24 Ocak 2020 04:42

"Tek adam yönetimi", halka meydan okuma mecrasında!

Paylaş

Cumhurbaşkanı ile Hükümet ve AKP sözcüleri, “2019’u başarıyla geçtik, 2020 efsane olacak” propagandası yapıyor, uyguladıkları ekonomi politikalara devam edeceklerini bir “müjde” gibi propaganda ediyorlar.

Ancak onların bu müjdelerinin halkta bir karşılığı yok.

Nitekim havaların bozmasıyla birlikte, yazın getirdiği çarşı pazardaki mevsimlik ucuzluk da ortadan kalkınca, meyve sebze fiyatları ve öteki başlıca gıda maddeleri “ateş pahası”nı da geride bıraktı!

Havaların soğumasıyla halk, elektrik ve doğalgaz faturalarının 2+1 evde bile asgari ücretin üçte birini alıp götürdüğünü görerek, elektrik ve doğalgaza yapılan zamlara itiraz ediyor.

Ancak ekonomiyi alt alta yazılmış rakamlardan ibaret gören Hazine Bakanı bu itirazları umursamıyor; umursamamanın da ötesinde “Elektriğe yapılan zam azdır” diyerek, yeni zamlarını işaretini de veriyor.

BAKANLAR YENİ ZAMLARI MÜJDELEDİ!

Bakan Albayrak; elektriğe, “iki kez zam bir kez de indirim” yaptıklarını iddia ederek, “maliyete rağmen elektrikte netteki artış bunun altında oldu” diyor. Yani Bakan Albayrak, “Biz aslında elektriğe az zam yaptık” demekle kalmadı, “istesiniz de istemezseniz de” yeni zamlar da yapacağız demek istedi!

Ulaştırma Bakanı Cahit Turhan, Albayrak’ın içindeki “az zam yapma” ukdesini gidermek için olacak, Yüksek Hızlı Tren (YHT) abonman biletlerine pek görülmemiş, tarihi bir zamma imza attı!

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Ankara’da öğrenim gören öğrenciler ve hat boyundaki ilçelerde çalışan işçilerin, emekçilerin kullanmış olduğu Ankara-Eskişehir, Ankara-Konya arası YHT aylık abonman ücretlerini 480 TL’den bin 687’ye çıkardığını belirtti. Yani abonmanlara yüzde 351 zam yapılmış oldu!

Tabi bu yüzde 351 zam, sadece zamlarda gelinen noktayı göstermiyor, yakında YHT’de yolcu taşımacılığına yapılacak zamların da işareti. Aynı zamanda bu girişim, YHT’nin özelleştirilmesi için yapılan hazırlıkların zam yapma aşamasına kadar geldiğinin göstergesi!

HALKA MEYDAN OKUMA AŞAMASI

Sadece ekonomide değil siyasette de Erdoğan ve yönetimi, halkın ne dediğini ne istediğini umursamamaktadır. Hatta, umursamamayı da geçerek, halkın istediğinin tersini yapmayı politika tarzı olarak benimseyecek bir mecraya gelmiş bulunmaktadır.

Önceki pek çok uygulamayı, “münferit” diyerek bir yana bıraksak da bunu Erdoğan ve AKP, önce İstanbul seçiminde seçimin sonuçlarını reddedip, İstanbul’da seçim kararı aldırarak gösterdi. Sonra da bölge illerinde halkın yüzde 70’lik bir çoğunlukla seçtiği belediye başkanlarını, uydurma gerekçeleriyle görevden alınıp yerine “kayyum atanması”yla gördük. Erdoğan yönetimi bu tutumla halka, “Sizin ne istediğinizi umursamıyoruz. İsteseniz de istemeseniz de biz istediğimiz kişileri belediyelerin başına getireceğiz” demek istedi.

Halkın isteğinin tersini yapma politikasının son örneğini “Kanal İstanbul”un yapılıp yapılmaması tartışması içinde gördük.

Kamuoyu yoklamaları İstanbul halkının yüzde 65’i dolayında bir çoğunluğun Kanal İstanbul’un inşasına karşı olduğu açıkça gösterdiği halde, Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsteseniz de istemeseniz de yapılacak” diye miting meydanlarından İstanbul halkına meydan okudu!

SEÇİM VE SANDIĞIN İTİBARSIZLAŞTIRLMASI

Otoriter rejimlerin tipik özelliği, önce halkın en geri duygularını istismar ederek, halkın desteği ile iktidara gelmesidir. Bu gelişle aynı zamanda “sandık” ve “seçim”in yüceltilmesiyle en gerici politikalara “meşruiyet” kazandırmak istenir. Geçen süre içinde halkın gerçekleri görmeye başlamasıyla, halkın isteklerinin umursanmaması, “seçim” ve “sandığın” itibarsızlaştırılması aşamasına geçilir. Bu yani, açıkça halkın isteklerine karşı politikaların açıkça savunması alanına geçiştir. “Az bile zam yaptık”, “kayyum” ya da “istesiniz de istemeseniz de yapılacak” tutumu; Erdoğan’ın, “tek adam tek parti” yönetiminin geldiği aşamayı göstermektedir. Hak talepleriyle tek adamın “keyfi yönetimin” etrafını kuşattıkça; halka yönelik askeri-polisiye önlemlerin yanı sıra halka meydan okuyan, “isteseniz de istemeseniz de yapacağız” tutumu da açıkça “yönetim tarzı” olarak tezahür eder.

Erdoğan yönetimi şimdi böyle bir süreçten geçiyor.

Otoriter rejimlerin halk karşısındaki tutumunu şu çok bilinen fıkra çarpıcı biçimde gösterir.

GOL MÜ DEĞİL Mİ?

İspanya’da iki büyük takım arasındaki önemli bir maçta, bir pozisyonda gol olup olmadığı konusunda hakemler anlaşmazlığa düşer.

Tabi her uyuşmazlıkta olduğu gibi akıllara Franco’ya sormak gelir.

Hakemler “Franco’nun huzuruna çıkar; olup biteni anlatır, doğru kararın ne olduğunu sorarlar.

Franco ayrıntılarla pek ilgilenmeden sorar: Halkın çoğunluğu ne diyor?

Hakemler; “Halkın çoğunluğu gol olduğunu söylüyor” derler.

Franco, tereddütsüz kararını bildirir: Öyleyse gol değildir!

“Tek adam yönetimi”nin geldiği yer budur.

Meral Akşener, Erdoğan ve iktidarının geldiği aşamayı anlamadığı için, “Erdoğan’ın bir dahaki seçimi kazanmak için kendiliğinden parlamenter sisteme döneceğini” iddia ediyor. Oysa artık Erdoğan, az çok halk iradesinin yansıdığı bir seçimi kazanarak iktidarda kalmayı değil, seçimin sonucunu iptal edecek fiili, mümkünse de resmi yetkilerle kendisini donatarak iktidarda kalmayı amaçlan bir mecraya girmiştir!

Muhalefet bunu anlamadıkça, seçimin sonucu ne olursa olsun tek parti tek adam yönetiminin sürgit devamına çanak tutmuş olur!

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...