15 Şubat 2020 04:55

İşçiler için AKP’de kalmak, ayrılmaktan daha zor!

Paylaş

Cumhurbaşkanı Erdoğan çarşamba günü yaptığı grup toplantısında, her toplantıda yaptığı gibi, ekonomide “pembe tablolar” çizmeye başlamıştı.

TÜİK’in maniple ettiği enflasyon, faiz, büyüme, işsizlik ve benzerlerine dair rakamları tam alt alta koyuyordu ki, salondan, “Sayın Cumhurbaşkanım… 15 Temmuz’a katıldım diye beni işimden gücümden ettiler. Çoluğum çocuğum aç. Bana yardım edin!” diyen bir ses yükseldi.

Pek çok güvenlik soruşturmasından geçtikten sonra grup toplantısına girilebildiğine göre, bu kişi AKP’liydi; en azında AKP’de hatırlı tanıdıkları vardı. Yani bu sefer, “Çocukları aç, yardım edin!” diye feryat eden kişi, böyle durumlarda AKP sözcülerinin sıkça iddia ettikleri gibi ”muhalefetin aralarına fitne sokmak için gönderdiği” ya da “şov yapmak için gelmiş” bir kişi değildi!

10 YIL ÖNCEDEN BUGÜNE!

Peki, sonra ne oldu?

Eğer bu vaka 10 yıl önce olsaydı; o kişi alınır kürsüye götürülür, Erdoğan derdini sorar, sonra da ağlamaklı bir sesle vatandaşa gerekli yardımın yapılacağını, hatta “ihya edileceğini” söyler, üstüne böyle vakalara sebep olan yetkiler kürsüden azarlanırken, mağdur vatandaşa Erdoğan’ın eli öptürülüp duası alınırdı. Vakanın “münferit” olduğuna özellikle de vurgu yapılır, bu duruma sebep olan yetkililer de kürsüden azarlanırdı!

Ama şimdi böyle olmadı.

Erdoğan küçük bir tereddütten sonra, ortada bir anormal bir durum yokmuş gibi, çizdiği pembe ekonomik tablonun cilasını daha da artırarak sunmaya devam ederken, talebini dile getiren vatandaş toplantı salonundan çıkarıldı. Sonradan öğreniyoruz ki, vatandaş sadece toplantı salonundan çıkarılmakla kalmamış, gözaltına aldırılmış!

Ertesi gün, “Çocuklarım aç işsizim” çığlığını bu kez Meclis’in önünde duyduk. Bu sefer de işsiz bir baba, acısını hissetmeyenleri, “çocuklarım aç” sesini duymayanları protesto etmek istiyordu. Üstelik de Meclis önünde!

Bu babanın kendini yakmasını Meclis güvenliği önlüyor ve kişiyi emniyet görevlilerine teslim ediyordu.

Ama ne AKP Meclis grubunda “Çocuklarım aç yardım edin” diyen ne de Meclis önünde aynı çığlığı atarak kendisini yakmak isteyen kişilerin kimlikleri bile açıklanmış değil!

Hatırlarsak, 7 Şubat günü de Adem Yarıcı adlı vatandaş Hatay Valiliği önünde kendini yakmış, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.

AKP İÇİN ARTIK KİTLE TOPLANTILARI DA RİSKLİ

AKP sözcüleri bugüne kadar bu türden tepki gösterenleri “psikolojik sorunları olan”, “şov amaçlı” kişiler olarak gösterdiler.

Ancak AKP grup toplantısındaki vatandaşın çıkışı göstermiştir ki, artık konu “psikolojik”, “şov” ... gibi demagojik nitelemelerle geçiştirilebilir değildir. Bu vatandaş tepkisi salondakilerin gözünü her ne kadar açmasa da; salonun dışındakileri yani AKP’nin pembe tablolarla sunduğu ekonomik politikaların faturasının kendilerine çıktığını fark etmeye başlayan işçiler, emekçiler, halk yığınları için mutlak uyarıcı olacaktır. Bu aynı zamanda AKP için, Meclis grubu gibi en “steril” alandaki toplantıların dahi huzur içinde olamayacak hale geldiğinin göstergesidir.

Bu yüzden de artık grup toplantılarının sadece AKP’ye gönlü değil, cüzdan bağı ile bağlı olanların katıldığı toplantılara dönüştürülmek isteneceğini söylememiz yanlış olmaz.

“Yok artık, bu kadarını da yapmazlar” demeyin.

Tek adam yönetiminin geldiği nokta budur. Nitekim uyguladıkları ekonomik politikalar, vatandaşa zamlar, türlü çeşitli vergiler, cezalar... olarak, her gün artan bir yük olarak yansımaktadır. Üstelik her yeni yük, bir öncekinin üstüne bindiği için; bu yükler artık taşınamaz hale gelmektedir. Bu yüzden Erdoğan yönetiminin her kitle toplantısı, onlar için, “tepkilerin bir biçimde patlak verme” riski taşıdığı toplantılar olmaya adaydır.

SİYASETTE DE YENİ SEÇENEK ARAYIŞI

Nitekim son aylarda yapılan kamuoyu yoklamalarında artık AKP’in sadece oy kaybetmediği, ciddi sayıda üye kaybetmeye başladığı da ortaya çıkmıştı. Geçtiğimiz yılın sonlarında üye kaybının 800 bini aştığı belirtiliyordu.

Yargıtay Başsavcılığının 4 Şubat itibariyle güncellenen verilerine göre, son 50 günde AKP’nin üye sayısı 15 bin 600 kişi azalmıştır.Dün, muhabirimiz Yoldaş Taş’ın Nazilli’den yaptığı haber ise, hem Yargıtay hem de kamuoyu araştırmalarında rakam olarak gösterilen gerçeğin sahada çok daha ciddi ve çok boyutlu olarak karşılığının olduğunu göstermektedir. Haberin bütünü, işyerinde olup biteni aktarması bakımından önemli ama Yoldaş’ın bu haberinde dikkat çeken iki önemli ayrıntı da var:

1-) Dün AKP’ye oy veren, AKP’nin kusurlarını görmemek için birbirini ikna eden işçilerin artık “birbirlerini AKP’den ayrılmak için ikna etmeye çalıştıkları” bir döneme girilmektedir.

2-) İşçiler arasında Erdoğan-AKP iktidarına yönelik istifaya varan tepkilerin sadece ekonomik politikalarla sınırlı olmadığı; Suriye ve Libya politikası (dış politika), demokrasi, özgürlükler gibi doğrudan siyaset ve ideolojiyle ilgili konular da alenen tartışılmaya başlanmıştır.  

Demek ki; dün, “AKP işsizliği, yoksulluğu ortadan kaldıracak, ülkemiz rahat ve huzurlu bir ülke olacak” diye onun peşinde koşan işçiler artık bu inançlarını sorgulamaya başlamışlardır.

Bu sorgulama hali; AKP’nin Meclis grubundaki bir açlık çığlığı, Meclis önünde intihar girişimleri, AKP’den ayrılarak seçenek arayışına yönelen emekçiler şeklinde kendisini ortaya koymaktadır.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...