16 Şubat 2020 04:01

'Akort' meselesi

Paylaş

Kirvem,

Ülkemizin sorunları var mıdır, eğer varsa o zaman bu sorunların çözümünden yana acaba ne yapıyoruz, daha da doğrusu son zamanların moda deyimiyle bu meselelerimizin halli için milletçe hep beraber ellerimizi en yakındaki taşın, en sert kayanın altına sokmak için çabalayıp duruyor muyuz?

Bu konuda iktidar cenahının en yüksek “taht”ında oturan cumhurumuzun reisinin yanı sıra, keza onun çevresinde, yöresinde, özellikle de gölgesinde birer “pervane” kesilip, dolayısıyla “hınk deyici” kadrosunda görev üstlenenlerin dediklerine bakılırsa; memleketimizin gidişatı her bakımdan emin ellerde olduğu için ortalıkta endişe edecek herhangi bir mesele, sorun, problem kesinlikle mafiş!

Ancak, muhalefet sathından yükselen seslere kulak kabartıldığında duyulan, işitilen o ki, iktidarın çaldığı düdük ile muhalefet kadrolarında çalınan düdük arasında akort tutturmak mümkün değil....

Nitekim iki cenah arasında yıllardan beri bitip tükenmeyen bu cebelleşmenin gelip dayandığı noktada; birinin “siyah” dediğine diğerinin “kara”, keza aynı şekilde birinin “beyaz” dediğine diğerinin illa da “ak” diyerek tutturduğu bu siyaset arenasında, daha da doğrusu bu “renk körlüğü”nün hüküm sürdüğü atmosferde; herkes kendi sazını kendi “sahne”sinde çalmaya devam ettiğine göre, demek ki bu bapta herkesin hesapları kendi gözlüğüne göre ayarlı; yani birisi külliyen miyopken, ötekisi hepten hipermetrop!

Öyle ya da böyle, şu anda ülkemizin dümeninde oturan, tüm televizyon kanallarından milletimize “benim halkım” tamlamasıyla, bir nevi “kul” yakıştırmasıyla hitap eden devletlumuzun buyurduğu fermanlarından yola çıkıldığında; yine anlaşılan o ki; vatandaşlarımızın cemi cümlesi, bir zamanlar, yani eski iktidarlar döneminde ellerindeki filelerle çarşı ve pazarları fırdolayı dolanıp, böylece ucuz yoldan patates, domates, soğan, pırasa, nohut, bulgur, mercimek, zeytin, peynir, yağ, şeker, tuz, biber, sirke gibi tüm ihtiyaçlarını karşılamak için kış, yaz demeden koşuştururken, cepleri, cepkenleri delik olduğundan ister istemez elleri, avuçları boş dönerken, buna mukabil şimdilerde rengarenk kredi kartlarıyla veya internet aracılığıyla verdikleri siparişler sayesinde işlerini anında halledip, aynı zamanda da kira, doğal gaz, su, elektrik gibi daha bir sürü ıvır zıvır harcamalarını da rahatlıkla yerine getirdikten sonra geriye kalan emekli maaşlarının bir kısmını da, faizin zinhar ”haram” olduğu ülkemizde, “helal”  yollarla “kâr payı” dağıtan muteber bankalardaki mevduat hesaplarında “damlaya damlaya göl olur, akar gider sel olur” deyimince biriktirip, bunun keyfini sürdürüyorlar elhamdülillah!

Diğer taraftan anasıyla, danasıyla hep birlikte muhalefet kulvarında at koşuşturanların “parazit”li seslerine göre; bunca yıldan beri iktidarlarını tek başlarına sürdürüp, bundan nemalanan bu “tufeyli”lerin özellikle din, iman perdesi altında dillendirdikleri lafların tümü yalandan, dolandan ibaretken, ortada sırıtan, gözle görünen gerçek şu ki, halkımızın çoğunluğu rahat yaşamak bir yana, tam aksine ekonomik sıkıntılar içinde inliyor, milyonlarca vatandaşımız açlık ya da yoksulluk sınırlarında gezinip duruyor, diplomalı veya diplomasız gençlerimiz iş bulmak umuduyla kapı kapı gezinirken, öte yandan bu sorunlara ilaveten ayrıca komşu devletlerle yaşadığımız sorunlarımızın bininin bir para olduğunu dillendirip böylece iktidarı tefe koyuyorlar...

Uzun lafın kasası demokrasisi çağanoz misali yampiri yürüyen, adalet kavramının yerlerde süründüğü, sesini iktidarın akorduna göre ayarlamayanların eninde sonunda bir punduna getirilip, ardından da, “Mapushane Çeşmesi Yandan Akıyor Yandan...” türküsü eşliğinde kodese tıkıldığı, dahası da sabahın köründe palas pandıras evinden alınıp akabinde de aylarca süren tutukluğunun nedenlerini öğrenmek isterken bir türlü hazırlanmayan, hazırlanamayan iddianameleri bekleyip ömür tüketilen diyarlarda “mesele” vardır demek için, belki de insanın aklını ekmek peynir misali yemesi mi gerekir, bilemiyorum Kirvem!

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...