12 Şubat 2020 04:35

Büyükada davasında karara doğru...

Paylaş

Geçtiğimiz hafta Gezi davasında esas hakkındaki görüşünü bildiren İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, davanın tek tutuklu sanığı Osman Kavala ile aynı davada yargılanan Yiğit Aksakoğlu ve Mücella Yapıcı’nın ağırlaştırılmış müebbet hapsini istedi. Suçlama, “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs.” Savcılık, Çiğdem Mater Utku, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’nin de bu suçun işlenmesine yardımcı oldukları gerekçesiyle 15 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını talep etti.

Gezi davasına, tamamen iktidarın yeni bir Gezi kalkışmasından duyduğu korku yön veriyor. Tam da o nedenle, davanın iddianamesi de politik hedeflerin yön verdiği kurgusal bir metinden ibaret.

Aynı korkulardan beslenen bir başka önemli dava da, Büyükada Davası. 11 hak savunucusunun iki yıldan uzun bir süredir asılsız suçlamalarla yargılandığı davanın 19 Şubat’ta görülecek 11. duruşmasında karar çıkabileceği düşünülüyor.

İktidara yakın gazetelerin, Büyükada’da bir otelde toplantı halinde olan hak savunucularına polis tarafından düzenlenen baskının ardından attıkları manşetler, tüm bu dava sürecinin önceden planlanmış bir politik hedefe bağlı olarak yürüdüğünün delilidir özünde.

Süreci kısaca hatırlayalım. Uluslararası Af Örgütünün o dönemdeki yönetim kurulu başkanı olan Taner Kılıç, 6 Haziran 2017’de sabaha karşı İzmir’deki evinden gözaltına alındı. Üç gün sonra, “Fethullahçı Terör Örgütü’ne üye olmak”la suçlandı ve cezaevine gönderildi. 5 Temmuz 2017’de de, Büyükada’da dijital güvenlik konulu bir çalıştaya katılan 10 insan hakları savunucusu, kaldıkları otelden, yapılan baskınla gözaltına alındı.

Hak savunucuları gözaltına alındığında Akşam gazetesi 7 Temmuz 2017’de “Tertip Komitesi Büyük Ada’da!” manşetiyle çıkmıştı. Haberde şöyle deniliyordu: “Kılıçdaroğlu İstanbul’a yaklaşırken, sinsi plan deşifre oldu. Büyükada’da gözaltına alınan 11 kişinin, yeni Gezi provokasyonuna hazırlandığı belirlendi.” Akşam gazetesinin bir gün sonraki manşeti ise, “Harita Üzerinde Yakalandılar” oldu. Gazete insan hakları savunucularının Türkiye haritası üzerinde kaos planı yaptıklarını öne sürdü. Bu manşetler bir hafta boyunca bu şekilde devam etti. Örneğin, iktidara yakın Star gazetesi 11 Temmuz’da “Büyükada’da İngiliz Parmağı” manşeti ile çıktı ve “İnsan hakları savunuculuğu görüntüsü altında Gezi benzeri kalkışma planlanan Büyükada’daki ihanet buluşmasının arkasından ABD’nin ‘CIA’ ve İngiltere’nin ‘M16’ örgütleri çıktı.” ifadelerine yer verdi. İktidara yakın diğer gazeteler de, editörlerinin yeteneklerine göre birbirleriyle adeta yarışarak bu kervana katıldılar.

Hiçbir ciddi delile dayanmayan o manşetlerin ardından tutuklananlardan İdil Eser, Günal Kurşun, Özlem Dalkıran, Veli Acu, Ali Gharavi, Peter Steudtner, Nalan Erkem ve İlknur Üstün 99 gün cezaevinde tutulduktan sonra, 25 Ekim 2017’de görülen ilk duruşmada adli kontrol uygulamasıyla serbest bırakıldılar.

Mahkeme ayrıca, o dönemde cezaevinde olmasına rağmen Taner’in “Büyükada’daki gizli toplantıyı” yönettiğini iddia etti ve dosyasının İstanbul’da yargılanan diğer 10 insan hakları savunucusunun davası ile birleştirilmesini istedi. Ertesi gün, 26 Ekim’de İzmir’de görülen duruşmada mahkeme, İstanbul’daki mahkemenin talebini kabul etti ve iki ayrı davanın İstanbul’da görülmek üzere tek davada birleştirilmesine karar verdi.

Savcının dava dosyasına delil niyetine eklediği bilgi ve belgeler arasında, Uluslararası Af Örgütünün Türkiye’ye biber gazı satışının durdurulması için yaptığı kampanyaya ait belgeler ile açlık grevindeki öğretmenlerin serbest bırakılması için yapılan kampanyaya ait belgeler bile yer aldı.

Kasım 2019’da görülen son duruşmada mütalaasını açıklayan savcı, Taner Kılıç’ın “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan; İdil Eser, Özlem Dalkıran, Günal Kurşun, Veli Acu ve Nejat Taştan’ın ise “Silahlı terör örgütüne yardım etme” suçundan mahkum edilmesini, Nalan Erkem, İlknur Üstün, Şeyhmus Özbekli, Ali Gharavi ve Peter Steudtner’ın ise beraatini talep etti.

Hepsi aynı toplantıya yapılan baskınla gözaltına alınıyor, bazıları için terör örgütüne üyelikten, bazıları için terör örgütüne yardımdan ceza istenirken, bazılarının ise beraati talep ediliyor. Aradaki farklara dair olarak insan aklı ile alay ettikleri anlaşılmasın diye de, “delil” adı altında dosyaya uydurma eklemeler yapılıyor.

Yeni nesil Gezi davası, nasıl ki, toplumun duyarlı kesimlerine bir gözdağı davası ise Büyükada davası da, iktidarın insan hakları bakımından denetlenmesi iradesine bir gözdağı davasıdır. Haftaya bugün görülecek davada çıkabilecek karar, daha önceki birçok başka örneğin de gösterdiği gibi, hak savunucularına sahip çıkılma düzeyiyle de belirlenecek.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...