15 Kasım 2019 03:20

AB'yle gerilim dönemi başlıyor

Paylaş

Türkiye’de bütün dikkatlerin Erdoğan-Trump görüşmesinin sonuçlarına yöneldiği şu sıralarda, Türkiye basının ıskaladığı ya da görmezlikten geldiği bir diğer önemli gelişme AB cephesinde yaşandı. AB dışişleri bakanları hafta başında Türkiye’nin Akdeniz’deki doğal gaz arama çalışmalarını “illegal” ilan ederek bir dizi yaptırım kararı aldı. Bugüne kadar en sert ve somut yaptırım anlamına gelen AB’nin kararında Kıbrıs açıklarında arama faaliyetine katılan kişi ve şirketlerin mal varlıklarının dondurulması yer alıyor. Ayrıca, arama ve sondaj faaliyetlerine katılanların AB’ye girişinin yasaklanması da kararlar arasında.

Kararda şimdilik somut isimler yer almıyor. Bu nedenle “açık çek” de sayılabilir. Duruma ve gelişmelere göre, listeye Türkiye’yi temsil eden bakanların ya da şirketlerin eklenmesi söz konusu olabilir. İlk etapta sondaj gemilerinin kaptanların ve mürettebatın bundan etkileneceğini Alman basını yazıyor.

Türkiye’nin Rojava’ya düzenlediği askeri operasyonu protesto eden, silah satışını durduran AB ülkeleri, Kıbrıs açıklarında doğal gaz arama konusunda çıtayı daha yukarıyı koymuş görünüyor.

Zira bu son karar geçtiğimiz temmuz ayında alınan yaptırım kararından daha ağır. “İlk uyarı” mahiyetindeki temmuzdaki yaptırımlarda, 2020 yılından itibaren Türkiye’ye daha az maddi yardımda bulunma, Havacılık Ulaşımı Anlaşması konusundaki görüşmelerin askıya alınması gibi kısmen hafif sayılabilecek maddeler sıralanmıştı.

Aşamalı olarak yaptırımların sertleştirilmesi aynı zamanda AB’nin enerji kaynaklarını paylaşmama konusunda Erdoğan ile ilişkileri sertleştirmekten çekinmediğini gösteriyor.

AB’nin yaptırım kararı aldığı günün ertesinde Türkiye gazetelerinin çoğunda, belki de buna gösterilen tepkinin sonucu olarak, Avrupalı IŞİD’li teröristlerin sınır dışı işlemi öne çıkarıldı ve “Şimdi siz düşünün” mesajı verildi.
Sığınmacılardan sonra şimdi de elindeki IŞİD’lileri Avrupa’ya karşı şantaj aracı olarak kullanan Erdoğan’a bu kez fazla tavizin verilmesi beklenmiyor. Çünkü, başta Almanya ve Fransa olmak üzere, AB ülkelerinin sınırlı sayıdaki IŞİD’lileri alıp hapse atması çok da ciddi bir sorun teşkil etmiyor.
Alman basınında yer alan haberlere göre Türkiye’nin elinde 1200 yabancı IŞİD militanı bulunuyor. Bunların bir kısmı Avrupa ülkelerinin vatandaşı. Ayrıca, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine düzenlediği askeri operasyon sırasında 280’den fazla IŞİD militanı da Türkiye’ye teslim oldu. Bunlar arasında kaç Avrupa vatandaşının olduğu bilinmiyor. Toplam açısından ise Rojava’daki hapishanelerde 84 Alman vatandaşının olduğu belirtiliyor.

Veriler Türkiye’nin IŞİD militanları tehdidiyle AB ülkelerine geri adım attıramayacağını gösteriyor. Dahası önümüzdeki dönemde “Al teröristini, ver teröristimi” süreci de başlayabilir. Erdoğan’ın Avrupa’yı teröristlerle tehdit ettiği gün Almanya’da bir operasyonla IŞİD ile bağlantılı olduğu ileri sürülen iki Türkiye vatandaşı gözaltına alındı. Sayı önümüzdeki dönem artabilir ve Türkiye vatandaşı olanların sınır dışı edilmesi gündeme getirilebilir. Benzer bir durum diğer Avrupa ülkelerinde de yaşanabilir. Böylece Erdoğan’ın terörist tehdidi ters tepebilir.

Sığınmacılar ise uzun bir süre daha ciddi bir tehdit konusu olmaya devam edecek.

Erdoğan’ın Avrupa’yı elindeki IŞİD’lilerle tehdit etmesine tepki gösteren Alman Parlamentosu Dışişleri Komisyonu Başkanı Norbert Röttgen (CDU), tehditlere karşı Almanya’nın ekonomik gücünü kullanması çağrısında bulundu. Türkiye’de 7 binden fazla Alman firmasının yatırım yaptığı, otomobil devi VW’nin de Manisa’ya büyük bir fabrika kurmaya hazırlandığı, Türkiye’nin de ekonomik olarak diplerde bulunduğu bir süreçte, Almanya’nın ekonomik yaptırım gücünü kullanması durumunda bunun derin sarsılmalara yol açacağı ortada.

Bütün bunlara bir de Fransa’nın NATO içerisinde Türkiye’nin duruşuna yönelik yaptığı eleştirileri eklediğimizde, önümüzdeki dönemde Türkiye-AB ilişkilerinin daha fırtınalı bir döneme gireceği anlaşılıyor. Erdoğan, ABD ile sarsılan ilişkileri rayına koymanın çabasını verirken, AB ile ilişkiler Akdeniz’deki gelişmeler nedeniyle raydan çıkmak üzere...

Raya oturtmak için kullanacağı tehditler ise giderek azalıyor. Sürekli sığınmacıları AB’ye karşı kullanan Erdoğan, tarafların yeni bir anayasa üzerinde anlaşması, savaşın bitmesi durumunda eskisi gibi rahat davranamayacak.

Bu nedenle, Batı cephesinde ABD ile ilişkileri rayına oturtmak için Washington’a giden Erdoğan’ın önümüzdeki dönem bir de Brüksel’e uğraması gerekecek. Çünkü, Avrupa’da Akdeniz’deki gelişmeler, Rusya’ya yaklaşma, Suriye’de karşı Kürtlere karşı “agresif” tutum nedeniyle Türkiye ile mesafe her geçen gün biraz daha açılıyor. ABD ve AB ile ilişkilerin “normalleşmesi” durumunda bu kez de Rusya ile çatlak oluşması kuvvetle muhtemel.

Özetle, Erdoğan, bölgede farklı çıkarları olan emperyalist güçlerle ilişkileri dengede tutma adına bir başkentten diğerine mekik dokumak zorunda kalacak. Çelişkiler derinleştikçe dengenin ömrü kısalacak.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa