19 Kasım 2019 04:50

HDP’de sineyimillet tartışmaları: Ne yapmalı?

Paylaş

19 Ağustos’ta HDP’nin Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediye başkanlarının görevden alınmasıyla başlayan kayyum atamaları devam ediyor. En son Urfa’nın Suruç ve Mardin’in Savur, Derik ve Mazıdağı belediye başkanlarının yerlerine kayyum atanmasıyla kayyum atanan HDP’li belediye sayısı 24’e çıktı. İktidarın kayyum atamalarını ‘rutin’ bir uygulama haline getirmesi karşısında HDP seçmeni Kürtlerde ve demokrasi güçlerinde ‘HDP ne yapmalı?’ sorusu daha yüksek sesle sorulmaya başlandı.

‘HDP ne yapmalı?’ sorusu etrafında en çok tartışılan konulardan biri de ‘sineyimillete dönmek’; yani seçilmişlerin görevlerinden istifa edip halkın içine dönmesi. Türkiye siyasetinde sineyimillet tartışmaları bugüne kadar genellikle partilerin Meclisten çekilmesi üzerinden sürdürüldü. Son tartışmaların merkezinde ise, HDP’nin daha kayyum atanmamış olan belediyeleri bulunuyor.

Bölgede yaptığı kamuoyu araştırmaları ile bilinen ‘Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezinin 8-10 Kasım tarihleri arasında Diyarbakır, Van ve Mardin’de “Kayyum uygulamalarına karşı HDP ne yapmalı?” sorusu etrafında düzenlediği ankette halkın yüzde 81,3’ü kayyum atamalarına karşı olduğunu söylüyor. Ankete katılanların yarıdan fazlası, özellikle gençler “HDP’nin daha radikal bir tutum takınması gerektiğini” söylüyor -ki bunların bir kısmı HDP’nin Meclisten ve belediyelerden çekilmesi gerektiğine inanıyor.

Başka bir tartışma konusu olmakla birlikte ortaya çıkan sonuç bize iktidarın iddialarının tersine kayyumların Kürtlerden destek görmediğini ve daha da önemlisi Kürt sorununun demokratik barışçıl yollardan çözümüne dair inancı zayıflatarak sorunu derinleştirdiğini ortaya koyuyor.

HDP, yapılan tartışmalar üzerinden bundan sonra nasıl bir yol izleneceğini belirlemek için yarın (20 Kasım) bir toplantı düzenliyor. Burada amacımız elbette HDP’ye ‘Akıl vermek’ değil. Ancak eğer Kürt sorunu ve ülkedeki demokrasi mücadelesine şöyle ya da böyle etkileri olan/olacak bir tartışmadan söz ediyorsak -ki öyledir- tartışılan konulara dair bazı hatırlatmalar yapmak, notlar düşmek gerekli hale geliyor.

Bu tartışmalarda öncelikle kayyum atamalarının asıl hedefinin ne olduğunu gözden kaçırmamak gerekiyor. Üç büyükşehirden başlayan kayyum atamaları Kürt illerinde bile faaliyetleri büyük oranda engellenen/sınırlanan HDP’nin yerel hizmetler üzerinden halkla buluşmasını engellemeyi amaçlıyor. Çünkü HDP’li belediyeler kadın ve çocuktan, kültür-sanat ve dil-eğitime kadar birçok alanda iktidara alternatif politikalar üretilmesinin önünü açıyor; halkın ulusal kültür ve değerlerinin yayılmasına hizmet ediyor. Öyleyse kayyum atamalarının öncelikli hedefinin HDP’yi zayıflatmak, halkla bağlarını koparmak olduğunu söyleyebiliriz.

Sineyimillet tartışmasını yaparken bu gerçeği unutmamak gerekiyor.

Sineyimillet, yani halkın içine dönmek eğer halkın temsilcileriyle birlikte yeni bir mücadele sürecine girmesinin önünü açacaksa anlamlı bir seçenektir. Ancak maalesef bugünkü tablo öyle değildir. Kayyum atanan büyükşehirlerde bile 2015’ten bugüne devam eden yıkım ve baskı politikaları nedeniyle halkın tepkisi çok sınırlı kalmıştır. Mesela zamanında Newroz kutlamalarının yasaklanmasından hatırlanabileceği gibi, yasakların on binlerce insanın kitlesel tepkisiyle boşa çıkarılabildiği Diyarbakır’da kayyum atamasına karşı tepki büyükşehir belediyesinin karşısındaki sokakta birkaç yüz kişinin katıldığı eylemlerle sınırlı kalmıştır.

Bugünkü tablonun oluşmasında Kürt kentlerinde 2015’teki çatışmaların (şehir/hendek savaşlarının) önemli bir etkisi oldu. O günden bugüne Erdoğan iktidarı, buralarda önce yıkım ve ardından baskı ve yasaklarla ele geçirdiği inisiyatifi kaybetmek istemiyor. O yüzden halkın moral değerlerini güçlendirecek, örgütlenme ve mücadele yönelimini büyütebilecek her türlü olanağı daha baştan ortadan kaldırmak istiyor. Daha seçimler yapılmadan kayyum atama yönündeki tehdit açıklamaları bu politikanın bir ifadesiydi.

Toparlamak gerekirse, bugünkü koşullarda Erdoğan iktidarının/tek adam yönetiminin devam eden kayyum atamalarında kendini gösteren baskı politikalarını içe dönerek durdurmak olanaklı görünmüyor. Atılacak adımların, alınacak kararların halkın en geniş kesimlerini örgütleyecek ve mücadeleyi ilerletecek yönde olması gerekiyor. Çünkü halkın iradesinin gasbından başka anlama gelmeyen kayyumlar nasıl sadece HDP’nin sorunu değilse, iktidarın en temel demokratik hakların kullanımını ortadan kaldıran bu uygulamalarına karşı koymak da sadece HDP’nin üstesinden gelebileceği bir iş değildir. Bu nedenle bugün kayyumlara karşı mücadelenin demokrasi mücadelesinin bir alanı/konusu olduğunu unutmadan bu saldırıları püskürtmek için en geniş halk güçlerini birleştirecek bir mücadele hattında ısrar etmekten başka bir çıkar yol bulunmuyor.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa