15 Ocak 2020 04:50

Matruşka

Paylaş

“Libya’da ne işimiz var’ diyenler utansın. Erdoğan’ın ‘barış diplomasisi’, Türkiye’yi Libya’da çözümün merkezine oturttu.”

Sabah’ın dünkü manşeti böyleydi. Önceki günkü manşeti de şöyle: “Türkiye’nin çifte ateşkes başarısı. Başkan Erdoğan’ın yoğun diplomatik çabaları sayesinde İdlib ve Trablus’ta ateşkes yürürlüğe girdi. Yüz binlerce sivil rahat nefes aldı.”

Bu manşetlere nasıl gelindi ve bu manşetler aslında neyi ifade ediyor?

Libya’ya asker gönderme tezkeresi, iktidar açısından tıpkı daha öncekilerde olduğu gibi, muhalefeti ‘milli dava’ sopası ile sıkıştırarak, iç politikada yaşadığı irtifa kaybını giderme ve kendisini siyasetin belirleyici öznesi haline getirme taktiğinin bir manivelasıydı. Ancak bu kez işler, o kadar yolunda gitmedi. Seçimlerde yaşanmış olan ve Erdoğan’ı zora sokan kutuplaşma bu tezkereye damgasını vurdu. Sokağa çıkıp halka sorduğunuzda da, “Ne işimiz var Libya’da? Hele de ekonomi bu haldeyken” diyenlerin sayısı da hiç az değildi.

İktidar buna rağmen Libya konusundaki pozisyonunda ısrar eder gözükse de, eli öncesi kadar güçlü değildi artık.

Putin’in önce Şam’a uğrayıp, Erdoğan’ın, 8 yıl önce “Gidip namazımızı kılarız” dediği Emevi Camii’nde Esad ile samimi pozlar verdikten sonra, Türkiye’ye gelmesi, başlı başına mesajlar yüklü bir hareketti. Buna, Türkiye’nin dış politikasına biçim verme, AKP Hükümetinin Suriye politikasını tesviye etme işlemi de diyebiliriz. Putin ile Erdoğan görüşmesinin ardından gelen Libya’da ateşkes çağrısı ise, bu tesviye etme işleminin Ortadoğu’dan Afrika’ya kadar uzandığının göstergesiydi.

Kılıçdaroğlu’nun, “İç savaşın sona erdirilmesi ve ülkede akan kanın durdurulması amacıyla Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün vakit geçirmeksizin bölgeye gönderilmesi sağlanmalıdır” çağrısına, “Bir tarafta darbeci var, bir tarafta meşru hükümet var. Meşru hükümetle darbeci arasında ara bulucu olunur mu?” yanıtını vermiş olan Erdoğan, sahadaki güçler dengesinin doğal bir sonucu ve Putin’in ağırlığıyla ‘ara bulucu’ noktasına gelmişti. İstim arkadan gelirdi ve iktidar medyası da zaten bunun için vardı. Kısa bir süre öncesine kadar, Erdoğan’ın Libya’ya asker gönderme üzerine kurulu söylemleriyle muhalefeti sıkıştırarak, iç siyaseti dizayn etme çabasına bağlanan manşetler atan iktidar medyası, bu kez “Barışın mimarı Erdoğan” düsturuna geçti. Ve tüm bu manzaranın arasında çok önemli bir gelişme yaşandı. Moskova’da, sadece Libya’daki taraflar arasında ateşkes için müzakereler yürütülmemiş, Türkiye ile Suriye arasında da savaş sürecinin ardından ilk kez resmi olarak duyurulan bir temas gerçekleşmişti. Konuya dair haber, Suriye resmi ajansı, SANA tarafından önceki gün akşam saatlerinde şu ifadelerle duyuruldu: “Moskova’da bugün düzenlenen (Suriye-Rusya-Türkiye) 3’lü toplantıda Suriye tarafı, Türk tarafından Suriye’nin egemenliği, toprak ve halk olarak istiklali ve toprak birliğine tam bağlılığı ve Suriye topraklarından derhal ve tam olarak çekilme talebinde bulundu. Ulusal Güvenlik Büro Başkanı Tümgeneral Ali Memlük ile temsil olunan Suriye tarafı, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hakan Fidan’ın temsil ettiği Türk tarafının, İdlib konusunda 17-9-2018 tarihli Soçi ittifakı gereğince, özellikle de bölgeyi teröristlerden ve silahlardan arındırarak, Halep-Lazkiye ve Halep-Hama yollarını açma bağlamında, yükümlülüklerini yerine getirmesi zorunluluğuna çağrıda bulundu. Tümgeneral Memlük, Suriye devletinin, Suriye’nin İdlib bölgesinin tamamını, terörist örgütlerin canlı kalkan olarak kullandığı Suriyeli vatandaşların güven ve huzurunu garanti edecek şekilde, kurtarma azim ve ısrarını vurguladı. Toplantıya bazı Rus yetkililer de katıldı.”

Bu görüşmenin sonrasındaki gelişmelerin nasıl seyredeceğini zaman gösterecek. Tarafların bile kendi ajandalarını sahadaki güçler dengesine göre test ettikleri bir düzlemde iddialı söylemlerde bulunmak zor. Ancak bu görüşmenin sembolik olmayı aşan bir anlamı olduğunu söyleyebiliriz.

Rusya dış politikası söz konusu olduğunda ‘satranç’ metaforu sık kullanılır. Putin-Erdoğan ilişkileri bağlamında buna bir de matruşka eklendi. Sonrası mı? Bu sorunun yanıtı da aslında matruşkanın mantığında gizli.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa