24 Ocak 2020 04:08

Davos, iklim ve iki yüzlü kapitalistler

Paylaş

Salı günü Davos’ta başlayan Dünya Ekonomi Forumu bugün bitiyor.

Dünyanın dört bir yanından 3 bin kadar zengin ve tekel yöneticisi ile onlara hizmet eden siyaset, bilim ve basın çevrelerini bir araya getiren forum daha önce olduğu gibi “vicdan” temizleme yerine dönüştü.

Gerçi bu yıl ağırlık konusu iklim olduğu için bu da yapılmadı. Daha önceki forumlarda milyarderler insanın aklıyla alay edercesine, zenginlerle fakirler arasındaki uçurumun bu denli büyümesinden rahatsız olduklarını söylemiş ve bu çelişkinin anası durumundaki kapitalist sistemin “insancıl şekilde biçimlendirilebileceğini” ortaya atmışlardı. Bundan önceki forumda da gelişen dijital teknolojinin insanlığın refahının artırılması için kullanılması gerektiğini ifade etmişlerdi. Ama kısa bir süre sonra pek çok tekel, dijitalleşmenin getirdiği nimetleri gerekçe göstererek işçi sayısını azaltacağını, dolayısıyla binlerce işçiyi, çalışanı kapı dışarı edeceğini açıklamıştı.

Bu yıl da kapitalistler modaya uyarak iklim ve çevre sorununu, laflama malzemesi maksadıyla, forumun ana gündemi yaptılar. 2019’da dünya genelinde gerçekleşen büyük çevre eylemlerinin etkisi bu sefer Alpler’in eteğindeki Davos kasabasına ulaştı. Karların ortasındaki sıcak lüks otellerden dışarıya bakarak iklim sorununu konuşmak isteyen milyonerler ve onların koruyucuları, soğukta yürüyerek kasabaya ulaşmaya çalışan, küresel ısınmaya dikkat çeken göstericileri ise her zaman olduğu gibi görmek istemediler.

Bir tarafta çevreye aşırı derecede karbondioksit salan helikopterler ve limuzinler, diğer tarafta üç gün boyunca yürüyerek Davos’a ulaşmaya çalışan göstericiler vardı. Bu tablonun kendisi bile sorunu yaratanlarla soruna çözüm arayanlar arasında bir “dünya farkı”nın olduğunu gösteriyor. Konu herkesi ilgilendiren küresel iklim olmasına rağmen, göstericilerin herkesin görebileceği alana kadar yürümesine izin verilmedi.

Yaşananlar sokaktakilerle otel lobilerindeki milyonerlerin farklı çevre anlayışlarına sahip olduğunu bir kez daha gösterdi. Foruma davet edilen iklim değişikliğine karşı eylemlerin sembolü Greta Thunberg, dünyanın bir felaketle karşı karşıya olduğunu söylerken, forumun açılışını yapan milyarder ABD Başkanı Donald Trump, Greta’yi “felaket tellallığı” yapmakla suçladı.

Buradan bakıldığında forumun kuruluşunun 50. yılına denk gelen bu yılki toplantılar için belirlenen “Dayanışmacı ve sürdürülebilir bir dünya için ortak paydalar” sloganının ne kadar boş ve yersiz olduğu kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Aynı gezegende aynı havayı solumalarına rağmen milyonerle yoksullar arasında ortak bir payda arama boş bir hayalden başka bir şey değil. Pervasız burjuvazi, sürekli aşağıladığı, hor gördüğü yoksullarla aynı havayı solumaya bile tahammül etmeyecek hale geldi. Ellerinden gelse havayı da parasına göre solumaya vardıracaklar. Ya da soluyacak başka bir hava üretecekler…

Süddeutsche Zeitung’dan Bastian Birkenmann’a göre, Davos’ta düzenlenen toplantılarda konuşan birçok tekel yöneticisi ve milyoner, iklim sorununa tamamen kendi çıkarları doğrultusunda değindi. Örneğin yeni durumdan faydalanarak şirketlerini “yeşil ekonomiye” dönüştürenler radikal çevre dostu kesildi. Aşırı derecede karbondioksit salan şirketlerin yöneticileri ise yoksul Afrika ülkelerine ne kadar çok bisiklet bağışladıklarını anlatarak “boş durmadıklarını” göstermeye çalıştı.

Greenpeace, foruma davet edilen 24 bankanın Paris İklim Anlaşmasının imzalandığı 2015’ten bu yana çevreye zararlı yakıt sektörüne toplam 1,4 trilyonluk yatırım yaptığını açıkladı.

Özetle, tekel yöneticileri ve milyonerler Davos’ta iklim krizinin geldiği durumu sadece kendilerine konuşacak bir konu haline getirdiler. Çözümün yanından bile geçmediler. Zira, asıl olarak kendilerinin neden olduğu bir sorunu çözmek aynı zamanda zenginliklerinden olmaları anlamına geliyor.

Kapitalistler dünyadaki sınıflar arası çelişkilerin üzerini örtmeye ve günlerini gün etmeye çalışırken, gerçek hayatta yaşananlar aslında onların korkulu rüyası. 

Çünkü her geçen gün daha fazla sömürülerek, dışlanarak açlık ve yoksulluk girdabına itilen, soludukları hava, içtikleri suları kirletilen, bu nedenle yaşama olanakları her geçen gün daha da azalan milyarlar artık olanları sineye çekip, yerine oturmuyorlar. Yoksulluklarının asıl olarak bir azınlığın sürekli zenginleşmesinden kaynaklandığını elbette fark edecekler.

Çünkü değişik raporlara göre 2025 yılına kadar dünya genelinde 3,4 milyar insanın yaşadığı ülkelerde küresel ısınmaya bağlı olarak kuraklık, seller, buna bağlı tarımdaki verim düşüklüğü ve değişik hastalıklar yaşanacak. Zenginlerin bundan etkilenme olasılığının daha az olacağı ortada.

Bu nedenle, iklim sorununun da aynı zamanda sınıfsal bir sorun olduğu ve en önemlisi de aşırı kâr ve pazar kavgasına odaklanmış kapitalist sistemle bağlantılı olduğu bir kez daha görüldü. Bunu kabul etmeyen iyi niyetli, romantik çevreciler de yaşayarak anlayacaklar.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...