14 Kasım 2019 04:10

Ya tut ya terk et!

Paylaş

Milli duygular hassasiyeti üzerinde boy veren toplumsal linç mekanizması bu kez Fenerbahçe’nin Yunanistanlı Basketbolcusu Kostas Sloukas için devrede. Çocukluktan itibaren yoğun biçimde maruz kaldığımız, “kutsal vatan”, “aziz millet”, “şanlı bayrak”, “kahraman şehitler”, “ulu önder” gibi söylemlerle beslenip gelişen hassasiyetimizin, farklı düşüncelere sahip insanlar üzerinde nasıl bir faşizan unsur haline dönüşebildiğine tanık olduk bir kez daha. Görüldüğü üzere, milli(yetçi) hassasiyetten faşizme giden yol çok kısa…

Sloukas, 10 Kasım’da Fenerbahçe’nin Beşiktaş ile oynadığı maç öncesinde takımının Atatürk’ü anmak için açtığı pankartı tutmadığı gerekçesiyle tepkilerin hedefine oturtuldu.

Pek çok sosyal medya kullanıcısı, Sloukas’ın pankartı tutmamakla Atatürk’e saygısızlık yaptığını iddia ederek hemen takımdan gönderilmesini istedi. Sosyal medyada “Atatürk’e yapılan bu saygısızlık kesinlikle kabul edilemez”, “Parasını verip bu oyuncuyu gönderin” gibisinden mesajlar ön plana çıktı. Böylece Atatürk’e saygı göstermenin onu anmak için hazırlanan pankartı tutmakla mümkün olabileceğini öğrenmiş olduk. Tabii bunun tersi de geçerli. Pankartı tutmazsan saygısızlık yapmış sayılıyorsun!..

Sloukas’a yönelik öfke hızla büyürken Karşıyaka’nın Milli Basketbolcusu Semih Erden de duruma kayıtsız kalmadı ve sosyal medya hesabından, “Sloukas, bu ülkenin ekmeğini yiyip bu ülkenin kurucusuna saygısızlık yapmayacaksın. Tüm dünyanın saygıyla andığı Atamıza sen de saygını göstereceksin” şeklinde paylaşımda bulunarak linç ateşini biraz daha harladı. Tabii yüksek milli hassasiyet sahibi olmak bunu gerektirir!..

Sloukas’a açıkça, “Bu ülkede mesleğini yapıp para kazanıyorsan, bizim düşüncelerimizi ve hassasiyetlerimizi benimsemek zorundasın” diyorlar.

Faşistlerin, bir zorbalık nişanesi olarak dillendirdiği “ya sev ya terk et” sloganının, “ya tut ya terk et” versiyonuyla karşı karşıyayız. Yunanistan vatandaşı olan bir sporcunun Atatürk ile ilgili bizden farklı düşüncelere sahip olabileceğini kabul edemiyoruz. Oysa bu çok normal. Farklı kültürler, farklı ideolojiler, farklı öğretiler, farklı coğrafyalar sonuçta farklı düşünceler üretir. Düşünce düzleminde farklı konumda bulunmak saygısızlık anlamına gelmez. Bu bağlamda pankarta el atmama tavrı da saygısızlık sayılmaz. Asıl saygısızlık, insanların kişiliğini, düşüncesini, iradesini yok sayarak onları istekleri dışında, birilerini sevmeye, birilerine saygı duymaya zorlamaktır.  Atatürk üzerinden milli hassasiyet gösterisine soyunup yabancı bir sporcuyu hedef haline getirmek, o sporcunun psikolojisiyle birlikte bütün hayatını olumsuz etkileyebilecek gelişmelere kapı aralamak anlamına gelir ki bu, düpedüz ahlaksızlıktır.

Ortalık milli hassasiyetten geçilmezken, nedense hiç kimsenin aklına Atatürk’ün “ahlaklı sporcu” ideali gelmiyor. Milli hassasiyet şovuyla gönülleri fethetmenin çok kolay olduğu, buna karşılık ahlaklı tutumun ve vicdani tutarlılığın herhangi bir “getiri” sağlamadığı dönemlerdeyiz ne de olsa…  

Memleketin, “muktedirsever” gazetecilerinden Fatih Altaylı da Galatasaray’ın Japon Futbolcusu Yuto Nagatomo’yu eleştirirken, tükürükler saçarak dile getirdiği, “Keşke Nagazaki’de bu adam gitseymiş” ifadesiyle medya tarihindeki ırkçı alçaklıklara yeni bir halka ekledi. Öylesine erdem yoksunu ve hezeyan dolu sefil bir zihniyet ki, sportif performansından memnun olmadığı bir oyuncunun yok olmasını dileyebilecek kadar pespayeleşebilmekten utanmıyor…

Spor ortamı; faşizmin, ırkçılığın, militarizmin, cinsiyetçiliğin büyük bir gururla sergilendiği türlü örneklerle her geçen gün daha da çürüyüp kokuşuyor. Bütün bunlar gösteriyor ki, sporda her şeyden önce, onurla, erdemle, vicdani duyarlılıkla donanmış bir insanlık hedefini gerçekleştirmeye ihtiyacımız var…

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa