27 Aralık 2019 04:06

Sen "kullanışlı aydın" olma!

Paylaş

Son zamanlarda "kullanışlı aydın olma" lafı sıkça kullanılıyor. Bilerek ya da bilmeyerek bazen hükümet politikalarına alet olanlara, bazen büyük devletlerden birinin çıkarına alet olduğu varsayılan aydınlara yönelik bu suçlama bolca kullanılıyor. Böyle suçlananların bunu hak edip etmedikleri bir yana, suçlamayı yöneltenler kendilerinin doğru mevzide durduklarından kesinlikle eminler. O kadar eminler ki, yanlış mevzide durduğunu varsaydıklarını kendi durdukları mevziye çağırmakta hiç tereddüt etmiyorlar. Peki kendi mevzileri ne kadar sağlam?

Örneğin Soner Yalçın'a bakalım: "Hep yazıyorum: Meselenin ekonomi-politiğini bilmeden "kullanışlı aydın" olursunuz! Sosyal medyada "sol" lakırdısı yaparsınız sürekli..." (Tek Sorum Var. Habertürk 25 Aralık) Peki mesele ne? Soner Yalçın bunları neden yazıyor? Yazma nedeni hükümetin Libya politikasına verdiği destektir. Yalçın kısaca diyor ki; orada ve başka yerlerde Ruslar, Amerikalılar, İsrailliler, diğer devletler kendi çıkarları için mücadele veriyorlar, biz bunlara boyun eğip "hamle yapmamalı" mıyız? Üst perdeden suçlamalar savurduğu yazısını "yanıtınızı bekliyorum" diye de bitiriyor.

Lafı dolandırmadan ben yanıtımı vereyim: Bir ülke "ulusal çıkar" adına başka ülke ve topraklarda güç ve egemenlik mücadelesine girişiyorsa, bunun ulusal çıkarlarla bir ilgisi yoktur. Tıpkı Amerikalıların, Rusların, İsraillilerin vb.. başka ülke topraklarında emperyalist ve gerici çıkarları savunmak için bulundukları gibi, o devlet de oralarda çıkar ve yayılmacılık peşinde koşmaktadır. Bir ülkenin karada veya denizde sınırları bellidir. Bu sınırlara tecavüz edilirse, topraklarına girilirse o ülke ancak o durumda kendini savunabilir. Bu durumda ülkenin çeşitli sınıf ve tabakaları yurt savunması için ortak bir platformda buluşabilir vb. 

Emperyalizm döneminde emperyalist ülkeler için durum biraz daha karmaşık olsa da -yani emperyalist bir ülke savaş gibi bazı koşullarda aynı zamanda hem dış ülkelerde olabilir, hem de kendi sınırları, kendi ülkesinin bir bölümü işgal edilebilir, onun için bir "ulusal savaş" olanaklı değildir vb.- bağımlı ülkeler için ulusal savaşlar hâlâ olanaklıdır. Bunları dikkate almayan, kendi burjuvazisinin gerici çıkarları uğruna, kendi emperyalist devletinin hegemonyacı çıkarları için yabancı topraklarda bu çıkarların peşine takılan sol, sosyalist, aydın, ileri kesimlere ancak sosyal şöven, sosyal emperyalist vb. denilebilir.

Bunlardan sonra şuraya gelmek istiyorum; Ülkede bir süredir Erdoğan'ın, AKP'nin gerici politikalarını destekleyen bir örneğinin yukarıda görüldüğü bir "aydın" türü boy verdi. Bunlar mevcut iktidarın bazı politikalarına destek veriyorlar ve bunu "Biz Erdoğan'ı değil, ülkenin çıkarlarını savunuyoruz, hangi hükümet gelirse gelsin bu politikaları destekleriz" argümanı ile savunuyorlar. Bu aynı zamanda şu anlama geliyor; “Biz her koşulda büyük sermayenin, onun iktidarlarının çıkarlarını savunur destekleriz, ulusal çıkarlar bahanesi de bizim zırhımız olur.” Aydınlık'ta yazan Yıldırım Koç da bunlardan birisi. Bu “aydın” türü; sosyalistlere, ilericilere akıl veriyor, yol gösteriyor. Verdikleri akıl, gösterdikleri yol, sonunda bir yığın laf cambazlığı arasında iktidara destek vermeye, yayılmacı ve gerici politikalara alet olmaya varıyor.

Bugün yaşanmakta olan sorunlara bir kere bu "aydın türü"nün cephesinden bakılmaya başlandığında, ülkeyi yöneten iktidarın, onların iş birliği yaptığı büyük devletlerin dümen suyuna girmenin önünde hiçbir engel kalmaz. “ABD olmazsa, Rusya olsun, o da olmazsa Çin olsun, bazı durumlarda Almanya ve Fransa bile iyidir, iktidar herhangi birine yanaşarak ulusal çıkarları koruyabilir, keşke kendi gücümüzle bütün bunları yapabilseydik ama ne çare gücümüz sınırlı” anlayışı hem uşaklığın devamını, hem de bu devletlerden birinin çıkarına hizmet etmeyi içine sindirmeyi, "ulusal çıkarlar" adına ülke halkına ihanet etmeyi beraberinde getirmektedir. Bunda orta bir yol yoktur. Ya onurlu, bağımsız bir ülkeyi savunursun, ya da uşaklığın çeşitli biçimlerinden birini seçersin.

Sosyalistlere, solculara, namuslu aydınlara akıl vermeye çalışan bu "aydın türü"ne tavsiyem şudur: Bu işlere aklınız ermiyor da yanlış bir yola giriyorsanız, yol yakınken dönün. Yok bu savunduklarınızı "içtenlikle, ülke çıkarları" adına savunuyorsanız solculuk, ilericilik gömleğinizi çıkarın, MHP, Vatan Partisi gibi iktidarın gönüllü güçleri kollarını açmış bekliyorlar. Tarihte kendi emperyalist burjuvazisinin, kendi gerici, yayılmacı devletinin peşine takılmış sosyalist, ilerici partiler vb. görülmüştür ve bunlar kendi halkına, işçi sınıfına, ülkesine ihanet etmekle tarihe geçmişlerdir. Onlardan alınacak onurlu bir miras, ilerici bir gelenek bulunmamaktadır.

Soner Yalçın, sana yanıtım bunlardan ibarettir. Artık tercih sana, senin gibilerin seçimine kalmıştır. Ya bugünkü çizgini sürdürüp sosyalistlere, solculara bolca savurduğun o tabirle, yani "kullanışlı aydın" olmaya devam edeceksin, ya da ülkenin bağımsızlığı, halkın onuru için doğru safta yer alacaksın. Ha... korkmayın bu ülkenin halkı kendi başına kalsa da, onurla ayakta kalmayı başarmış bir tarihe de sahiptir. Biraz olsun bu halka güvenin.

 

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...