05 Mart 2020 03:51

‘Sahibinin sesi’ futbol

Paylaş

İdlib’deki asker ölümleri sonrasında, çoğu kültür-sanat etkinliği iptal edilirken, futboldaki program aksatılmadan sürdürüldü. Kültür-sanat etkinliklerinin eğlenceyle özdeşleştirilip iptal edilmesi, konuya ne kadar sığ bakıldığını gösteriyor. Oldum olası kültür-sanat etkinlikleriyle arası iyi olmayan bir iktidar ve ona yaranmaya çalışanlar söz konusu olunca bu tip iptal haberleri şaşırtmıyor.

Farklılıklardan hiç hoşlanmayan, hatta ödü kopanlar elbette, insanlara en çok da farklılığın güzellik ve zenginlik olduğunu anlatan/söyleyen, bunun yanında insanları düşünmeye, sorgulamaya yönlendiren etkinlikleri her fırsatta yasaklamaya, sansürlemeye ya da iptal etmeye kalkışacaklardır…

Korkuları şu… İnsanlar kültür-sanat etkinlikleri sayesinde daha yüksek bir farkındalık, duyarlılık ve bilinç aşamasına yükselip hayata daha farklı bakmaya ve kendilerine dayatılanları sorgulamaya başlayabilirler. Dolayısıyla arındıkça ve aydınlandıkça, savaşların, çatışmaların anlamsızlığını kavrayıp barışın egemen olduğu bir dünya hedefi doğrultusunda mücadele edebilirler. Ama tabii savaşsız bir dünya, bir yerlerden ya da bir şeylerden pay kapma/nemalanma heveslisi kimilerince arzu edilen bir durum değil. Bu nedenle onlar da, kültür-sanat etkinliklerine darbe vurmak için her an tetikteler. Bir bahane bularak ya da yaratarak yasaklamak ve sansürlemek en sık başvurdukları yöntem. İdeolojilerini, politikalarını savaş ve ölüm üzerine inşa edenlerin kültür-sanat etkinliklerinin aydınlatıcı ışığından korkmalarından doğal ne olabilir ki?

Gelelim futbola… Sanatın uyandırıcı, sorgulattırıcı, düşündürücü gücüne karşılık futbolun uyutucu etkisi göz önüne alındığında, maçların niye yas kapsamı dışında tutulduğu anlaşılabilir. Futbol, kitleleri yönlendirmek ve yedeklemek için mükemmel bir araç. 

Milliyetçiliği, savaş politikalarını, militarizmi beslemek için futboldan uygun malzeme bulunabilir mi? Şu anda en çok savaş politikasının desteklenmesine ihtiyaç duyan iktidar, futbolu kullanarak bunu sağlamak peşinde...

Futbol, toplumsal hayatın en “sahibinin sesi” alanlarından biri. Gelişmeler karşısında tüm unsurlarıyla birlikte muktedirin arkasında yekpare biçimde hizalanabilme özelliğine sahip. Bu alanda, ne yönetici konumunda olanlardan, ne teknik direktörlerden, ne futbolculardan, ne medyadan savaş ve ölüm güzellemelerine karşı çıkan aykırı bir ses duymak mümkün. Tersine tribünlere asılan pankartlarla, stat hoparlörlerinden çalınan şarkılarla, marşlarla, atılan gollerden sonra verilen asker selamlarıyla milliyetçi, militarist dalga alabildiğine körükleniyor. İktidar borazanlığını görev belleyen ana akım medya da kitleleri savaş politikasına yedekleyebilmek adına elinden geleni ardına koymuyor…

Dışarıdan vatan, millet, bayrak, şehit hamasetine girişmek, yeşil sahalarda asker selamı vermek kolay. Bütün bu söylemlerin ve hareketlerin acıyı ne kadar dindirdiğini, ateşin düştüğü ocaklardaki insanlara sormak lazım. Hamasetin, yeni acılara kapı aralamak dışında bir anlamı yok ne yazık ki…

Ölerek ve öldürerek hiçbir sorunun çözülmediğini, çözülemeyeceğini anlamak için acaba daha kaç can yitirmek gerekiyor?

Asker selamıyla savaşı, ölümleri kutsamak, acıları sağaltmaz… Bilinmeli ki, yeni acılara engel olmanın yolu, savaşların olmadığı bir dünya hedefi doğrultusunda mücadeleden geçer…

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...