05 Ocak 2020 04:30

Ayşe Teyze’den teçhizatlı muhabir, propagandacıdan gazeteci olur mu?

Paylaş

Meclis'te Libya tezkeresi ezici bir çoğunlukla kabul edilir, iktidar medyası da “Atatürk ve Enver Paşa’nın Direnişinden 109 Yıl Sonra Mehmetçiğe Libya Nöbeti” gibi başlıklar atarken ABD’nin Irak’ta düzenlediği suikast, savaşın soluğunu herkesin ensesinde hissetmesine neden oldu. Bu yazı yazılırken hükümetten henüz bir tepki gelmediği için haber televizyonları acıklı bir şekilde top çevirmekle meşguldüler. Haber almak isteyenler konunun uzmanlarına soru sorabilen bağımsız medya kuruluşlarında ya da uluslararası medyada çare aradılar. Demek ki yazılı medyadan çekilmek zorunda kalan Star gazetesinin yazarı Halime Kökçe’nin iddia ettiği gibi “Pazar filesiyle dolaşan Ayşe teyze bile anında tam teçhizatlı muhabir Cevat Kelle’ye” dönüşemiyor. Habercilik başka bir şey, sadece teçhizatla ya da onu kullanabilme yeteneğiyle de olmuyor, başta özgürlük lazım ardından onu kullanabilecek bilgi birikimi ve deneyim.

İran Devrim Muhafızları Ordusuna bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi örgütünün Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi El Mühendis’in de aralarında bulunduğu sekiz kişinin öldüğü saldırının hemen öncesinde Slate’te War Stories (Savaş Hikâyeleri) köşesinin yazarı, gazeteci Fred Kaplan ABD Başkanı Trump’ın yeni yıla yeniden seçilme/azil sürecinde girdiğini ve dünyanın iki sıcak noktasını (Kuzey Kore ve İran) alevlendirmek üzere olduğunu, ancak nasıl söndüreceğini bilemeyecek kadar da cahil olduğunu yazmıştı. Öngörülerinin doğrulanmaya başlaması sadece birkaç saat sürdü. Türkiye’de de ordunun ikinci cepheye sürüklendiği Ortadoğu’yu bu derece detaylı yorumlayabilecek, o toprakları, tarihini, sosyolojisini bilen bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda gazeteci-yazar mevcut; ancak bırakın geniş kitlelere hitap ettiği söylenen medya kuruluşlarında yer bulmayı ya da karar alıcılara soru sormayı, ülkede yaşamaları bile riskli durumda. 24 saat haberciliğin ve şok edici görüntülerin dış politikaya etkisini tanımlayan CNN efekt olgusu dahi CNN Türk sayesinde buralarda unutuldu gitti, kanal daha ziyade penguenlerle hatırlanıyor. Bir büyük haber kanalının Washington temsilcisi her bağlantıda Trump’ın tweet’lerini aktarıyor. Kendisi bulunduğu konumdan memnundur belki, ama denk geldiğimde gıyabında üzülüyorum. Dünya basınının Usame bin Ladin’in öldürülüşünden dahi daha önemli bir dönüm noktası olarak gördüğü bu suikastı uzun bir süre hükümetin gör dediği çerçeveden yorumlamaya çalışan uzmanlık alanı belirsiz uzmanlardan dinlemeye mahkûm olacağız. Unutulmaması gerekense bu uzmanların aynı anda başka türlü bir şehvetle bize Libya çıkartmasını pazarlamakta oldukları…

Bu yazının yazıldığı Cuma akşamüstü Star gazetesinin internet sitesindeki ilk üç haber “Süleymani’nin öldürülmesinden sonra Türkiye’den ilk açıklama”, “Dünyayı sarsan saldırı! Trump’tan peş peşe açıklamalar”, “Dünyayı sarsan kaçış! Atatürk Havalimanı’nda Hayalet Yolcu” başlıklarını taşıyordu. Cumhurbaşkanının topladığı güvenlik zirvesinin ardından başlıkların neredeyse tamamının Türkiye’nin bakış açısına odaklı değişeceğini öngörmek zor değil. Star gazetesi hatırlanacağı üzere Uzan Grubu’nun agresif politikalarının yayın organıydı, 2001 krizi sonrası grubun şirketlerine el konulunca TMSF’ye devredildi. 2004 yılında Kıbrıslı sermayedar Ali Özmen Sefa tarafından satın alındı, kısa süre sonra hisseler Ethem Sancak’a geçti. BirGün’de Köşe Vuruşu’nun yazarı Ümit Alan “Saray’dan Saray’a Türkiye’de Gazetecilik Masalı” kitabında Star gazetesinin kuruluşunu Ayşe Böhürler’in Yeni Şafak’taki yazısını alıntılayarak aktarır (s.248-249). Türkiye’yi özgürleştirecek bir medya arayışına girdiklerini söyleyen Böhürler ilk teklifin Ahmet Altan’a yapıldığını ancak ret cevabı aldıklarını belirtirken Altan’ı kendilerine karşı önyargılı ve kibirli bulduğunu şöyle aktarır: “Denemek gerekiyordu. Önyargı ile reddetmek değil. Özgürlükçü düşünce bunu gerektirir.” Altan ikna edilemedi, ama Alev Er kabul etti. Sonrasında Star, Radikal gazetesine rakip görüntüdeydi. Radikal İki’ye karşı pazarları daha liberal yazarlara yer açan Açık Görüş eki yayımlanmaya başladı. Star birkaç yıl sonra Fettah Tamince’ye ardından Azeri petrol şirketi Socar’a ardından yeniden Sancak-Tamince ortaklığına, 2014’te Murat Sancak’a ve en nihayet Erdoğan’ın hapishane arkadaşı Hasan Yeşildağ’ın kardeşi Zeki Yeşildağ’a satıldı. Özgürlük masalı zaten daha 2015’te bitmiş gazetenin sloganı “Yeni Türkiye’nin Gazetesi”nden “Milli İradenin Sesi”ne dönüşmüştü. Türkiye’de pek çok gazete Star’dan çok daha zor koşullarda yayın hayatını sürdürüyor. Ekonomik rasyonalitenin basın sektörünü açıklamakta aciz kalması yeni bir olgu değil. Buradaki sorun pazarların karışması. Türkiye’de gazeteciliğin bu güç koşullara rağmen hala alıcısı/okuyucusu var ancak propaganda pazarının istiap haddi doldu. İktidar yeni hikâye üretemedikçe propaganda araçları da kısırlaşıyor. Kısacası Star’ı kapatan dijital dönüşüm değil, ekonomik gerekçeler de değil, artık ona ihtiyaç kalmaması. Maliyetler daha da artınca yarın internet ya da mobildeki varlıklarının da anlamı kalmayacak. Neden gireceğiz Star gazetesinin internet sitesine, bir propaganda metninin VR’la süslü görüntülerini izlemek için mi? Onu AKTroller de yapıyor, üstelik daha fazla takipçileri var.

Ragıp Duran’ın Artı Gerçek’teki yazısında* dediği gibi “Dünyada en kolay batan gazeteler iktidar yanlısı gazetelerle, iktidar partisinin yayın organlarıdır”. Bu vesileyle “Mutlaka ben izlemeliyim arkadaşlar” diyerek gittiği haberde, 8 Ocak’ta gözaltına alınıp ve polislerce dövülerek öldürülen Metin Göktepe’yi anarak, gazetecilik merakıyla yazan, mesleki bağımsızlığı için bedel ödeyen gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kutlu olsun. 71’den beri bayram değil, ama güne vesile direnişten beri hak edenleri onurlandırmak için hatırlatmaya değer.

*Ragıp Duran, “Ben sana söylemiştim”, Artı Gerçek, 02.02.2020

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...