28 Kasım 2019 04:12

Hükümet yerel seçim sonuçlarını tanımamakta ısrarlı

Paylaş

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salı günü partisinin grubunda yaptığı konuşmada, belediyeler ve çalışmalarından söz ederken, yüzünde müstehzi bir ifadeyle, muhalif belediye başkanlarını hedefe koyarak, “Hadi bakalım sorunları çözün de görelim” diyor. İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkanlarının devlet bankalarının belediyelere kredi vermemesi ve belediye meclislerindeki AKP-MHP çoğunluğunun başkanlara borçlanmak için yetki vermemesi şikayetlerine de yanıt veriyor Cumhurbaşkanı; “Hadi bakalım para bulun sorunları çözün. İki-üç ay daha yağmur yağmazsa Ankara ve İstanbul susuz kalacak. Buna da çözüm bulmanız lazım” diyerek, seçimler boyunca “2071’e kadar su sorununu biz çözdük” iddiasını da unutmuş görüyor.

Dünyanın herhangi bir ülkesinde bütün yetkileri elinde toplamış bir iktidarın belediyelerin boğazını sıkmaktan böylesi haz aldığının başka bir örneği var mıdır bilmiyoruz ama bunun çok partili siyasi düzene geçtikten sonra, böyle bir şeyin Türkiye’nin tarihinde görülmemiş olduğu kesin!

‘DOĞU’DA KAYYUM

Cumhurbaşkanı önceki günkü açıklamalarıyla, 31 Mart yerel seçimlerinden sonraki ilk açıklamasında belirttiği gibi, “Muhalif belediyeleri çalıştırmama” vaadini yene getirmede kararlı olduklarını, açıkça ya da vücut diliyle söylemiş oldu.

Nitekim yerel seçimden beri görüldü ki Erdoğan Hükümeti;

Bölge illerinde seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınıp yerlerine kayyum atanmasını bir kampanyaya dönüştürmüş bulunuyor. Diyarbakır, Mardin, Van belediye eş başkanlarının görevden alınıp yerlerine kayyum atanmasıyla başlatılan, HDP’li belediyelere kayyum atama ve belediye eş başkanlarını tutuklama kampanyası, önceki gün de Mazıdağı Belediyesi Eş Başkanı Nalan Özaydın, Derik Belediyesi Eş Başkanı Mülkiye Esmez ve Savur Belediyesi Eş Başkanı Gülistan Öncü’nün de tutuklanmasıyla sürdürüldü.

Bunlar kaçıncı belediye eş başkanı tutuklanması artık saymak bile kendi başına sorun.

HDP’nin yüzde 60-70 gibi yüksek oranlı bir halk desteği ile seçimleri kazandığı illerde, gün geçmiyor ki bir ya da birkaç belediyede belediye eş başkanları hakkında soruşturma açılıp tutuklanmasın!

Tabii arkasından gelsin kayyum!

‘BATI’DA EKONOMİK KUŞATMA!

İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkanlarının yakınmalarından anlıyoruz ki, devlet bankaları muhalif belediyelere kredi açmayı kesmiş! Bunu Cumhurbaşkanı da önceki günkü AKP Meclis grubu toplantısında “Hadi kaynak bulun bakalım” diyerek itiraf etmiş oldu.

Öte yandan Cumhurbaşkanı’nın konuşmasından anlıyoruz ki, Ankara ve İstanbul’da büyükşehir belediye meclislerinde çoğunluğu elinde bulunduran AKP-MHP’li üyeler, muhtemelen yukarıdan verilen emirler doğrultusunda, belediyelerin “borçlanmasına” izin vermemektedir!

Dahası Erdoğan-AKP iktidarının, İstanbul Boğaziçi’nin imarla ilgili işlerinin İBB’den alınması, köprü gelirlerinden İBB payının kesilmesi, “yerel yönetim reformu” ile büyükşehir belediyelerinin yetkilerinin önemli bir bölümünün Cumhurbaşkanlığına aktarılması için yapılan hazırlıklar da artık bilinen gerçeklerdir.

Kısacası “doğu” illerindeki kayyumla, batı illerindeki muhalif belediyelere ekonomik kuşatma ve yetkilerinin kısıtlanarak hem muhalif belediye başkanları hem de onlara oy veren halk cezalandırılmak istenmektedir.

Ne var ki, ekonomik bakımdan en çok sıkıştırıldığı anlaşılan İBB Başkanı İmamoğlu’nun açıklamalarından anlıyoruz ki, İmamoğlu bu kuşatmayı özel bankaların açacağı ve emperyalist finans kurumlarından alınacak kredilerle aşmayı hesaplamaktadır. Ancak bu yolun, özel bankaların kredilerini Erdoğan’ın bir kaş göz işaretiyle kesebilmesi ya da “dış krediler”in belediyeleri dövizle borçlanma tuzağına çekmesi ve emperyalist finans sisteminin kucağına düşmesi gibi önemli handikaplar içerdiği tartışılmazdır.

‘DOĞU’SUYLA ‘BATI’SIYLA ORTAK MÜCADELE İHTİYACI

Hükümetin girişimleri ve belediyelerin sıkıştırılmak istendiği açıkça gösteriyor ki, Erdoğan-Bahçeli ittifakı yerel seçimde kaybettiklerini ellerindeki devlet gücünü kullanarak, kazanmak istemektedir. Bunu da seçilmişleri görevden alarak, ekonomik ve siyasi olarak kuşatıp çalışamaz hale getirerek yapmak istemektedirler.

Gelişmelere bakıldığında şu saptamaları yapabiliriz:

1- “Doğu”suyla “batı”sıyla oluşan tablo açıkça göstermektedir ki, gerekçeleri ve yöntemleri değişik görünse de; seçilmişleri görevden alıp yerine kayyum atayan da seçilmişleri çalıştırmayarak halk indinde itibarsızlaştırarak, dize getirmek isteyen de aynı güç odakları, aynı yetkili makamlardır.

2- ‘Doğu’da sorun, yerel yönetim sorunu olmaktan çıkmış, Türkiye’nin demokratikleşmesi mücadelesinin sorununa dönüşmüştür; “batı”da da bu noktaya doğru hızla ilerlenmektedir.

3- Sorun şu illerin bu illerin sorunu olmaktan öte, seçenlerin (halkın) kendi iradesine sahip çıkma mücadelesidir ve bu yüzden de belediyelerde sorunların aşılması, belediyedeki seçilmişlerin seçen halkla birleşerek, merkezi iktidarın yerele müdahalelerine karşı, “Halkın seçme hakkını savunan bir mücadele çizgisine girilmesi”ni dayatmış bulunmaktadır.

Erdoğan-Bahçeli ittifakı Türkiye’yi, seçimlerin ve seçime katılmanın “serbest” ama eğer tek adam yönetimine muhalifseniz seçim kazanmanın yasak olduğu bir ülkeye dönüştürmüştür.

Bu gerçeği görmeyen ve “Yerel sorundur” gerekçesiyle her ilin kendisini kendi imkanlarıyla kurtarmasını esas alan bir mücadelenin başarı şansı olmayacaktır.

 

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...