12 Mart 2020 00:10

Gurur tablosu (!)

Paylaş

Ligin sonu yaklaşırken puan kaybeden takımların yöneticilerinin, hakemlere, federasyona ya da MHK’ye saldırma biçimleri iyice pespayeleşti.

Arama motoruna “x’ten sert açıklama” yazın… “x” yerine istediğiniz kulübün adını yazabilirsiniz. Boş yok!.. Pek çok açıklama seriliveriyor ekrana. İçerik hepsinde hemen hemen aynı. Hakemler üzerinden türlü komplo teorileri inşa eden bir yığın hezeyan, bir dolu zırva…

Karanlık güçlerin organize ettiği sinsi tuzaklara düşürülmek istendiklerini iddia etmeyen kulüp yok. Meğer masa başında ne tuzaklar kuruluyor, ne dolaplar çevriliyormuş da farkında değilmişiz. Neyse ki bol miktarda külyutmaz(!) yöneticilerimiz var da onlar sayesinde neler olup bittiğini anlayabiliyoruz. Gerçi hep ima ve gönderme var, hiç isim yok ama bu kadar emin konuştuklarına göre söylediklerinin doğruluğundan elbette şüphe edilmez!..

Hakemler söz konusu olduğunda ise, meslekten men edilmeleri gerektiğini de eklemeyi unutmadan isimleri sıralıyorlar. Bir yandan da “MHK niye hakem yetiştirmiyor” diye kendilerince akıl veriyorlar!.. “Bize hakem dayanmaz” demek istercesine… Tutarsızlığın bu kadarı da komiklik sınırlarına giriyor. Gözleri nasıl dönmüşse artık, açık açık insanları hedef haline getirecek ve işlerinden etmeye çalışacak kadar alçaklaşabiliyorlar…

Kulüp yöneticileri, bazı hakemlerin işten el çektirilmesi gerektiğini söylüyor ama gerçekte futboldan uzak tutulması gerekenler kim acaba? Ekonomik kaynakları saçma sapan transferlere harcayarak kulüpleri ağır borç yükü altına sokan ve sahaya 11 yabancı oyuncuyla çıkacak kadar işin yetiştirme, geliştirme kısmından habersiz yöneticiler değil mi asıl futboldan elini çekmesi gerekenler?

“Parayı bastırıp yetenekli yabancı oyuncuyu alır, başarılı olurum” formülüyle hedefe ulaşabileceklerini sanan, tökezlediklerinde ise direkt hakemlere saldıran yönetici ve teknik direktör tipinden fena halde gına geldi. Cehaletin biçimlendirdiği kısır döngüde sefilleştikçe sefilleşiyorlar…

Mesela, “Bu sene biz şampiyon olacağız” diye kesin ve koşullandırıcı açıklamalar yapan teknik direktörün futbolu bildiği söylenebilir mi? Oyunu ve dolayısıyla sonucu etkileyen sonsuz sayıda etken söz konusuyken bu kadar kesin konuşmak cehalet değilse nedir? Böylesi inciler döktüren(!) teknik direktör, şampiyonluk bir yana, takımın başında bile kalamadı...

Peki, hakem kararlarında ısrarla standart arayan teknik direktörlere ne demeli? Yoruma dayalı kararlar üzerinden oynanan bir oyunda “standart” diye tutturmak, bazı konuların kavranmasında/algılanmasında ciddi anlamda sıkıntı çekildiğini göstermiyor mu?

Bir teknik direktör de, hakemi kendi oyuncusuna kırmızı kart göstermediği için eleştiriyor. Aklınca uyanıklık yapıyor.

İleriki haftalarda aleyhlerine yapılacak muhtemel hatalarda rahat rahat atıp tutabilmek için zemin hazırlıyor. O zaman diyecek ki: “Ben, hakemler hakkında konuşurum, çünkü bizim lehimize yaptıkları hataları da söylüyorum.” Ne güzel bir dayanak!..

Yöneticilere, teknik direktörlere, “Hakem bahanesinin arkasına sığınıp sorumluluktan kaçmayın, kendi işinize bakın ve takımınıza keyif veren futbol oynatmaya çalışın” diyenler çıkmadığı/çoğalmadığı sürece, mevcut tablo değişecek gibi görünmüyor. Avrupa’nın en yaşlı ve en çok zarar eden ligine sahibiz. Diğer yandan en borçlu ilk 20 kulüp listesinde “üç büyük” kulübümüz de yer alıyor. Harcanan para ile topun oyunda kalma süresi oranlandığında ise Avrupa’nın en kalitesiz ligi olduğumuz gerçeği karşımıza çıkıyor. Hakemleri dillerine dolayan yöneticiler ve teknik direktörler bu tablonun gurunu doyasıya yaşayabilirler!..

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...