15 Ocak 2020 03:36

Sağlık için: Demokrasi ve insan hakları

Paylaş

Tutuklu, hükümlü, şartlı tahliye, denetimli serbestlik toplamının bir milyonu geçtiği bir tarihsel dönemeçte henüz tanı konmamış şeker hastası sayısı 2.5 milyona ulaşmış bir ülke: Türkiye.

Yanlış okumadınız: 2.5 milyon insanımız henüz şeker hastası olduğundan bihaberdi 2013 yılında. (IDF, 6. Diyabet Atlası). Üstelik bu rakam son yedi yılda daha da büyüdü.

Bir yanda koca bir ülkenin tüm sosyal medya hesapları devlet olanakları zorlanarak her satırına kadar mercek altına alınıp devlete tehdit algısı genişletilirken, öte yanda devlet olanaklarının uzağında şeker hastası olduğunun farkında olmayan milyonlar...

Sosyal medya paylaşımları ile mahpushanenin topluma “orantısızca” reva görülmesinin ekonomik karşılığı: Aylar hatta yıllarca barınma, ısınma, beslenme. Soru şu bu kaynaklar neden şeker hastalarının eğitimi için kullanılmaz?

Bırakalım tanı almamış milyonları, teşhis konmuş 7 milyon şeker hastasının yüzde kaçı düzgün izleniyor dersiniz? Yanıt iç karartıcı: Yüzde 50, yani yarısı. Peki, tedavide tam başarıya ne derseniz yüzde 25, yani her dört hastadan biri. (Sağlık Bakanlığı, Diyabet Programı 2015-2020 verileri).

Şeker hastalığının öncülü ise prediyabet denen bozulmuş şeker toleransı olup 2013 yılında ülkemizdeki sayısı 3.5 milyonun üzerinde. En kritik grup bu: Önlem alınırsa bu milyonlar şeker hastası olmayacak.

Türkiye şeker hastalığında artış hızı ile Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada. Obezitede 2018 Avrupa birincisi. Denebilir ki, ülkemizin AKP’li yıllarının sağlıkta en büyük salgını şeker hastalığı ve şişmanlık! Üstelik salt bireysel bir sorun olmayıp “Toplumsal olarak da insan sağlığını olumsuz etkilemekte, yaşam kalitesini ciddi anlamda bozmakta ve ekonomik olarak yük getirmektedir.”

Devlet olanaklarının devasa mahpushanelere ayrıldığı bu süreçte, ayrılan bütçenin yarısı bile şeker hastalığı için konaklamalı eğitim kamplarının oluşturulmasına ayrılsa milyonlar hastalıktan kurtulabilecek. Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde beşer dakikalık randevularla diyetisyenlerden diyet listesi almanın, hekimlere muayene olmanın tıbben, vicdanen ve aklen bir karşılığı yok. Gereğinde konaklamalı eğitim şart. Ne, nasıl, ne kadar yenir, egzersiz nasıl yapılır, doğru ilaç alımı nasıl olur, ayak bakımı için ne yapmalı vb. eğitimin parçası olmalı. Bunu yapabilen ülkeler şeker hastalığına dair daha korunaklı. Sadece şeker hastalığı değil mesele, diyabetin davet ettiği hastalıklar da azaltılmış oluyor bu yolla. Biliyoruz ki, şeker hastası olanlarda misal “Gelecekte koroner kalp hastalığı gelişimi, diğer risk faktörlerinden bağımsız olarak yüzde 81 yükselmektedir.”

SGK verilerine göre 2008-2012 arası dört yılda şeker hastası sayısı 2.5 milyondan 5 milyona çıkan bir ülkeyiz. Her bir hastanın yıllık tedavi maliyeti ise ortalama “800 doların” üzerinde. Bu para insana ayrılmıyor özünde: İlaç şirketleri kârlarına kâr katıyor. Özünde özgürlüğünden mahrum bırakılanların oranındaki yükseklik insan odaklı bir tarihsel dönemeçten geçmediğimizin göstergesi. İnsan odaklı bir kamusal yaklaşım olsaydı öngörüsü şöyle olurdu hükümet eyleyenlerin: Henüz tanı almamış 2.5 milyon kişinin bir anda tanı aldığını düşünürsek kaba bir hesapla yıllık SGK gideri ‘800 dolar x 2.5 milyon kişi = 2 milyar dolar / yıl’. Tespitin özeti şu: Yıllık 2 milyar dolar insana değil sağlık endüstrisine ayrılmakta. Bu para ile topluma dayalı bir eğitim ülkenin kaderini değiştirebilir oysa!

Şeker hastalığı ve şişmanlık, AKP sağlık politikalarının gölgesinde salgına döndü. Bizzat Sağlık Bakanlığı verileri bunu teyit ediyor. Salt insanlar değil mimari de obez bu süreçte: Şehir hastanelerinden adliye saraylarına, Cumhurbaşkanlığı külliyesinden mahpushanelere tüm yeni alanlar devasa, yani mekansal olarak obez!

Evet, ortalama ömür belki artıyor artmasına ama sağlıklı kalarak değil.

Sosyal, siyasal iyilik hali olmadan ne şeker hastalığına yakalanma oranımız azalır ne de sağlıklı birey ve toplum olabiliriz.

Demokrasi ve insan hakları salt sosyal ve ruhsal iyilik halimiz için değil aynı zamanda bedensel iyilik halimiz için de olmazsa olmazımız. Ülkenin şeker hastalığı ve obezite tarihi bunun en iyi aynası.

Sağlıcakla kalın.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa