mücadelede ağızların açmamış olmakla ve hükümetin sermayeyi kurtarma planlarına destek vermekle ibretlik konfederasyonlar olarak tarihe geçecektir.

Aslında Erdoğan, hiç sesi çıkmayan, “Hükümet ne yaparsa doğrusunu yapar” diyen bu üç konfederasyonu da çağırmayabilirdi; ama herhalde, “Paketi açarken işçilir, emekçilerin temsilcileri neden orada yoktu?” diyecekleri susturmak için bu üç konfederasyonu çağırmış olmalı!

TOPLANTININ NİTELİĞİNİ ÇAĞIRILMAYANLAR BELİRLEDİ!

Her zaman olduğu gibi AKP hükümetlerinin her sorunu sermayeye yeni avantajlar sağlayarak aşmayı amaçladığını biliyoruz. Bu son toplantıyı asıl anlamlandıranlar ise davet edilenlerden çok davet edilmeyenlerdi.

Davet edilmeyenlerin başında, koronavirüse karşı sahadaki mücadelenin en önünde olan hekimler, hemşireler ve sağlıkçıların örgütleri vardı. Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık Emekçileri Sendikası (SES)’in temsilcileri ile eczacıların ve diş hekimlerinin temsilcileri çağrılmamışlardı. Oysa hayatlarını ortaya koyarak, gece gündüz, tatil mesai demeden mücadele eden onlardı. Dahası koronavirüse karşı mücadelede dünyadaki mücadele ve deneyimlerini yakından izleyenler ve virüsten korunma önlemleri konusunda hükümeti ve toplumu uyaran da onlardı.

KESK, DİSK gibi bugüne kadar koronavirüse karşı mücadelede işçilerin talepleri çerçevesinde bir takım öneriler geliştiren sendika merkezleri de toplantıya çağrılmamıştı. Hükümet işçi-emekçi taleplerini umursamadığı için, talepleri olan bu konfederasyonları da toplantıya çağırmamıştı.

TMMOB, TÜRMOB gibi ekonomi, Türkiye’nin sorunları ile koronavirüse karşı mücadelede söz söyleyebilecek diğer meslek ve emek örgütleri de bu toplantıya çağırılmayanlar arasındaydı.

Ve tabi günlerdir koronavirüs vakasını “siyaset üstü, ulusal bir sorun” olarak gördüklerini açıklayan ve hükümetin her adımını destekleyeceklerini ilan eden muhalefet partileri de bu toplantıyla Erdoğan tarafından çağrılmayanlar arasındaydı.

Tabi burada okurun aklına, “Nasıl olsa muhalefet Hükümete her adımını destekleme konusunda açık çek vermiş, toplantıya neden çağırılsın ki?” sorusu gelebilir. Bu konunun önümüzdeki günlerde tartışacağımız bir başka boyutudur.

PARTİZANLIKTA SÖZÜN BİTTİĞİ YER!

Sağlık Bakanı koronavirüse karşı mücadelede, “Sorun küresel, mücadele ulusal” iddiasının arkasında mıdır bilmiyoruz. Ama, Erdoğan’ın liderliğinde toplanan "Ekonomik İstikrar Kalkanı" toplantısında verilen “aile fotoğrafı” ve açıklanan paket, (bugün gazetemizde, içeriği Bülent Falakaoğlu arkadaşımız tarafından değerlendirilen “kurtarma paketi”) açıkça göstermektedir ki;

Bu pakette emekçilerin göreceği zararları önlemek için alınacağı belirtilen göstermelik ve yerine getirileceği çok şüpheli olan birkaç öneri dışında bir şey yoktur.Emekçilerin, özellikle atölye ve fabrikalarda çalışan milyonlarca işçinin salgından korunması için somut bir önlem getirilmemektedir.Erdoğan ve hükümeti, koronavirüse karşı mücadeleyi bir halk sağlığı sorunu olmaktan çıkarıp, sermayeye 100 milyarlık kaynak sağlamanın fırsatına dönüştürmüştür. Üstelik bunu, konunun sahadaki en önemli muhatabı olan TTB ve diğer pek çok sendika ve meslek örgütünü, muhalefet partilerini, dolayısıyla nüfusun çoğunluğunu karşısına aldığını “aile fotoğrafı”yla da ilan ederek yapmıştır.

Koronavirüse karşı mücadele gibi, halk sağlığını doğrudan ilgilendiren bir sorunda bile böylesi bir partizanlık, böylesi bir ayırımcılık artık sözün bittiği yerdir.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...