13 Şubat 2020 04:55

Yeni Osmanlıcılığın ABD ve Rusya arasında sıkışmışlıkla imtihanı

Paylaş

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’de alınacak yeni önlemleri, dün partisinin Meclis grubu toplantısında açıkladı.

İdlib’de son haftalardaki gelişmeleri ve alınacak önlemleri Erdoğan;

  • "Rusya ve rejim sivil halkı hedef alıyor. Son aylarda askerimizi de hedef almaya başladılar.
  • Rejimin gözlem noktalarımızın gerisine çekilmesi için karadan, havadan, ne lazımsa yapacağız; rejim güçlerini Soçi’de belirlenen sınırlarının ötesine kadar kovalayacağız. Artık havada da eskisi kadar rahat olamayacaklar.
  • Rejim güçlerini Soçi ile ve rejim güçleriyle sınırlı olmadan, nerede karşımıza çıkarlarsa vuracağız.
  • Mehmetçiklerin kanının döküldüğü her yerde, kendilerini ne kadar büyük görürse görsün hiç kimsenin güvende olmayacağını açıkça söylüyorum” diyerek açıkladı.

Erdoğan, daha önce olduğu gibi, alacakları önlemleri, sert sözler arkasında ifade ederek gerçekte, “gözlem noktaları”nda asker ve araç gereç artırarak, Suriye ordusunun karşısında caydırıcılık kazanma ötesinden öte çok bir imkan olmadığını söylemektedir.

JEFFREY ELİNDEKİ ‘AÇIK ÇEK’İ SALLAYARAK GELDİ

Burada yeni olan “Kendilerini ne kadar büyük görürse görsün hiç kimsenin güvende olmayacağını açıkça söylüyorum” sözündeki, “Kendilerini büyük gören” derken kastedileninin Rusya olmasıdır. Bu, “Rusya savaş uçağının düşürülmesi”nden beri Rusya’nın askeri olarak da hedefe alınması bakımından ilktir!

Rusya’yı hedef alan açıklamaların Erdoğan’ın Putin’le yaptığı telefon görüşmesinden sonra olması da önemlidir.

Erdoğan, AKP Meclis grubunda Rusya’yı (Rusya uçakları ve askerini de) vurulacak hedefler içinde gösterirken ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey Ankara’da Dışişleri Bakanlığında görüşmelere başlamıştı.  

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun, “İdlib ile ilgili adımları koordine etmesi için Jeffrey’i Ankara’ya yolladım. NATO müttefikimiz Türkiye’nin yanındayız. Esad rejimi ve Rusya’nın devam eden saldırıları durmalıdır” açıklamasının arkasından ABD’nin Suriye Temsilcisi James Jeffrey önceki gün akşam saatlerinde Ankara’ya gelmişti.

Ayağının tozuyla Türkçe olarak yaptığı açıklamada Jeffrey; “ABD’nin NATO’daki müttefiki Türkiye’nin askerlerinin İdlib’de büyük bir tehditle karşı karşıya olduğunu, bu tehdidin Rusya ve Esed rejiminden geldiğini” söyledi. “Türk hükümeti ile durumu gözden geçirmek için buradayız. Mümkün olduğu kadar destek vermek istiyoruz” dedi.

Pompeo ve Jeffrey’in açıklamaları açıkça gösteriyor ki, ABD’nin sözcüleri, Rusya’yı, Erdoğan’dan da açık biçimde üstüne basarak suçlayarak, Erdoğan ve Türkiye’nin çeşitli düzeydeki temsilcilerini rahatlatmak istemiş görünmektedirler.

Herhalde çok uzun bir zamandan beri Jeffrey, elinde “açık çek” sallayarak Türkiye’ye gelen ilk ABD temsilcisidir!

AKAR NATO’DAN DESTEK İSTEDİ

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da NATO savunma bakanları toplantısı için gittiği Brüksel’de, başta NATO ülkeleri olmak üzere tüm ülkelere, “Türkiye’ye ciddi ve fiili destek sağlanmasını" isterken, Türkiye’nin “gözlem noktaları’ndan çekilmeyeceğini” de yineledi.

Bu yazının yazıldığı saatlerde Jeffrey’in Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Saray’da İbrahim Kalın’la yaptığı toplantılardan hangi somut kararların çıktığı henüz belli olmamıştı. Ama son aylarda, Erdoğan yönetimiyle yakınlaşmak üzere harekete geçen ABD’nin, İdlib’deki krizi, Rusya-Türkiye ilişkileri mümkün olduğu kadar gerilirken, Türkiye’nin yeniden NATO ve ABD’nin stratejisinin sadık üyesi pozisyonuna dönmesi için kullanacağı apaçıktır.

Bu çerçevede, Trump yönetiminin, Jeffrey üstünden, “Stratejik müttefikimizle her konuda anlaştık” açıklaması yapması sürpriz olmayacaktır. Tersine, “Görüşmelerin anlaşmazlıkla sonuçlanması” sürpriz olur!

Tabii ki, SGD-YPG sorunu gündeme gelmezse; gelse bile şimdilik bir kenara konursa!

NATO savunma bakanları toplantısından da Türkiye’ye, Avrupa’nın gönülsüzce de olsa, ama ABD’nin baskısıyla, bugüne kadar olduğundan daha net sözlerle "destek çıkması" mümkündür.

ABD, TÜRKİYE-RUSYA GERGİNLİĞİNİ TEŞVİK ETMEKTEDİR

Ancak gerek ABD’nin gerekse NATO’dan verilecek desteğin, Akar’a “ciddi ve somut destek” diye tarif ettiği bir düzeye varmak yerine sembolik ve diplomatik düzeyde kalması daha güçlü görünmektedir. Çünkü Türkiye’nin Suriye’de girdiği bataklığın derinliği, NATO ve ABD’nin İdlib’de Rusya ve Suriye ile silahlı güç kullanarak karşı karşıya gelmeden, Akar’ın istediği “ciddi ve somut bir destek” düzeyine çıkamayacağı “derinlikte”dir.

Bu derinliğe Türkiye’yi elbette ki, Suriye rejimi itmemiştir. Tersine yeni Osmanlıcı dış politikanın gereği olarak Rusya ve ABD ile girdiği ilişkiler, bu batağa çekmiştir Türkiye’yi.

Bu yüzden de Türkiye’nin bu bataklıktan kazasız belasız çıkması çok zordur. Bu girişimiyle ABD herhalde, Türkiye’nin zorluklarını azaltmaktan çok, bu zor zamanda yanında olan tek dostunun ABD olduğunu göstermek istemektedir!

Ancak, bütün bu gelişmelerin karşılığı; Rusya ve Türkiye’nin kapışması ABD ile can ciğer kuzu sarması olmak değildir. ABD bunun böyle olmasını ister ama gerek Türkiye’nin Rusya ilişkilerinin ekonomik boyutu gerekse ABD ile sorunların büyük olması gibi sorunlar, bu sürecin olması anlamına gelmiyor. Ama girilen mecra bu doğrultudadır, ABD de Türkiye’yi arkasından itmeye başlamıştır!

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...